Burak Yılmaz ve Demba Ba Neden Çin’e Gittiler


neden-cine-gittiklerinin-yaniti-0204161200_m2İki yıl öncesine kadar futbol harcamaları Türkiye ve Ukrayna gibi ülkelerin arkasında kalan Çin’in futbolda büyüme hayalleri geçek oluyor. 1.3 milyar nüfusuyla hem büyük bir taraftar, hem de yetenekli oyuncu potansiyeline sahip olan Çin, yaptığı transferlerle Asya’da yükselişe geçmeye başladı.

Dünya gazetesinden Evrim Küçük’ün haberine göre, kendisine Dünya Kupası’nı havaya kaldırma hedefi koyan Çin, kesenin ağzını açtı. Ancak ödenen astronomik rakamlar transfer piyasasını yeniden şekillendirecek gibi gözüküyor.

Alman internet sitesi Transmarkt. com verilerine göre şu an Çin futbol transferlerine en fazla para harcayan ülke konumunda. Çin Süper Lig kulüpleri, Avrupa kış transfer sezonunda 379 milyon dolarla dünyada transferlere en çok bütçeyi ayırdı. Böylelikle İngiltere Premier League, Alman Bundesliga, İtalyan Seria A gibi en büyük birinci liglerden daha fazla transfer harcaması gerçekleştirdi.

Çin’in yaptığı son transferler arasında futbolseverlerin yakından takip ettiği yıldız oyuncular; Gervinho, Renato Augusto, Ramires, Fredy Guarin Jackson Martinez ve Stephane Mbia. Türkiye’den Ersan Gülüm de 7 milyon euro bonservis bedeliyle Hebei China Fontune’a transfer olurken, Galatasaray’ın milli futbolcusu Burak Yılmaz da, yılda 8 milyon euroya Beijing Guoan Kulübü ile el sıkıştı.

BREZİLYALI TEİXERİA’YA 50 MİLYON EURO

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’in futbol piyasasını ödediği astronomik transfer ücretleriyle yeniden şekillendirmesi bekleniyor. Spor yazarlarına göre, emtia ve diğer piyasalarda Çin’in yarattığı yaptığı alımların etkisinin bir benzeri futbol piyasasında da yaşanabilir ve dünya futbolunda bir enfl asyon dönemine girilebilir. Çin’in yurtdışındaki oyuncuları dağıttığı paranın giderek yükseleceği belirtiliyor. Örneğin son transferlerinden Brezilyalı Alex Teixeria’yı Ukrayna’nın Şahtar Donetsk takımından almak için Jiansu Suning 50 milyon euroyu gözden çıkardı. Bu, İngiliz Liverpool’un ocak ayındaki teklifinin yüzde 60 üzerinde bir meblağ. Chesela’den Çin ekibi Jiangsu Suning’e transfer olan bir diğer Brezilyalı Ramires Santos do Nascimento da 36 milyon dolara imza attı. Çin futboldaki iddiasını başka yollardan da artırıyor. Dünyanın en büyük futbol Transferlere yapılan harcamaların yanında, Atletico Madrid’in yüzde 20’sini elinde bulunduran Wang Jianlin’in sahibi olduğu Çinli Wanda Group geçtiğimiz günlerde FIFA’ya sponsor oldu. Wang, başka şirketlerin de kendilerini takip etmesini beklediklerini söyledi. Çin için futbol, spordan daha fazla anlam ifade ediyor ve bu da futbola son yıllarda yapılan büyük harcamaları açıklıyor. Çin en son 2002 yılında Dünya Kupası finallerine katılma hakkı elde etmiş, ancak oynadığı üç eleme maçında hiç gol atamamıştı. En son FIFA sıralamasına göre Çin şu an dünya sırılamasında 96’ncı sırada ve Guatemala, Antigua ve Barbuda, Faroe Adaları’nın gerisinde. Ancak artık nakit zengini olan Çin’in futbolu bir prestij meselesi olarak görmeye başladı.

DEVLET BAŞKANI İÇİN PRESTİJ MESELESİ

Mao’dan bu yana en etkili Çinli lider olarak görülen Devlet Başkanı Xi Jinping, koyu bir futbol taraftarı ve futbolun ulusal öncelikleri arasında yer aldığını söylüyor.

Başkan’ın hedefi Dünya Kupası’nı Çin’de düzenlemek hatta Dünya Kupası’nın havaya kaldıran takım olmak. Jinping’in kişisel ilgisi çin’de hem okullarda hem de ligde daha iyi oyuncuların yetiştirilmesi ve büyük transferlere imza atılmasında etkili oluyor.

Tıpkı Olimpiyat Oyunları’nda olduğu gibi Çin Dünya Kupası’nın siyasi bir kazanım olarak değerlendiriyor.

Futboldaki yatırımların etkisi yavaş yavaş görülmeye başladı. Ülkenin en büyük online satış sitesi Alibaba’nın kurucusu Jack Ma’nın hisselerini elinde bulundurduğu Guangzhou Evergrande, son üç sezonun ikisinde Asya Şampiyonlar Ligi’nin galibi oldu. Çinli kulübün değeri 3.35 milyar dolarla Marchester United, Arsenal ve Borussia Dortmund’un üzerinde.

