Enseye Buz


enseye buz

Vücudunuzun kendini tedavisi ve yeniden enerjiyle dolması ve sizi biraz daha genç ve enerji dolu yapmak için bir buz küpü kullanabileceğinizi düşünemezdiniz değil mi? Resimde gösterilen boyunla kafanın birleştiği noktaya koyacağınız bir buz küpü bunu gerçekleştiriyormuş. Bu teknik Çin akupunkturuyla bağlantılı, buz küpünü yerleştirdiğiniz noktanın adı Feng Fu ve anlamı “rüzgar evi”.

Sadece buz küpünü resimde gösterilen Feng Fu noktasında 20 dakika tutun. Doğal olarak başlangıçta biraz donacaksınız ancak otuz kırk saniye sonra sıcaklığı hissetmeye başlayacaksınız.

Bunu her gün yaptığınız takdirde zindelikle dolduğunuzu hissedeceksiniz. Çünkü buz küpü endorfin hormonunun kanınıza salgılanmasını sağlayacak. Bununla beraber bu tekniğin birçok başka yararı olduğu da söyleniyor. Örnek Olarak:
• Uyku düzeni;
• Daha iyi sindirme;
• Sık sık grip olmanın önüne geçmede;
• Daha az eklem, diş ve baş ağrısı;
• Daha iyi nefes alma ve daha iyi kardiovasküler sistem;
• Nörolojik rahatsızlıkların tedavisi ve omurgasal sorunlar
• Cinsel yolla bulaşan ve bağırsak hastalıkları;
• Tiroid bezi sıkıntıları;
• Hipo ve hiper tansiyon ve artrit;
• Astım
• Besinsizlik ve obezlik;
• Selülit;
• Cinsel soğukluk, iktidarsızlık, adet dönemi rahatsızlıkları;
• Uykusuzluk, kronik yorgunluk, depresyon, stres ve psiko-duygusal rahatsızlıkların yönetimi;
Bu metod söylenildiğine göre vücudun dengesini bulmasını sağlıyor, yani teknik olarak bir ilaç değil ancak tazeleme yöntemi. Sadece şizofreni, epilepsi (sara) hastaları, ve hamilelik döneminde tavsiye edilmiyor.

Biyoenerji


Yaşam enerjisi olan biyoenerji, var olma enerjisidir. Tüm canlıların bedeninde var olan bu yaşam enerjisinin, insan bedeninde sağlıklı bir şekilde bulunması gerekir. Vücutta azalan yaşam enerjisi hastalıklara neden olurken, doğru şekilde kullanıldığında mucizelere gebedir.

biyoenerji-indigodergisi

Enerji dengeleme çalışmaları yapan biyoenerji uzmanı Ertuğrul Okyaltırık‘ın; biyoenerjiyi, deneyimlerini ve yaradılışın sırlarını anlattığı seminerine katıldım. Merak ettiklerimi, ilk önce kendisinden enerji dengeleme seansları alan ve hayatında değişim yaşayan seminer katılımcılarına sordum. Seminerin ardından da Ertuğrul Okyaltırık’a merak ettiklerimi sorularımı yönelttim.

Röportaj: Bahar Gerçek Doğru 

Rahatsızlıklarınız nedir? Biyoenerji sizin için ne ifade ediyor?

12 senedir epilepsi hastasıyım. Ailemde de böyle bir vaka yok. Kullandığım ağır ilaçlar unutkanlık, konuşma güçlüğü ve ellerimde titremeye neden oluyordu. Biyoenerji uygulaması seanslarından sonra kullandığım ilaç miktarını azalttım ve söz konusu rahatsızlarımda büyük oranda azalma oldu. El titremem geçti – Pelin Tekay

