lviv’e Gitmek


Merhaba arkadaşlar lviv’e gitmek isteyenler için yazmak istedim tecrübelerimi sadece. Ben 8 Kez gittim her gidişimde ayrı bir heycandı benim için.
Öncelikle ukrayna için şunu aklınızdan çıkarın hiç bir kız sizi orda iç çamaşırlarıyla beklemiyor. Hemen gideyim bir kız bulayım diye hayal kuran arkadaşlar illa ki anca parayla işinizi halledersiniz onun için ukrayna değil gece 12 den sonra aksaray’a gidin ki türklerin adı lekelenmesin çünkü bu zihniyet le giden arkadaşlarımız sayesinde orada ki kızların cogunlugu türklere para olarak bakıyorlar.
Barlarda 2 tür kız var gerçekten seninle mutlu olmak isteyen ve bütün tatilin boyunca kovmazsan gitmeyecek kız türü ve davet edildiği takdirde istanbula bile gelmeyi göze alan kız türü ki bende bi çok örneği var 🙂 diğeri ise masaya oturup içkini ve zamanını çöpe atan kız türü dikkat edin eğer kızı başta çözdüyseniz ve yiğici team ise masadan kalkarmısın demeniz yeterli hiç bir kızı masadan kovdunuz diye size laf söyleyecek kimse yok klüblerde
Tavsiye edebileceğim barlar
Metro club
Giriş hafta içi 35-50 UAH olarak  haftasonu 2 katı civarı içerde loca düzeni ve ses kalitesi bakımından çok güzel bir mekan biz 3 arkadaş loca yapmıştık ve masada herşeyiyle dört dörtlükdü ödedimiz para 900 UAH / 13 UAH = 69 DOLAR civarıydı ve eğlendik barın arkasında levent abinin işlettiği bir istanbul restaurant var klübe girmeden saat 8-9 arası gelip burda türk yemek özleminizi giderebilirsiniz ve içeri giriş ücreti ödememiş olursunuz.
Not: Dikkatimi çeken şey ise locaların hepsinde bizim türklerin oluşuydu.
 
Fashion Club
Burası elit diyebileceğim gerçekten para ile işi olmayan kızların geldiği bir mekan yani sosyete tayfa ellerinde son model telefonlar altlarında son model arabalar ama kızların hiç bir ego tutkusu yok eğer sizi beğenen bir kız var ise muhtemelen o kız hayatınızda beraber olabileceğiniz en iyi kızlardan birisidir :):) giriş için ayrı bi para ödüyorsunuz masa için ayrı alkol için de ayrı ortalama gece dört dörtlük geçsin isterseniz 1500 UAH/13 UAH =115 DOLAR  civarı bir para harcamıştık ama viskisinden tutun meyve tabağına kadar.  Mekan metro club gibi bir büyüklüğe sahip değil. Burda da türk arkadaşlarımız bizi yalnız bırakmadılar
Not: Sadece cuma cumartesi ve nadiren pazar günleri çok canlı oluyor diğer günler de fazla kalabalık olmuyor.
Coyote
Benim beğenerek defalarca gittiğim bir klüb türklerin fazla bilmediği güzel bir dj ve tasarım açısından çok güzel olan bi yer açıklamak gerekirse giriş için 80 UAH kişi başı vermiştik klubün ortasında box ringi var ve etrafına locaları dağıtmışlar loca yapalım derseniz bi 300 UAH’ı gözden çıkarmanız gerek içki ücretleri ayrıca tabi ne içeceğinize bağlı ama görün mutlaka
Not: Tek eksik yanı tuvaletler sadece 2 tane ve kuyruk sırası oldukca fazla oluyor.
 