MANCHESTER UNİTED ÇİN PAZARINA GÖZ DİKTİ

Bu arada İngiliz Premier Lig takımı Manchester United, 1.3 milyar Çinli sayesinde taraftarlarına milyonlarcasını daha eklemeyi planlıyor. Kulübün direktörü Richard Arnold, 110 milyondan fazla taraftarlarının bulunduğu Çin ile uzun soluklu bir ilişki kurmayı planladıklarını söyledi. Arnold, CNBC ile yaptığı söyleşide 659 milyon taraftarlarının 110 milyonunun Çin’de olduğunu bu nedenle dünyanın bu kesiminin kendileri için önemli olduğunu belirtti. Ancak bu 110 milyon kişinin paraya dönüşmesi çok da kolay değil. Pekin ve Şanghay sokaklarında Manchester United forması giyen birçok kişi görmek mümkün iken, bunların çoğunun resmi lisanslı ürün olmadığından kulübün kasasına para olarak girmiyor.

Kulüp resmi forma satışlarını artırmak için yerel futbol okullarına futbol öğretmenleri göndermeyi düşünüyor. Ayrıca medya anlaşmalarına hız kazandırma planları yapıyor. Çin’de maçların yayın hakları milyarlarca dolara ulaşabileceği belirtiliyor ve Manchester United gelecekte bu pazardan önemli bir pay almayı umuyor.

ÇİNLİ HUAWEİ’NİN MARKA YÜZÜ MESSİ

Dünyanın en iyi futbolcularından biri olarak gösterilen Lionel Messi, Huawei’nin yeni nesil akıllı telefonlarının iletişiminde, şirketin marka yüzü oldu. Huawei Terminal İş Birimi Başkanı Kevin Ho, yaptığı açıklamada, “Lionel Messi ile gerçekleştirdiğimiz işbirliği, Huawei markasının kitlelerle iletişimine yeni bir soluk ve canlılık getirirken, özellikle marka bilinirliğine ve sadakatine, önemli oranda katkı sağlayacak. İlerlemekte olduğumuz yoldan ve geldiğimiz noktadan gurur duyuyoruz ve başarıya odaklı bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz” dedi. Huawei, spor eko-sistemi özelinde bazı yatırımlara imza attı. Son yıllarda, tüm dünyanın ilgiyle takip ettiği América, Santa Fe, Sporting Cristal, Arsenal, Atlético de Madrid ve AC Milan gibi birçok kulübün yanında, Robert Lewandowski, Alexis Sánchez ve Lionel Messi ile önemli işbirlikleri gerçekleştirdi.

FUTBOLDA REFORM PLANI HAZIRLANDI

Koyu bir futbol taraftarı olana Devlet Başkanı Xi Jinping, futbolun yaygınlaşması için vuruşunu yaptı. Çin kabinesi bu ay futbolda reform niteliğinde bir tasarı hazırladı. Plana göre futbolda uzmanlaşan ilk ve ortaokul sayısı şu anki 5000 seviyesinden 2020’de 20 bin ve 2025’te 50 bin seviyesine çıkarılacak.

 

”   #Tv ler artık #bilgisayar oluyor #google play,#oyun,#internet,4k #film,#müzik kumandasıyla https://goo.gl/GHPsHk  

Reklamlar

Çağrı Merkezi Açma Maliyeti Nedir?


” Bu işi profesyonel yapan hiç kimse sizden hazır kurulum parası istemez üstüne bayi destek primi adı altında destekler.

çağrı merkezi kurulumda herkesin bütçesine ve zevkine göre değişir ( 200 tl pc de var 1500 tl yede 30 liraya koltukta var 1000 tl yede )

5 kişilik bir çağrı merkezinin sizlere kurulumundan tutundan kazanç yapısına kadar anlatacağım ;

1 . herhangi bir handa 500 tl kiralık ofis işinizi görür merkezi yerde olsun eleman akışını sağlamak için bu sektorun elemanları oynaktır . en fazla omurler 9 aydır.
2. pc lere ole cok para vermeyınız 200 – 300 arası pcler işinizi görür leptop alınız arkadaşlar daha sağlamlardır yer kaplamazlar bozuldumu kaldırır hemen yenisini koyarsınız bu leptoplara harici ses kartı alın 9 tl bozuldukca cıkarırı atarsınız zaman kaybetmessiniz
3 iş yerinize ikea dan 45 tl lik 5 tane masa alın
4 spotcudan 30 tl ye doner koltuk alın
5 en az 2 tane internet bağlatın

yani ortalama 5 kişilik çağrı merkezinin kurulumu

kira + depozit + peşinat = 1500 tl
masa + sandalye = 75*5 = 475 tl
kulaklık ses kartları fare = 500 tl ( dandık kulaklık almayın alırsanız her ay yenılemek zorunda kalırsınız)
pc = 6*300 = 1800

ıvır zıvır gideri (şirket kurulumu vs dahil) 1700 tl

düz hesap 6000 tl tutar.

gelelim kazanc yapısına.