biyoenerji-indigodergisi

Bir süredir panik atak, uyku sorunu, ölüm korkusu, migren, boyun fıtığı, huzursuz bacak sendromu ve nefes darlığı rahatsızlığım var. Bununla ilgili gerekli tedavilerimi yaptırdım ve ilaç kullandım ancak tam anlamıyla bir sonuç alamadım. Ölüm korkusu, uykusuzluk, uçağa binememe korkusu beni çok etkiliyordu. İlk seanstan sonra ilk defa deliksiz bir uyku uyudum. Sonra korkularım geçmeye başladı. Migren, boyun fıtığı, bacağımdaki rahatsızlıkta iyileşme oldu. Yıllarca, farklı uzmanlık alanları olan doktorlara ve terapistlere gittim. Ertuğrul Bey 4-5 seans biyoenerji uygulaması yaptıktan sonra hayatımda çok şey değişti. Korkularım ve ağrılarım azaldı. Ayrıca, arkadaşımla ilgili çok özel bir duruma şahit oldum. Buraya sıkıntıları olan bir kız arkadaşımı getirdim. Ertuğrul Bey, konunun ve geçmişinin ne olduğunu bilmiyordu. Beş sene önce çok ağır bir olay ve buna bağlı ciddi sıkıntılar yaşamıştı. Arkadaşıma, geçmişe dönük olarak yaşadığı olayı ve zamanını söyledi. O kötü olayın güçlü etkisini fark ettiğini belirtti ve negatif enerjiyi atması için yardımcı oldu. Arkadaşım seans boyunca durmaksızın ağladı ve şimdi kendini çok iyi hissediyor – Burcu Karagülle

Migren, panik atak, boyun fıtığı ve depresyon gibi rahatsızlıklarım var. Biyoenerji seanslarından sonra migren ataklarımda büyük bir rahatlama oldu. Önce çok şiddetli bir baş ağrısı yaşadım. Bu ağrı bir defaya mahsus yaşandı ve adeata sınırlarımı zorladı. Sonra ağrılarım giderek azaldı ve şimdi eskiye göre çok iyi durumdayım – Zeynep Polat


Ertuğrul Bey, enerji ve büyü arasında bir bağ kuruyorsunuz? Bunu nasıl açıklarsınız?

Enerji, en temel anlamda bilgidir aslında. Bilgi insanı güçlü kılar. İnsanlar bilmedikleri şeylerden korkar. Büyü bir anlamda, belli bir amaçla, bir yerden bir yere pozitif veya negatif enerji göndermektir. Hayattaki her şeye enerji gönderebilirsiniz, ama bunun türü ve niyeti önemlidir. Bunu insanlardan önce, daldaki domatesler üzerinde bile deneyebilirsiniz. Mavi ve iyi enerji gönderdiğiniz domatesler bozulmadan ve sağlıklı bir şekilde büyür. Bozulmasını istediğiniz domatesler için siyah enerji gönderip olumsuz şeyler söylediğinizde bozulur. Enerjiyi olumsuz kullandığınızda “kara büyü” yapmış olursunuz. Ben bir hastanın iyileşmesi için ona pozitif enerji gönderiyorum ve dolayısıyla “ak büyü” yapmış oluyorum. Nefsaniyet ortamı olan dünyada, farklı nedenlerden dolayı sahip olduğu enerjiyi kötü yönde kullananlar da mevcut. Ancak bunun yapılmaması gerekir.

Nazar nedir?

Bilmeden olumsuz enerji gönderdiğimiz zaman, nazar dediğimiz durum ortaya çıkar. Mesela sahip olamadığımız bir şeyden dolayı, bir başkasını kıskanıp, olumsuz enerji göndererek onu kötü bir şekilde etkileyebiliriz. Genelde nazar boncuğu kullanırız, bunun nedeni kozmik enerjinin renginin mavi olmasıdır. Nazar boncuğunun rengi olan mavi renk, gri ve siyah rengin enerjisini üzerine çeker. Kristal eşyalar da negatif enerjiyi çeker. O yüzden zaman zaman kristal eşyalar birden kırılıverir, ama bu tesadüf değildir.

042Medyum kimdir?  

İnsanlar eskiden, Mayalardan Kızılderililere kadar, kabile şeklinde yaşarlardı. Her kabilenin bir büyücüsü olurdu. Savaş ve hastalık durumlarında müdahale ederlerdi. Bitkilerden ilaç yapar, değerli madenlerin ve suyun yerini bulurlardı. Bu kişiler de o dönemin büyücüsüdür bir nevi. Bilim adamları zamanla araştırdıkları beş duyunun ötesindeki bu konuları metafizik, madde ötesi yapı ve parapsikoloji başlıkları altında incelediler.

Büyücülere de günümüzde medyum deniyor. Medyum fal bakan kişi değildir. Farklı medyumluk alanları vardır. Telekinezi medyumu, enerji yoluyla eşyaları hareket ettirir. Levitasyon medyumu, enerjiyi yer çekime karşı kullanıp yerden birkaç santim yükseğe çıkar. Telepati medyumu, kendi düşüncesini başkasına gönderen veya başkasının düşüncesini kendi üzerine alabilen kişidir. Kendimden örnek vereyim mesela; telepati yoluyla, eşim bana bir şey sormadan, onun sorusunun cevabını veririm. Aşırı hareketli çocukları bana getirdikleri zaman, bilinçaltlarına telepati yoluyla onları rahatlacak mesajlar gönderirim.