sankoff club lviv
Buraya ilk gidişimde taksicinin bizi sanayi sitesi gibi bir yere götürdüğünü düşündüm mekan location bakımından merkeze uzak kalsada burayıda es geçmeyin derim kesinlikle hiç bir türk yok hepsi alımlı bakımlı ve arkadaşlarıyla eğlenmeye gelmiş kızlar ve samimiler ortalama gece harcıyacağınız ücret 1000 UAH geçmez
Not: Genelde kızlar arkadaş ortamıyla geldikleri için kız düşürebilmeniz biraz şansınıza bağlı.
Günlük yaşam
Sabah zaten klübden geldiniz için kahvaltı kısmını boş geçiyorum lviv de kültür turu yapmak isteyen arkadaşlar yoksada olacağını varsayayım
Sabah kalktığınızda gloria cafe diye merkeze yakın işletmecisnin türk olduğu bir cafe restaurant karışımı bir yer tavuk ızgaraları nı deneyin gerçekten güzel ve menemen pastırmalı yumurta ve mantı da alternatif seçenekler ve tabi ki olmazsa olmaz çay bilmiyorum bende mi var sadece ama orada türk çayı nı burdaki benzin litre fiyatından satsalar yine değişmem :):) Yemeği hallettik den sonra eğer o zamana kadar bir kız arkadaş bulduysanız ona high castle sorun ve nasıl gidiceniz konusunda danışın 400-500 basamklı bir yere çıkıyorsunuz ve gerçekten manzara tarif edilemeyecek kadar güzel tabi yazın öyleydi kışın gittiğimde kardan ve bulutdan başka bi şey görmedim
Sabah dan akşama kadar yapılabilcek şeyler meydan da gezip kızların size bakışının keyfini çıkarabilirsiniz :):) ve gerçekten istanbul ne kadar güzel ise bir de o kadar yaşanılmayacak bir şehir hak verenler olabilir vermeyenler de sebebini oturup bir gün hepberaber tartışırız
Geri dönme hazırlıklarına başlamadan çantanıza maksimum 3 şişe alkol koyun 4. de laf yapıolar ve rüşvet istiyebiliyolar fakat onların duty freesinden istediğiniz kadar alkol alabiliyorsunuz istanbul’a indiğimizde hiç bir sorun yaşamadım ve istanbula geldiğinizde pasaport kontrolunden geçtiğiniz anda size kızların neden bakmadığını sorgulamayın welcome to istanbul

İngiltere’de kızlarla aynı evde yaşamak


Olaylar benim başımdan geçmedi ama 1. ağızdan anlatıyorum. Biraz uzun ama okuduğunuza değecek.

Geçen yıl aslında herkesin yaşamak istediği bir olay yaşadım. Ama göründüğü kadar da istenecek olmadığını yazdıklarımı okuduktan sonra anlayacaksınız.
Ab projeleri vardır. Bazı öğrencileri yurtdışı ücretsiz olarak götürürler. Dil gelişimi açısından. Ben ve bir arkadaş daha bu proje kapsamında uzun süreli bir gezi için yurt dışına gittik. Benim gittiğim evde Polonya , İspanya , İtalya, Fransız , Macaristan dan toplam 5 kız daha vardı.
Anlatayım,

Eve ilk gittiğimde bizim için yapılan karşılama, hazırladıkları yemekler ve welcome party hakikaten “ben neymişim” derecesinde muazzamdı. Zaten benim yüzüm ilk ay boyunca jokerden daha fazla sırıtır haldeydi, hatta ilk gün, yurtdışında yaşama hayalime attığım adıma mı, her erkeğin hayalindeki ortamıma mı, yoksa gösterilen ilgiye mi sevineyim derken sevinçten uyuyamadım.
Sabaha karşı artık yol yorgunluğundan ve eğlenceden olsa gerek sızmışım ve saat 8’de uyandım.
İlk şoku burada yaşadım :
Saat 10’da ofise gideceğimizi söylediklerinden “kızlarla uzun uzun kahvaltı yapar, fikir edinirim iş hakkında” düşüncesiyle odamdan çıktım ve ilk şok! bildiğin ssk kuyruğu gibi banyo kuyruğu var kapımın önümde (odam banyonun yanı). Ama kimse odasına gidip beklemiyor, numaratör olsa sıra alacaklar o derece. insan 8’de sıkışıp saat 9:30’da işer mi? evet, böyle bir evde işer, ilk ders ağırdı, hatta neredeyse hem ıslak hem ağır olacaktı! ilk ders sonucunda bir sene boyunca 7:30’da uyandım.
İkincisi ise şu :
Kızların çok içmelerine müsaade etme!
İtalyan arkadaşın sevgilisi sicilya’da olduğundan ve çok özlediğinden benimle konuşmak, içini dökmek istedi ki çocukla ilk aylarımda tanışmıştım. gerçekten de çok hassas bir kız olduğundan o ağladı, ben dinledim.
Daha sonra sen misin dinleyen? bir kadeh içen, canı sıkkın olan, sevgilisiyle bozuşan, periyodu gelen odama gecenin bir vakti gelip, “ı shouldn’t be here but can we have a little chat, i know you are sleepy but…” diye cümleye başlıyor ve bitmeyen gece başlıyordu.