Arkadaşlar dikkatle okuyun,

baş bayiler ana bayiler sizden data parası istemez isteyenler aracı kurumlardır . çünkü ana bayi datasını kendı yaratır kalkıp bırde dataya para harcasalar oo ooo 35-45 binarası data giderleri olur data vermeyen datayı parayla satanlar aracılardır bu bayilerle asla çalışmayın işleriniz çalarlar . satarlar yok olur giderler.

crm yazılımı asla paralı olamaz çünkü hazır sistemdir . size alt bayilik açarlar tek tuşla bunun için para isteyenlerden uzak durun tokatcıdırlar..

kazanc yapısı ise ,

firmamızda hem ses hem adsl satışı vardır.

ses satışı abonenin turktelekomda olan hattını taşırsınız. bunun karşılığındada 35 tl den 110 ty kadar varan hak edişler alırsınız

adsl satışı ttnet de olan aboneleri taşırsınız bunun karşılıgındada 80 tlden 150 tl ye kadar para kazanabilirsinz

5 kişilk ses satış ekibi ortalama ayda 600 satış yapar buda ortala olarak 60 * 600 = 36 bin para yapar

5 kişil ekip ssesın yanına 100 adet adsl sıkıstırsa = 100 *1000= 10000

total kazancınız 46 bin tl
gideriniz kira aidat elektrik su internet voip = 3000 tl
elaman sgk yemek pmaaş dahil = 10000 tl
kurye masrafınız= 700*10 = 7 bin

gider totalde 20 bin kazanc 46 bin kalırsize 26 bin bunun %18 kdv düştügünğz zaman kazancınız budur ..

primleri fazla verenbayilere inanmayın arkadaşlar gözünüzü yanıltmasın işlerinizi çalarlar paranızı ödemezler .

check up lardan sigortacılardan ürüncülerden uzak durun bunlar kredi kartıyla işlem yapar başınız ağrır yasal değildir

firmanın btk lisansına bakın
yerinde inceleyin

elimden geldiğince yazmaya çalıştım

bilgi için

yuksel.comuk@byeroglu.com.tr ”

 

”   #Tv ler artık #bilgisayar oluyor #google play,#oyun,#internet,4k #film,#müzik kumandasıyla https://goo.gl/GHPsHk   

Futbol ilk kez Çin’de oynandı


 

futbol_ilk_kez_cinde_oynandi_h83908_e4e9d[1]

 

Çin, dünyada sıradan insanların önyargılarına en çok maruz kalmış ülkelerin belki de başında gelir. Bunun birçok nedeni var; tarihi koşullar, bir dönem dışa kapalı yaşama ve bunu kullanmayı seven Batı basını vb. Ancak futbol ve Çin kelimeleri son yıllara kadar pek birlikte kullanılmazdı, özellikle de 4 takımın dışındaki kulüp ve branşlarla fazla ilgilenmeyen Türk basınında.
Çin, çoğunluğa göre halen bir masa tenisi ülkesi. Bir zamanlar istasyonlarda tren beklerken bile masa tenisi oynayan Çinliler günümüzde farklı ülkelerin milli formalarıyla birbirleriyle yarışıyorlar. Çin’de parklar sabahın erken saatlerinde spor yapanlarla dolar. İlerleyen saatlerde dans edenleri, müzik dinleyenleri veya badminton oynayanları görmek mümkündür. Bu arada özellikle kadınların, “Yumaoqiu” dedikleri ucunda madeni para büyüklüğünde ağırlık bulunan tüyleri Maradona’yı kıskandıracak şekilde sektirdiklerini de söylemeliyiz; yani Çinlilerin kadın futbolunda söz sahibi olması tesadüf değil. Son yıllarda büyük şehirlerde sayıları azalsa da Çin halen bir ‘bisiklet ülkesi’; hatta Çinliler ‘bisiklet krallığı’ diyor.

FUTBOLUN DOĞUŞU
Son günlerde gündeme gelen yüksek rakamlı transferler üzerine Çin için ‘Futbol nereden çıktı?’ diyenlerin sayısı az değil. Şunu hemen söylemek gerekir, Çinlilerin futbola ilgisi yeni değil; hatta Çinli tarihçilere göre futbol ilk kez Çin’de oynandı. Çinliler barut, matbaa, pusula ve kağıdın yanı sıra futbolun da kendi buluşları olduğunu iddia ediyorlar. 2002 Dünya Kupası öncesi Çin Merkezi Televizyonu’nda (CCTV) düzenlenen bilgi yarışmasında, ‘Futbol ilk kez hangi ülkede oynandı?’ sorusunun doğru yanıtı, Çin’di.
Çin’deki tarih kitaplarına göre, ayakla itilen top anlamına gelen ‘cuju’ dünyada oynanan ilk ‘futbol’dur. M.Ö. 16. ve 11. yüzyıllar arasındaki Shang dönemine ait kaplumbağa kabukları üzerinde ‘cuju dansından’ söz ediliyor. ‘Ayak topu’ M.Ö. 206 ve M.S. 220 yılları arasındaki Han Hanedanı döneminde saraya girmiş. Bu dönemde deriden yapılan ve içi tüyle doldurulan topun peşinde koşanlar arasında imparatorlar ve vezirler de varmış. Bu yıllarda ayak topu askeri eğitimlerde de kullanılmış.

MİLAT 1990’LAR
Batılı anlamdaki futbolun Çin’e 1909 yılında Qin Hanedanı döneminde girdiği söylense de 1990’ların Çin futbolunda ‘milat’ olduğu herkesin ortak fikri. Ülkede ilk profesyonel ig 1994’de 14 takımla kuruldu. Ertesi yıl 12 takımlı 2. lig kurulurken, 1. ligdeki takım sayısı 16’ya çıktı. 1. ligin adı ise her yıl sponsoruna göre değişti.
90’ların ortasında 14-16 yaş grubundan 20 futbolcu 5 yıllık futbol eğitimi için Brezilya’ya gönderildi. Aynı günlerde Afrika ülkeleri, Rusya, Brezilya, Romanya ve Yugoslavya’dan futbolcu ve antrenörler Çin takımlarıyla anlaşma imzalıyorlardı. 2000 yılına geldiğinde Çin’deki yabancı oyuncu ve çalıştırıcı sayısı 50’yi geçmişti. Hatta, Çinlilerin yaşamına spor-toto katılmıştı.