Telestezi medyumluğu kayıp bir insanın, eşyanın veya yer altın madeninin yerini bulmak için kullanılır. İrtibat medyumları ise ikiye ayrılır. Bazıları hayatta olmayan yakınlarınızla bağlantı kurmanızı sağlayan ve kendisi kanal olan medyumlardır. Diğerleri ise yaratılış düzeninin çok daha üst kısımlarında yer alan ve üstün varlıklarla temas halinde olan ve yukarıdan aldığı mesajları aşağıya ileten üstün varlıklardır. Peygamberler bu üstün varlıklardır.

Hipnoz nedir?

Kişiye yoğun enerji göndererek, derin uykuya girmesini sağlamaktır. Ancak belli nedenlerden dolayı çok da sıcak baktığım bir yöntem değildir. Bilinçaltına girmek ve onu kötü yönde etkilemek mümkündür. “Sana harika bir elma veriyorum” diyerek, acı bir kuru soğanı hipnoza soktuğunuz birine yedirebilirsiniz ve ağzından burnundan en ufak bir su gelmez ve acı hissi olmaz. Ya da birine istediğiniz herhangi kötü bir eylemi, bu yöntemle kolaylıkla yaptırabilirsiniz. Tarihte hipnoz yoluyla birçok suikast işlenmiştir. Olumlu yönü ise, farklı bir uygulama şekli olarak, günümüzde diş hekimleri ve doktorların ağrısız işlemler ve operasyonlar yapmak için hipnozu kullanmasıdır.

Astral sehayat mümkün müdür? Siz böyle bir deneyim yaşadınız mı?  

Ruh, bedenin içinde değil dışındadır. Ruhun bedene yansıması vardır. Bu yansımanın, fizik bedenle irtibatını sağlayan bedene, astral beden denir. Astral beden, fiziksel bedenin dışına çıkarak etrafta dolaşabilir. Genellikle rüyalarımızda, fiziksel bedenimizi terk ederek etrafta dolaşabilir, astral seyahat yapabiliriz. Bir uzman bunu yapmanız için size yardımcı olabilir. Pekiyi, siz bunu yapabilir misiniz? Hayatı boyunca Bodrum’a gitmemiş olan ve bunu şiddetle isteyen birisi bir gün buraya gitme fırsatını bulduğunda, sokaklarda gezerken burayı daha önce gördüğünü düşünür, ancak nedenini anlayamaz bir türlü. Çok görmek istediği bu yeri, büyük olasılıkla rüyasında astral seyahat yaparak görmüştür. Kendi hayatımdan bir örnek vermek sterim. Migros’ta mağaza müdürü olarak çalıştığım dönemde, şu an eşim olan Sibel mağazanın müdür yardımcısıydı. Kendisiyle oturup, zaman zaman bu konuları konuşurduk ve baş ağrısı olduğu zaman kendisine enerji verirdim. O dönem bir kaza geçirdi ve kaburga kemikleri kırıldı. Kaburga kemiği alçıya alınmıyor ve iyileşene kadar büyük acı veriyor. Gündüz yüz yüze enerji vermemin yanı sıra, akşamları da uzaktan resmine bakarak enerji gönderiyordum. Akşam uyumadan önce resmine derin bir şekilde konsantre oldum. Aşırı konsantrasyon yoluyla gece odasına kadar gittim. Başucuna oturdum ve enerji verdim. Ertesi sabah “kendini çok daha iyi hissediyor olmalısın” dediğimde şaşkınlıkla “evet” dedi. Ona bunun gerçekleştiğini anlattım. Önce inanmak istemedi ve güldü. Sonra hiç görmediğim evinin ve odasının tüm detaylarını, yatağını ve başucundaki kitabın adını söyleyince, şaşkınlıktan ağlamaya başladı.