Arada bizimkilere skype’dan dert yanıyordum,”oğlum idare ediver, sahip çık arkadaşlarına” diyorlardı ama düz matematik bu: kızların ayda bir hafta psikolojisi bozuk, 1 ayda dört hafta var, bizde beş kız! daha bir hafta borçlu çıkıyorum, ben ne halt yiyeyim? (hepsi sırayla olmuyordu tabi, burada mübalağa var)

Türkiye’ye dönmeme üç ay kala yavaş yavaş agresif moda geçmiştim, malum kutsal topraklara geri dönecektim. Bu sebeple çok dertliydim. On numara işler buluyorum, maaşı muhteşem ama work permit alamıyorum, psikoloji resmen dağıldı. ama bizimkiler durur mu, hala canı sıkılan geliyor. En son polonyalı arkadaşa “is this room a church or am i a priest?” dedim, son üç ay kafam acayip rahat gezdim, ne bitmez çilesi varmış şu avrupalı’nın.

üçüncü ders : 3’ten fazla kızla dışarı çıktığında kralsin sanma.
Perşembe akşamları öğrenci gecesi olduğundan içkiler bedava denecek kadar ucuzdu. Her perşembe pub’a, cumartesileri de club tarzı yerlere giderdik ve hep beraber eğlenirdik. Aynı mekana, ikinci, üçüncü kez gittiğimizde tek erkek ben, yanımda beş kız olduğundan vip müşteri tadında ağırlanıyordum. Hatta club barmeniyle baya tanıştık hayatımda hiç içemiyeceğim içkileri içtim.
Yine bir cumartesi günü lava adlı bir club’a gitmiştik. saat gece 12’den sonra, ülke olarak, ayarlar kısmından ahlak mod off u seçtikleri için her şeye müsait bir ortam vardı.

Arkadaşlar pistte dans ederken ben barda “cool” takılıp içkimi içiyordum, biscolata erkeğine benzer, şık giyimli bir eleman geldi ve “hi” dedi, oturdu. Bana içki almak istediğini söyleyince benim iç ses “noluyoruz lan?” dedi. “no thanks” diyorum, “no really, ı insist” diyor. Sonra düşündüm, kaçtır geliyoruz, yanımda dünya kadar kız var, hiçbirine sarkmamışım, ev arkadaşı olduğumuzu, aile profilinde takıldığımızı da adam bilmez, kulakta da küpe, “oha, gay profiline uyuyorum” diye kendi kendime extraordinary bir sonuca vardım. bir ara türk kızına bağlayıp “ay buradaki erkekler de çok yapışkan, sokakta yürüyemiyoruz” tribi mi atayım diye kendi kendime dalga geçmişliğim de vardır, erkek asıldı lan! Dünyada 3 milyar kadın var içkimi bir erkek almak istedi, vay arkadaş, iyiki ingiltere’de çöl yok! Neyse adamı tersleyince olay kapandı gitti.

Dördüncü ders: aynı ortamda yaşadığın kız sayısı 2’den fazlaysa ya onların yaptığı yemekten ye, yada fast food tüket, sakın ve sakın yemek yapmaya kalkma!
Ben peynire bayılırım. o yüzden dolabımda envai çeşit peynir, şarap, bira ve buzlukta pizza – balık içeren bir döngüde yaşadım. gelgelelim mutfağa girmek ne mümkün. kızlar sabahtan mutfağa giriyor, sonra geceyarısına kadar ocakta birşeyler kaynıyor, sanarsın kızılay çadırlarının yemekleri bizden gidiyor. güç bela pizzamı italyanın yanından süzülerek mikrodalgada ısıttım, peynirimi macaristan ve ispanya ile omuz omuza mücadele ederek doğradım ve polonya bu işe çok bozuldu çünkü yanlışlıkla buzluktan onun pizzasını almışım. her neyse, bir yemek yiyeceğiz 3.dünya savaşı senaryosu yaşıyoruz.
bahsettiğim banyo kuyruğu ssk kuyruğu ise bu da bağkur kuyruğu, aynı bokun laciverti.