YABANCI TEKNİK DİREKTÖR DÖNEMİ
Çin milli takımı da ilk kez 1992 yılında yabancı teknik direktörle çalışmaya başladı. Havaalanında coşku ile karşılanan Alman Klaus Schlappner, bir yıllık görev süresinde istenen sonuçları alamadı. Ancak Schlappner’in döneminde Çin milli takımı modern yöneticilik, antrenman metotları ve beslenme programı gibi bazı temel kavramlarla tanışmış oldu. 1998’da göreve gelen 2. yabancı çalıştırıcı İngiliz Bobby Hougton da Çinliler tarafından ‘fazla teorisyen’ bulundu.

ÇİNLİLERİN ‘MİLU’SU
Ocak 2000’de Çin milli takımı için yeni bir dönem başladı. Ülkenin milli takım tarihinde 3. yabancı çalıştırıcı olan Yugoslav Bora Milutinoviç, kariyeri ve sempatik hareketleriyle kısa zamanda Çinlilerin sevgisini kazandı. 1986’da Meksika’yı, 1990’da Kosta Rika’yı ve 1998’de Nijerya’yı Dünya Kupası’na taşıyan Yugoslav teknik director aynı başarıyı 2002’de Çin’de tekrarladı.
TV programlarında İspanyolca konuşan, Meksika pasaportlu “Milu”nun getirdiği en önemli değişiklik futbolcuların psikolojik korkularını gidermesi oldu. Çin futbol çevrelerinde “Futbolun eğlence olduğu” konuşulmaya başladı. Milu, maçlardan bir gün önce takımı sinemaya götürüyordu.

ÇİN İLK KEZ DÜNYA KUPASI’NDA
7 Ekim 2001 günü Çinliler, geleneksel Ay Bayramı’nı kutluyordu, ama asıl bekledikleri futbol bayramıydı. Ülkenin kuzeydoğusundaki Shenyang şehrinde oynanan karşılaşmada Çin, Umman’ı 1-0 yenerken tarihinde ilk kez Dünya Kupası’na gitmeyi garantiledi. Milu ise 5 farklı ülkeyi bu turnuvaya götürerek kırılması zor bir rekorun sahibi oldu.
Maçın bitiş düdüğü ile birlikte tüm Çin’de halk sokaklara döküldü. Bu 2001 yılındaki ilk sevinç değildi. Çin’in başkenti Beijing 2008 Olimpiyat Oyunları’nın ev sahipliğini kazandığında da halk sokaklardaydı. Aynı yıl Dünya Ticaret Örgütü’ne de katılan Çinliler 2001’I “Altın yıl” olarak nitelediler.

Xİ JİNPİNG’İN RÜYASI
Çin’in son yıllarda futbolda yaptığı atılım ile Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in futbola ilgisi birlikte konuşuluyor. Tabii Çin liderinin futbol sevgisi bu alana yapılan yatırımları tek başına açıklamıyor. Çin lideri ülkesi için planladıklarını, hedeflerini “Çin Rüyası” başlığıyla özetledi.
Cumhurbaşkanı Xi’nin futboldaki hayalleri ise “Çin’in dünya kupasına katılması, dünya kupası organize etmesi ve nihayet dünya kupasını kazanması” şeklinde özetlenebilir.
Bugünden bakınca bu hedef zor görünüyor; ancak 2020 yılı itibariyle orta halli refah toplumu yaratmayı hedefleyen ve bu hedefe “Çin Rüyası” adını veren bir toplumun, dünya kupasına ulaşma hayaline de yürekten inandığını gözlemlemek mümkün. Futbol rüyası, Çin rüyasından ayrı düşünülmüyor. Hatta tribünlere “Çin Rüyası, Futbol Rüyası” yazılı pankart bile asılıyor.