Konsantre olmak ve imajinasyon yeteneğinizi geliştirmeniz gerekir. Astral seyahatı istemsiz olarak yapıyorum. Ya birine şifa vermek, yardımcı olmak için aşırı konsantre oluyorum ya da bir tehlike anında olayı görmek için bu deneyimi yaşıyorum. Arabam çalındı örneğin ve uykuda olmama rağmen astral beden olarak bunu üç kişinin yaptığını, arabamı kurcaladıklarını gördüm. Astral seyahat sırasında bedenden ayrı bir varlık olduğunuzu görüyorsunuz ve yatakta uzanan bedeninize dışarıdan bakabiliyorsunuz.

Şifacılık nedir?  

Metapsişik derneğinde ilk çalışmaya başladığım dönemlerde eşyaları döndürebiliyordum. Şu an şifacılık enerjisine yoğunlaşmış durumdayım ki, bu daha rafine ve özel bir enerjidir. Örneğin maddeyi hareket ettirmek için verdiğiniz enerji maddenin molekül yapısını bozmak için veriliyor. Maddeye zarar veriyorsunuz. Ben artık yapıcı ve iyileştirici enerji verebiliyorum. Her bir çalışmanın enerji yapıları farklıdır. Hepsini aynı anda, aynı derecede yapamazsınız. Eşyayı hareket ettirdiğim dönem sadece baş ağrılarını geçirebiliyordum. Şimdi sadece bu konuya eğildim ve birçok kanser hastasına enerji dengelemesi yoluyla yardımcı oluyorum. Bu enerji çeşitlerinin kademeleri ve farklı türleri var. Daha önce bahsettiğim üstün varlıklar, peygamberler gibi, tüm insanlığın hayatını değiştirecek mucizeler yaratırlar ve bu tür enerjilerin tümüne sahiptirler. Einstein, Pasteur ve Atatürk bu dünyaya, özel amaçlara hizmet etmek üzere gelmiş ve üstün ruhsal varlıklardır.

Şifacılığın türleri var mıdır?

Bedensiz ve bedenli şifacılık vardır. Yüksek varlıklardan yardım alınarak yapılan şifacılık benim uyguladığım yöntemdir. Bazıları daha alçak varlıklardan yardım alarak uygulama yaparlar ve etki güçleri ona göre sınırlı olur. Bazı özel vakalar için özellikle destek alırım. Onun dışında kendi işimi kendim hallederim. Ben, enerjiyi kuantum touch uygulamasında olduğu gibi yerden değil, yukarıdan almayı tercih ederim. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim; bu dönemde “şakraların kapalı olması” ifadesini çok sık duyar olduk, böyle bir şeyin olması mümkün değildir. Şakralarda ancak enerji akışında ahenksizlik olur ve şakraların kapalı olması insanın ölmesi anlamına gelir.

Biyoenerji uygulaması nasıl yapılır?

Vücudumuzda şakra adını verdiğimiz enerji merkezleri vardır. Ruh bedenin içinde değildir ve bedene ruhtan yana bir yansıması vardır. Ruh, bedene şakra dediğimiz enerji merkezlerinden giriş yapar. Bunlar tepe, alın, gırtlak, göğüs, göbek altı şakrası ve kuyruk sokumunun altındaki kök şakra adındaki şakra merkezleridir. Şakralarda enerji düzensizliği olabilir ve ancak bunun dengeye gelmesi gerekir, çünkü hastalıklar enerji düzeninin bozulduğu şakraların etrafında oluşmaya başlar. Tepe şakrasında bozukluk olduğu zaman; baş ağrısı, migren, depresyon, gerginlik, sinir bozukluğu ve beyin tümörü oluşur. Alın şakrasında sorun olduğunda, hemen tepe şakrasına yakın rahatsızlıklar ortaya çıkar. Önce gözler ve sinüsler etkilenir. Gırtlak şakrasında sorun olduğunda; gırtlak kanseri, tiroid sorunları, boyun fıtığı görülür. Nazar etkisi, göğüs şakrasından giriş yapar. Bunun etkili olduğu bölgedeki enerjisi gridir. Meme kanseri, akciğer, kanseri, reflü, mide sorunları bu bölgeyle ilgilidir. Karaciğer, safra, böbrek ve dalak 4. Şakrayla ilgilidir. Göbek altı şakrasında sorun olduğunda bağırsaklar, bel fıtığı ve rahimde sorun oluşur. Libido merkezinde sorun varsa, cinsel rahatsızlıklara yol açar. Kara büyü dediğimiz hadise bu şakradan giriş yapar. 1000 kadar vakanın içinde 5-6 tane bu tip vaka görmüşümdür. Buradaki siyah enerjiyi temizledikten sonra etrafına temiz enerjiyle bir koruma çemberi oluşturursunuz ve gönderilen tüm olumsuz enerji, fazlasıyla bunu yapan kişiye geri döner ve üzerinde dönüş şoku yaşatır. Önce negatif enerjiyi almak gerekir. Negatif enerjiyi temizleme işlemine ayrılan süre, olumlu enerji verme süresinden daha uzundur. Tepe şakrasından işleme başlanır. Vücudun en gelişmiş hücre yapısına sahip yeri beyindir. Beyin, ruhsal yapıdan gelen enerjiyi tepe şakrasından alarak dağıtır. Dağıtımı sinir hücreleriyle yapar. En gelişmiş olan bu iki yapıdır. Bu kısımlar hasar gördüğünde, enerji yoluyla da çalışmak güçleşir.