Beşinci ders: tek erkeksen, hem süperman hem spiderman hem de batman’sin, kaçışın yok.
odamda şarap, peynir kombinasyonumu kurmuşum maç izliyorum, banyodan bir çığlık yükseldi, sonra kapım açıldı, macar arkadaş çıplak odamda.(Korkudan napcağını şaşırmış) papağan gibi “spider, spider” deyip banyoyu gösteriyor. Gururum okşanmadı değil, kurtarıcı rolünü aldım, banyonun kapısını yavaşça açıp küvetin içine bir baktım, elimin yarısı büyüklüğünde tarantulavari bir örümcek var cidden. kız yemin ediyorum az tepki vermiş , o gün evdeki tek erkek olduğuma içerlediğim günlerden biri oldu. Çığlığı duyunca tabi tüm kızlar geldi. sıkıysa “ben de korkuyorum” de. mutfağa indim bulabildiğim en uzun sopayı aldım. örümceğin tam altına getirip altından pencereye doğru fırlattım ama çığlıkları duymanız lazım, herkes cem yılmaz’ın tabiriyle “içeri doğru sıçtı” o anda. neyseki pencereyi kapattık ve korku filmi o anda bitti.

diğer kahramanlık öyküm ise hırsızlık üzerine. evimiz üç katlıydı, en alt kat tv odası+mutfak, giriş katında 2 oda, üst katta da(benim kat) 3 oda ve banyo vardı. ben gitmeden önce de mutfak katından iki kez hırsız girmiş, hatta eve ait olan laptopu çalmış.
Bir gece alt kattaki arkadaşlar tıkırtı duymuş, odadan çıkamadıklarından telefon ettiler, “please come here, there’s someone in the kitchen” diyorlar. adam sanki bana geldi.
bir kat indim, kızlar yine toplanmış, birinde oyuncak tabanca vardı, “istersen bunu al korkutursun”dedi. “ya onda gerçeği varsa?” dedim, göz yuvarlakları büyüdü “oh fuck” dedi ama ben o gerilimde bile koptum. örümcekten sonra gerçekten daha rahattım ve aşağı indim, cidden geziniyor birileri. örümcek aşırı sürprizdi çünkü. bu en fazla beni görür, kaçar, bildiğimiz insan dedim içimden ama elimde beyzbol sopası var yine de, (çok adam dövdüm ya). mutfağa yanaştım, ışığı açtım “laan”diye bağırdım, iki kedi geldiği yer olan açık pencereden fırladı kaçtı, kaçarken de masanın üzerindeki iki tabağı alaşağı ettiler. bu sırada sesi duyan kızlardan yine yüksek desibelde çığlıklar aşağı kadar uzandı. tabak kırığını yerden alayım derken de elimi kestim, yukarıdan “are you ok?”diye seslendiler ve iyi olduğumu söyledim, elime bir bıçak alıp kestiğim yerdeki kan gözükecek şekilde yukarı çıktım, kızlar şok. ambulansı arayın, adam yaralı dedim, fransız arkadaş yemedi, gülmeye başladı, italyan arkadaş bir çığlık daha attı, sonra hepimiz bir anda kopunca o da anladı hırsız olmadığını. Çok korkutucu bir o kadarda eğlenceli bir geceydi.

Aklıma gelenler şimdilik bu kadar. Özetle 5 kızla aynı evde kalmak gerçekten kolay değil.
Bir kızı idare edip anlaşmak çok kolay değilken beşi bir yerde ile uğraşmak muazzam sabır istiyor ki çok şükür o bende fazlasıyla vardı. bunda arkadaşlarımın da tatlı ve herşeye rağmen anlayışlı olması kesinlikle çok yardımcı oldu. ama kızların arasındaki çekişmeler, entrikalar ve alınganlıkları anlatmaya kalksam ne sayfalar dayanır ne de yazmaya saatler.

Türk kızlarıyla karşılaştırma yapmadan olmaz, bu bahsettiğim 5 arkadaşın beşi de türk olsaydı eminim o evi 2 ay dolmadan terketmek zorunda kalırdım. birbirini gerçekten arkadaş olarak görüp, olduğu gibi tanıyan ve beğenen insanlar değiliz biz ülke olarak. herşeyde bir etiket arayışı, çekişme mevcut.
orada ise egosuz ve son derece samimi olmalarından dolayı benim de hayatımı kolaylaştırdılar ki önceki kız arkadaşlarımla dahi paylaşamadığım bir çok konuyu onlarla açıkça konuşup hayata geçirebildim.

şimdi biriyle tanışınca doğal olarak ne naza ne de triplere kesinlikle tahammül edemiyorum ve oldukça sahte geliyor davranışlar. Bana katmış olduğu güzelliklerin yanında bu tahammülsüzlüğü de aşılamadı değil…

Merak edenler olur. Gerçekten aile gibi bir ortam vardı. 5 kız dışında orada yaşadığım ilişkiler oldu. Zaten bizim evdekilerle denemeye kalksam birisi ters tepse okulum açsından büyük sıkıntı olurdu.