TÜRK TRANSFERLER
Çin takımlarının bu yıl transfer için 200 milyon avrodan fazla para harcadığı belirtiliyor. Şu ana kadar bu miktarın yaklaşık 200 milyon avroluk kısmı Türk takımlarına gitti.
Galatasaray’ın golcüsü Burak Yılmaz’ın yeni takımı Beijing Guoan. 1951 yılında kurulan Beijing Guoan, o zamanlar bir kent takımından ziyade, ülkenin kuzeyinde yetenekli gençlerin toplandığı bölgesel bir takım hüviyetindeydi. 2009’da Çin Süper Ligi’nin 6. sezonunda ilk ve tek lig şampiyonluğuna ulaştı. Maçlarını 66 bin kapasiteli İşçi Stadı’nda oynuyor. Burak’ın yeni takım arkadaşları arasında Bezilyalı Ralf, Kleber ve Renato Augusto gibi isimler yer alıyor.
Çin’e gelen bir diğer isim Ersan Gülüm. Futbola Avustralya’da başlayan Ersan 7 milyon avro karşılığında Hebei China Fortune takımına transfer oldu. Hebei, başkente yakın bir eyelet.
Ersan’ın Türk vatandaşlığının yanı sıra Avustralya pasaportu da olması Çin takımları için çok avantajlı, çünkü Çin’de yabancı oyuncular için 3 artı 1 kuralı var, bu kurala göre sahada aynı anda en fazla 3 yabancı oyuncu olabilir, buna ek olarak Asya Futbol Federasyonu’na bağlı ülkelerden bir oyuncu da forma giyebilir. Ersan Hebei’de Gervinho, Edu, Stephane Mbia, Gael Kakuta, Lavezzi gibi yabancı oyuncularla beraber oynayacak. Hebei takımı maçlarını 33 bin seyirci kapasiteli Qinhuangdao Olimpik Spor Merkezi Stadı’nda oynuyor.
Burak ve Ersan’ın transferlerinin ardından, Türkiye spor medyasında Çin futboluna ilgi arttı. Çin takımlarının, başka Türk futbolcuları da transfer edecekleri iddia ediliyor. Bu trend devam ederse Çin’de Türk futboluna ilgi artacaktır. Ancak Türk kulüplerinin bu süreci nasıl idare edecekleri, Çin’le nasıl ve hangi kanallarla iletişim kuracakları da ayrı bir konu. Halen hiçbir Türk kulübünün resmi olarak Çin sosyal medya platformlarına (Weixin, Weibo) girmemiş olması, Türk tarafının hazırlıksızlığının ve Çin pazarının ne demek olduğunu halen anlayamamış olmalarının işareti.

EKONOMİK ANLAMI
Çin’in yaptığı büyük transferler ekonomik olarak ne anlama geliyor? Çin takımlarının transferlerini anlamak için sponsorluk ilişkilerine bakılabilir. Takımların isimleri bu konuda fikir veriyor: Guangzhou Evergrande Taobao, Jiangsu Sunning, Dalian Wanda, Hebei China Fortune…
Sunning Çin’in dev elektronik şirketlerinden biri. Dalian takımına sponsor olan Wanda’nın sahibi, Asya’nın en zengin işadamı. Guangzhou takımına adını veren hissedarlardan biri Taobao, dünyanın internet devlerinden biri Alibaba Grubu… Aslında ilk bakışta astronomik gelen ücretler, bu şirketler için küçük reklam harcamaları.
Diğer yandan, Çin ekonomisinde yavaşlama söylentilerinin olduğu bir dönemde bu transferlerin gerçekleşmesi de dikkat çekici. Çin, ekonomik modelini değiştirmeye çalışıyor. Spor ekonomisi, tüketim ekonomisinin bir parçası. 2025’te Çin’in spor ekonomisini iki katına çıkarma hedefi var. Bu alanda tüketimin artırılmasıyla ekonomiye canlılık getirilmesi de bekleniyor. Tüketim kültürü açısından taze bir pazar yaratılmış olunuyor.
Çin futbolunu izleyen uzmanlardan Chris Atkins, Sky Sports’a şöyle demiş: “Çin, ekonomisini sadece imalata dayalı olmaktan çıkarıp, spora ve eğlenceye de yatırım yapmak istiyor.” Bu yatırımlar meyve vermeye başladı, Avrupa’da Çin sermayeli kulüplerin sayısı artıyor. Çek Cumhuriyeti’nde Slavia Prag, Fransa’da Sochaux, İspanya’da Atletico Madrid, İngiltere’de Manchester City…

ÇİN SÜPER LİGİ
2004 yılında Çin Süper Ligi adıyla kuruldu. 16 takım yer alıyor. Avrupa liglerinin aksine Çin ligi Şubat veya Mart aylarında başlıyor, Kasım veya Aralık ayında maçlar sona eriyor. Her takım birbiriyle iki kez oynuyor. Sezonu en alt iki sırada bitiren takımlar alt lige, yani 1. Lige düşüyor. Ligi ilk üç sırada bitiren takımlar Asya Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı kazanıyor. Süper Lig takımları genellikle ülkenin görece zengin kentlerinden çıkıyor. Ligdeki bütün takımlar kentlerinin ismini taşıyor.
Çin Süper Ligi’nin son şampiyon Guangzhou Evergrande Taobao, arka arkaya 5 kez şampiyon olarak kırılması güç bir rekora ulaştı. Takımın lakabı “Güney Çin’in Kaplanları”
Shanghai Shenhua Türkiye’de adı en çok duyulan Çin kulübü. Birkaç sene önce Drogba Shanghai’dan Galatasaray’a gelmişti. Shanghai takımı, bir yıldızını İstanbul’a kaptırmanın acısını geçen sene Beşiktaş’tan Demba Ba’yı alarak çıkardı.
Kulüp “Mavi Şeytanlar” olarak biliniyor. Maçlarını Hongkou Stadı’nda oynuyorlar. Hongkou, kentin eski Yahudi gettosu. 2. Dünya Savaşı öncesinde binlerce Doğu Avrupalı Yahudi buraya yerleştirilmişti. Çünkü o dönemde dünyada vizesiz girilebilecek tek kent Shanghai idi.