çocukResimdeki çocuk neler yaşamış?

Bu çocuk yuvada korkutulmuş ve bu olayın üzerine bir gecede saçları, kirpik ve kaşları dökülmüş. Üç psikiyatra gitmiş ve sonuç alamamış. Daha sonra Çapa Tıp Fakültesi’ne gidiyor ve başına asit tedavisi uygulanıyor ve bir miktar saç çıkıyor ve kend,lerine “daha fazlasını beklemeyin” deniyor. Bana geldikten sonra aşamalı olarak saçları ve kaşları çıkmaya başladı.

Uygulamayı daha anlaşılır olması için sembolize etmeye çalışayım: Tepe şakrası üzerinde 30 cm’lik bir enerji sütunu olduğunu düşünün. Borunun en tepesi sizin doğum tarihinizdir. Borunun, tepe şakrasına değdiği zaman bugünkü zamandır. Kişiyi kaç yaşındaysa, enerji sütunu o kadar parçaya a bölersiniz. Çocuk beş yaşında olduğu için beş parçaya bölüyorum. Bu bölgede, yaşanılan güzel yıllar parlak ışıklar halinde gözükür. Yaşanan kötü hadiseler, siyah halkalar halinde gözükür. Siyah halka orada durduğu sürece kişi negatif olayın etkisi altındadır. Hiçbir ilaç ya da doktor bu negatif enerjiyi oradan alıp atamaz. Bu çocuğun baş bölgesinde, yaşadığı korkudan dolayı simsiyah bir halka oluşmuştu. Bunu oradan çekip aldığım zaman çocuk rahatlama yaşadı; olayı hatırlasa bile negatif etkisinden kurtuldu.

15 yaşındaki bu erkek çocuğun durumu nedir?  (Resmini ekleyemiyorum ancak enerji uygulamasının öncesi ve sonrası arasında gözle görülür bir fark var.)

Çocuk, düşme sonucu başını kayaya çarpmış. Beyin kanaması geçirmiş. Felç geçirdiği için konuşma bozukluğu vardı. Ağzını ve bakışlarını kontrol edemiyordu. Gerekli tedavileri yapılmış ancak istenen sonuç alınamamıştı. Sağ kolunu kullanamıyordu. 4 seans sonra ağzında düzelme oldu, bakışlarını toplamaya ve sağ kolunu kullanmaya başladı.

Söyleşi için çok teşekkür ederim. Ayrıca, kanser hastalarının enerji dengeleme seansları sonrasındaki değerlerinde görülen kayda değer iyileşmeler ve bunu belgeleyen raporlar gerçekten etkileyici. Bunun için sizi ayrıca tebrik ederim. Yaradılış ve biyoenerji konusunda verdiğiniz bu kapsamlı seminerleri sanırım belli aralıklarla düzenliyorsunuz.

Evet, belli dönemlerde seminerlerimi tekrar ediyorum. İlgi gösterdiğiniz için ben teşekkür ederim.  Bilgi paylaşımına her zaman açığım. Bunun için benimle temasa geçebilirler.

Biyografi: Ertuğrul Okyaltırık 051

1959 yılında İstanbul’da doğdu. 1978-79 yılları arasında üzerine enerji akışları başladı. 1979-1982 yıllarında, 3 sene boyunca birlikte çalıştığı hocasından imajinasyon ve konsantrasyon eğitimi alarak, enerjisini yönlendirmeyi öğrendi. 1981-1984 yılları arasında Metapsişik İlmi Tetkikler Derneği üyesi olarak bilgi potansiyelini geliştirdi. Koç Holding’ten yönetici olarak emekli oldu. Quantum Touch ile ilgili eğitimler alan Ertuğrul Okyaltırık, verdiği biyoenerji seminer ve konferanslarıyla çevresini bilgilendirdiği gibi yaptığı enerji dengeleme seansları ile birçok kişinin sorunlarını gidermesine yardımcı olmaktadır.