 

 

İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı. Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı. Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından: ‘Evde mi bıraktım acaba?’ İşte o an aradığım kız bu dedim.
——— ——— ——— ——— ——— ———
Pişmanlık
Bilinçli tüketim, bilinçli üretimle olur 18.000 YTL kredi kartı borcum olduğunu öğrenen babamın ilk tepkisi; ‘Keşke korunsaydım’
———— ——— ——— ——— ———— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ———
Altıncı his
6. His filmini izledin mi dedim. Hayır ama çok övdüler dedi.
Bende filmin CD’si var, istersen vereyim izle, ben de
çok beğendim dedim. Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce dedi. Sustum.Gülmedim bile. Artık görüşmüyoruz.
———— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— —-
Öncelik
Evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşının ‘benden önce biriyle oldun mu?’ sorusuna, ‘buraya gelmeden önce mi?’ cevabını vererek
evlilik umutlarını magmalara atan hatunun gerçek sarışın ol duğunu söylememe bilmem gerek kaldı mı?
———— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— —
Suyu ısıt

Geçenlerde köyde komşunun evinin önünden geçiyordum.
Yaşlı amca hanımına şöyle dedi: ‘Hanım suyu ısıt;olursa olur olmazsa çay demleriz.’ Hala gülmekteyim.
———— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— —–
Maalesef Kaybettik
Aniden fenalaşan annelerini apar topar hastanenin acil servisine taşıyan, ancak yarım saat sonra doktorun ‘maalesef annenizi kaybettik’demesiyle annelerinin öldüğ ünü öğrenemeyen(!) bunun yerine ‘ulan nasıl kaybedersiniz koca kadını daha demin buradaydı!’ deyip doktorubir güzel döven komşularım var duyurulur…
———— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— –
Ramazan geldi
Her zaman canım, aşkım diyen kocacığım Ramazan geleli beri,orucu bozulmasın diye bana ‘kanka’ diyor ya..
———— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——
Danger
Önümüzde ilerleyen tankerin üzerindeki ‘DANGER’ yazısını görüp de ‘Allah’ın akıllısı, tanker yazacağına danger yazmış’ diyen ve arkasından
kahkahalarla gülen teyzemi nerelere göndersem acaba?
———— ——— ——— ——— ——— ——— ——– ——— ——— ——— ——— ——-
Kıbleye çevirin
Bu zamana kadar hiçbir şeyi alkışlatamamıştım kısmet bugüneymiş. Lütfen o büyük alkışlarınız pilota ‘Uçağı kıbleye çevirin, namaz kılacağım’ diyen gurbetçi vatandaşımıza gelsin. Haberi gördüğümde ben öyle yaptım da.
———— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— —
Efendi Çocuklar
Lütfen bir alkış da benim anneme zira kendisi geçen gün televizyonda zap yaparken, Aydın ve Fatih Ürek’i görünce, ‘Ben bunları çok
severim, mankenlerle falan dedikoduları çıkmıyor,terbiyeli çocuklar’ dedi.
———— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— —–
Bizim oradaki Carrefour´un ilk açıldığı zamanlar. Mağazada anlık indirim duyurularını anons eden kişi şöyle dedi:
‘Pantolonları indirdik, orta reyonda sizleri bekliyoruz.’
———— ——— ——— ——— ——— ——– ———— ——— ——— ——— ——— ——— —
Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıfın
güzel kızlarından birini kaldırmış ve ondan subay rütbelerini
küçükten büyüğe doğru saymasını istemişti. Sıralamayı aynen yazıyorum:
‘Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı ‘
———— ——— ——— ——– ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— —-
Geçenlerde gittiğim düğünde takılan paraları anons eden şahıs aynen şöyle dedi:
‘Gelin hanım köşede, isteyen takabilir.’
———— ——— — ———— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— —
Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken;
– ‘Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or..pu var Tamam’ diye bir telsiz
anonsu gelmiş.
Erkek arkadaşı çok utanmış ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer
ucundaki memura;
– ‘Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız’ diye fırça atmış.
On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş.
– ‘Komiserim malum kadınlar or..pu degilmiş Tamam’
———— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— ———
Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıkl ara bakıp;
– ‘Bunlar taze mi?’ diye sormuştu.
Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı:
– ‘Yok abla, pil takıp oynatıyoruz’