ASTRONOMİK TRANSFERLER DÜNYA GÜNDEMİNDE
Guangzhou Evergrande Taobao’nun 42 milyon avro ödeyerek Jackson Martinez’i Atletico Madrid’den alması, Ramires’in 28 milyon avro karşılığında Chelsea’den Jiangsu’ya gitmesi spor medyasında gündeme oturdu. Bu 2 haberin ardından, bir transfer haberi daha geldi; Jiangsu’nun Brezilyalı forvet Alex Teixeira için yaklaşık 50 milyon avro ödeme yapacağı belirtiliyor. Bu transfer kesinleştiğinde, yılın en pahalı transferi olacak.
Elbette mesele sadece transferler değil, Çin bir futbol ülkesi olmaya çalışıyor. Yıldız transferleri sadece bu çabaya dikkat çekmeye yarıyor. Çin’de altyapı eğitimi, futbol sahaları, futbol yayınları gelişiyor. Katar ve ABD’ye transfer olan yaşı görece ilerlemiş yıldızların aksine, Çin genç, gelecek vadeden isimlere yöneliyor.

HEDEF DÜNYANIN EN ÇOK İZLENEN 3. LİGİ OLMAK
Örneğin 24 yaşındaki Ricardo Goulart. Geçen yıl Cruzerio’dan Guangzhou’ya transfer olduğunda geleceğin en önemli yıldızlarından biri olarak görülüyordu. Böyle giderse yakın gelecekte Çin’in Avrupa dışındaki en önemli lige sahip olması kaçınılmaz. Zira geçen sene 22 bin seyirci ortalamasına sahip Çin Süper Ligi, bu yıl 25 bini geçmeyi hedefliyor. Çinli bir futbol yetkilisinin Guardian’a verdiği bilgiye göre, hedef 2018 itibariyle Bundesliga ve Premier Lig’den sonra dünyanın en çok izlenen 3. ligi olmak… Para, siyasi destek, altyapı, tutku ve potansiyel devredeyse bu hedefin gerçekleşmesi çok zaman almayacak gibi.


dörtlü bir arada Google Cardboard,Klick button,NFC tag,OTG adaptör telefonunuz yeniden doğucak ve hızlanıcak https://goo.gl/TsgZNd

 

Sizi Her Arayan İyi Niyetli Değildir


0033a782db22638

 

“Tam da bilgilerimiz çalınmış mı? Siber güvenlik ihlali var mı? Ülkemizin Bilişim sistemleri, özellikle resmi kurumlarımızın IT altyapısı ve yönetimi ne kadar güvenli? Tartışmaları sürerken az önce beni 0850 640 07 89 no’lu telefon numarasından aradılar.

Yapı Kredi Bankası adına aradıklarını, kredi kartı aidatı iade ödemesi yapacaklarını söylediler.

İşin garibi; bundan 6 ay önce WorldCard’ımı kart aidatı sebebiyle iptal etmiştim. Toplamda 9 yıllık 450TL kart aidatı ödemiştim ve bunu geri almak için tıpkı dosya masrafı’nda yaptığım gibi kaymakamlıktaki tüketici hakem heyetine gittim. Bana kart aidatımı geri alamayacağımı, dışarıda panoda asılı mahkeme kararı olduğunu, kart aidatının dosya masrafı gibi geri alınamayacağını, hatta işlem yaparsak davanın red olacağını ve banka avukatına vekalet ücreti ödemek zorunda kalacağımı söylediler ben de bunun üzerine vazgeçtim.

Yani beri arayanlar YapıKredi bankası eski müşterisi olduğumu, kredi kartımı iptal ettirdiğimi ve iptal ettirdiğim kartı kullandığım süre boyunca kaç para aidat ödediğimi biliyorlardı. Adımı Soyadımı ve Cep telefonumu da biliyorlardı.

Kısaca; YapıKredi bankası “kredi kartını iptal ettirenler müşteriler” başlıklı database verisini çaldırmış, bu database’de kişisel bilgileri bulunan onbinlerce kişinin bilgisi dolandırıcıların eline geçmişti.

Son derece profesyonel ve kalifiye elemanlardan seçilmiş call center yetkilileriyle yaptığım görüşmenin ilerleyen dakikalarında Maximum, Bonus vb. gibi diğer bankaların kredi kartlarını kullanıp kullanamadığımı sordu. Ben de tek kredi kartım olan maximum kartım olduğunu söyledim.

450 Tutarındaki kart aidatımın İŞ BANKASI KREDİ KARTIMA ödeneceğini söylediler, bu aşamadan sonra şüphelenmeye başladım. Niçin banka hesabıma havale yapılmıyor da, benden iş bankası kredi kartımın kart numarası isteniyor? Böyle bir yasa mı çıktı da haberimiz yok?

Akabinde beni “sesli yanıt sistemine” aktaracağını, sistemin bana kart numaramı soracağını, kart numaramı girdiğim zaman cep telefonuma sms ile şifre geleceğini, bu şifreyi kendilerine söylediğim zaman iş bankası kartıma iade tutarının aktarılacağını söylediler.

Benim kredi kartı numaramı isteyecek sistemin neresi olduğunu sorunca, “sizi iş bankası müşteri temsilcisine aktarıyoruz” dedi. Biz de inandık.

Artık şüphelenme seviyem had safhaya ulaştığı için “aktarın bakalım” dedim ve gerçekten banka müşteri hizmetlerininki gibi profesyonelce oluşturulmuş bir sistemle beni kart numaramı isteyen otomatik ses’e aktardılar. Otomatik ses “kart numaranızı giriniz” diye defaatle tekrar etti. O tekrar ededururken beni arayan numarayı hemen Google’da arattırdım ve bu numaranın dolandırıcılar tarafından kullanıldığı bilgisine ulaştım. Artık her şey daha netti.

Bu arada kart numaramı girmediğim için sistem beni tekrar dolandırıcı müşteri temsilcisine aktardı ve müşteri temsilcisi bozuntusu bana “niye kart numaranızı girmediniz” deyince kendisine kötü sözler söylemeden görüşmeyi sonlandırdım.

Yani özetle; siz kredi kartıma para gelecek diye sevinirken size gönderilen 3D secure sms şifresiyle sizin kartınızın limiti elverdiği miktarda sizden para çekiyorlar. Ve bunu profesyonel bir ekiple, bankanın bilgilerini çalarak yapıyorlar.

Bu durum şu soruların oluşmasına de sebebiyet verecektir;

-Sadece 16 haneli kart numarasıyla para çekilebiliyor ve son aşama olan 3D secure şifresi sms ile geliyorsa o zaman 15 senedir niçin kredi kartının son kullanma tarihini ve CVV kodunu e-ticaret sitelerine girerek alışveriş yaptık?

-Bu güvenlik önlemleri boşa mıydı?

Benim gibi çocukluğundan beri bilgisayar kullanan, teknolojiyle iç içe olan, web sitesi yapan, internetten her hafta alışveriş yapan birisini bile dikkatsiz bir anıma gelse dolandırıyorlardı.

Burada suç dolandırıcının olduğu kadar müşterilerinin bilgilerine sahip çıkamayan YAPI KREDİ bankasınındır aynı zamanda.

Yapı kredi bankası benim kişisel ve bir o kadar gizli bilgilerimi çaldırmasa dolandırıcılar elindeki doğru bilgileri içeren database ile bu kadar güven telkin edip insanları dolandıramayacaktı.

Görüşmenin başından beri şüpheyle yaklaştığım için görüşmenin tamamını ses dosyası olarak telefonuma kaydettim. Bu kayıt ve beni arayan telefon numarasıyla savcılığı suç duyurusunda bulunacağım.

Siber güvenlik konularının alevlendiği bu günlerde bizzat dolandırılma tehlikesinin benim ayağıma kadar gelmesi ülkemizin siber güvenlik ve bilişim suçları bakımından ne kadar bakir ve müsait olduğunu gözler önüne serdi.

Bilgilerimizin çalınmadığı mutlu günler dilerim.”

Siyaset Küp Doldurmak İçin midir ?


“SİYASET PARA BİRİKTİRMEK İÇİN DEĞİLDİR”

“Dünyanın en yoksul devlet başkan”ı olarak anılan Uruguay eski Devlet Başkanı Jose Mujica eşi ile birlikte Türkiye’ye geldi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Mujica, gelirinin yüzde 90’nı bağışladığının hatırlatılması üzerine, “Yaşamak için az şeye ihtiyacımız var. Bildiğim kadarıyla para ve zenginlik diğer dünyaya götürülemiyor. Yaşama bayılıyorum, onu satın alamazsınız ve elinizden gidiyor. Ülkemi ve halkımı çok seviyorum. Ben gidince geriye onlar kalacak ve mücadeleye devam edecekler. Parayı çok sevenlerin sanayi ve ticaretle ilgilenmesini ve bunun vergisini ödemeleri gerektiğini düşünüyorum. Siyaset para biriktirmek için değildir. Halka hizmet ederek kendini mutlu hissetmek içindir. Basit olmaktır ve halk gibi olmaktır, sıradan bir vatandaş gibi olmaktır” dedi.

Para Baronları, İzlanda,Yunanistan…


Paul Elliott Singer, adını hiç duydunuz mu?

Pek sanmam…

Tanımanız şarttır; “Baş Akbaba” olarak bilinir!…

Tarih: 22 Ağustos 1944.

New York Manhattan’da doğdu.Yahudi bir ailenin çocuğuydu; annesi ev kadını, babası eczacıydı.

New York’taki Rochester Üniversitesi’nde okudu ve Harvard Hukuk Fakültesi’nde doktora yaptı.

1974’te Wall Street’teki Donaldson, Lufkin& Jenrette (DLJ) adlı finans şirketinin gayrimenkul bölümünde avukat olarak işe başladı. Üç yıl sonra…

Ailesinden ve çevresinden topladığı paralarla kendi fon şirketini kurdu: Elliott Management Corporation.

Yıllar içinde 25 milyar dolar tutarındaki hedge fonlarını yönetti.

Hedge fonu ne midir?

Bizim, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatında serbest yatırım fonları olarak geçmektedir. Kibar tanımları boş verin; “Akbaba Fonu”dur; tefecilik diyebilirsiniz!

Yapılan işlem; ucuza sıkıntılı borç alıp sonra bunu kârla satmaktır!

Peki.. Kimden ucuza sıkıntılı borç alınır; bizim gibi az gelişmiş ülkelerden!

Dünyada yönetilen 2 trilyon dolar civarında hedge fonu olduğu bilinmektedir. Bir yılda milyarlarca dolar bu -süper zenginlerin yatırım fonu olarak bilinen- hedge fonları vasıtasıyla kazanılır. Evet…

“Kumarhane ekonomisi” olarak nitelendirilen neoliberalizmin zenginlik aracıdır bu fonlar.

Bu nedenle… 1990’lı yıllardan 2008 yılında yaşanan küresel kriz dönemine kadar hedge fonları patlama dönemini yaşadı.

Bir yerde sıkıntılı borç alıp verme işi varsa mutlaka orada bir avukat olması lazım!

Paul Elliott Singer sadece ABD’nin en büyük hedge fonlarından birini yönetmiyor; avukat olduğu için alacağını ülkelerin gırtlağına basarak yapıyor.

Anladığınız gibi, yavaş yavaş asıl konumuza geliyoruz…

SOSYAL DEMOKRAT İHANET

Tarih: 16 Haziran 2014.

ABD Anayasa Mahkemesi, milyar dolarlık borç davasıyla ilgili kararını verdi.

Taraflardan biri Arjantin idi; hedge fonlara yapılandırılmış tahvil borçlarını ödeyemiyordu. (Bu hale nasıl getirildiği ayrı bir yazı konusudur.) Arjantin’in borcu 630 milyon dolardan 2.3 milyar dolara çıkmıştı! “Dolar başına 33 sent ödeyeyim” diyordu ama karşı taraf kabul etmiyordu!

Karşı taraf, – “Baş Akbaba” Paul Elliott Singer’a ait- Cayman Adaları menşeli NML Capital idi.

Anayasa Mahkemesi Arjantin aleyhine karar verdi; borcun hemen ödenmesini istedi. Arjantin reddetti.

Aynı günlerde…

ABD medyası Arjantin’deki “demokrasi sorununu”, “basın özgürlüğünü” dünya gündemine getirdi! Neler yazmadılar ki; “Arjantin Nazilere kol kanat germeye devam ediyor!”

“Baş Akbaba” Singer, Arjantin’in Gama açıklarındaki gemisine el koydu ve Arjantin borcunu ödemezse yurtdışındaki tüm mal varlıklarını alacağını açıkladı!

Sadece Arjantin mi?..

Paul Elliott Singer adı; Peru, Zambiya, Kongo ve Nikaragua krizlerinde de öne çıktı. Bu yoksul ülkelerden milyonlarca dolar kazandı.

Direnen ülke de oldu: İzlanda!

2000’li yılların başında… Bu küçük ülke “kumarhane ekonomisini” kabul etmeden beş yıl önce dünyanın en zengin ülkelerinden biriydi. Ne olduysa 2003’te -yabancı sermayeyi ülkeye çekmek amacıyla- tüm bankalarını özelleştirmesiyle oldu. Dört yıl sonra İzlanda’nın borcu GSMH’sinin dokuz katıydı! Tekrar üç ana bankayı (Landbanki, Kapthing, Glitnir) millileştirmek isteseler de iş işten geçmişti. Ulusal parası Kroneryüzde 85 değer kaybetti. İzlanda iflasını ilan etti. Neoliberalizme boyun eğen sosyal demokrat hükümet istifa etti. Nisan 2009’daki seçimi Sol Kanat Koalisyon kazandı. Ve yeni hükümet, neoliberalizm yükünü/borçları halka ödetmeyeceklerini açıkladı. Borcu alanlar ve krizin sorumluları hakkında soruşturma açtı.

“Akbabalar” ve ülkeleri baskıyı artırdı; “sizi Küba gibi izole ederiz!”

İzlanda referanduma gitti; yüzde 93 borcun ödenmesine karşı çıktı.

AB katılım müzakerelerini süresiz dondurdular.

İzlanda’nın direnişi hâlâ sürüyor.

Tıpkı bugün Yunanistan’da olduğu gibi…

LGBT’YE YARDIM

Size direnen İzlanda halkının mücadelesini anlatmazlar.

Size Yunanistan’da aslında ne olduğunu anlatmazlar.

Size “akbabaların” gerçek yüzlerini anlatmazlar.

“Filantropi” nedir bilir misiniz?

İnsanların ekonomik ve sosyal şartlarının yükseltilmesidir/hayırseverlik’tir.

İnsan hakları, barışı korumak, demokrasiyi geliştirmek, basın özgürlüğünü yükseltmek gibi gayeleri hedefleyen insanseverlik’tir.

19’uncu yüzyılda İngiltere’de 20’nci yüzyılda ABD’de modaydı.

Moda hâlâ sürüyor…

Filantropi, gerçeği saklamanın maskesi olarak kullanılıyor.

“Akbabaların” maskesidir. Örneğin…

Paul Elliott Singer adı medyada nasıl geçer:

ABD’deki eşcinsel evlilik hakkı kampanyası için LGBT’ye 425 bin dolar bağışladı.

Irak Savaşı’nda yaralanan gazeteci Bob Woodruff adına kurulan vakfa; ölen askerlerin çocuklarına yardım amacıyla kurulan “Özel Harekat Savaşçı Vakfı”, Afganistan ve Irak’taki Amerikalı askerlere yardım için kurulan “Amerikan Ruhu Vakfı” ve “New York Polis Vakfı”na 14 milyon dolar verdi.

Gazetecilerin “dostudur” Singer ve yazar Amerikan medyası; “ah ne talihsizlik; işadamı olmasaydı harika bir müzisyen olurdu!” Müzik vakıfları kurması bundandır!

Yetmez.. Yoksullar için “NewYork Gıda Bankası”nı kurar!

Ne kadar hayırsever değil mi?

Ve tabii ki medya “Baş Akbaba” Singer’in; Peru, Zambiya, Kongo ve Nikaragua’daki yoksulların nasıl kanını emdiğini yazmaz!

Evet… Filantropi güleryüzlü bir maskedir.