İletişim: 0532 347 16 28

Zamanda İleri-Geri Gitme


Herkesin basına gelmistir;bir ortamda yada tek basına biseylerle uygrasırken bir bakarsınız zaman sanki hiç geçmemis gibi gelir size ama saate bir bakarsınız anlasılmaz bicimde 1-2 saat gecmistir yada tam tersi bir bakarsınız zaman sanki durmustur asla gecmez.
Zaman su gibi akarken aslında beyniniz bir olaya yada ogrendiginiz, yeni tanıdıgınız birine kitlenmistir bu olgu aslında ilerde ,ogrendiginiz konu yada tanıstıgınız kisi ile sonradan olucaklarla ilgilidir yani bu yasananların ilerde size cıkaracagı açılımlar var çatallanmalarda vericeginiz kararlarla ilgilidir.Simdi siz su andayken bilinc altınız ilerde bir zamanda oldugundan (ilgilendiginiz olgu neyse) bir sekilde bu zamnın farkına varıgınızda bilinc altı bir anda simdiye gelmekte buda sizde zamanın daha çabuk gecmis hissini dogurmatatır zira siz gelicekten geldiniz aslında o an …
Tersi durumda ise yine bilinc altınız gecmiste takılıp kalmıstır ve su an ile ilgilenmez o olgu ne ise aslında aklınız ordadır o yuzden su anın farkına vardıgınızda zaman sizin icin cok az gecmis olur zira gecmisten geldiniz var dusunceleriniz cok tazedir yasadıklarınızın farkında da olmadıgınızdan sanki zaman hic gecmemistir sizin icin.
Burdan cıkan sonuc yeni seyler ogrenirken odaklanmak yada halk arasında gozum kaldı olayı bilincli olarak gelicege gittigimiz anda bilinc altımızla irtibat kurdugumuz bir an oluyor ve ordaki yansılamalar bize yeni fikirler ve gorusler kazandırabilir aynı sekilde eskiye takılmamızda da farklı gorusler kazanıp dogru kararı verebiliriz ileriye donuk , kazandıgınız bu yeni bakıs acısı ile…
Gozunuz kaldıgında dikkatli olun hic olmadık bilinc altı cagrısımları alabilirsiniz tabi zamanın ileri akmasıda (geriye akarsa bu durumda fark edemediginiz ayrıntılar goruceksiniz) denk gelicekki daha fazla yogunlasma ile gerceklere ulasmak kolay olsun.

Noetik: Düşünce Gücünün Maddeye Etkisi


Düşünce gücünün madde ve evren üzerindeki etkisini biz 90’lar gençliği en iyi Matrix ile anladık. Neo kahinin evinde, elindeki kaşığı düşünce gücüyle büken ufak çocuğu görünce o da bizim kadar şaşırmıştı. Hangimiz mutfağa koşup en ince saplı kaşığı bulup bükmeye çalışmadı ki?

noetik bilim-indigodergisi

Nice gençlerimiz annesinin gümüş kaşığını şiddet yardımıyla büktüğü için ne azarlar işitti. Fakat tabii ki düşünce gücünün sınırları bir kaşık bükmeyle kalmıyor. Düşüncenin fiziksel gücü etkileyip etkilemeyeceği konusu NOETİK bilimciler tarafından araştırılıyor.

Noetik bazılarımızın ilk kez duyduğu bazılarımızın da yeni yeni öğrendiği bir bilim dalı. Noetik Eski Yunanca’ da  ‘algılamak’ ya da ‘kavramak’ anlamına gelen Noetikos kelimesinden türemiştir. Yunan felsefesinde bu kelime duyular veya akılla değil sadece akıl yoluyla kavranılan bilgi türünü anlatmak için kullanılır. Noetik bilimin çalışma alanları genel olarak insan bilincinin potansiyeli üstüne. Bilinç ve vücudun potansiyeli, zihnin bedensel iyileşmeye etkisi, duygular ve ruh gibi alanlarda çalışmalar yürütüyorlar. Bu araştırmaları yapan meslek grupları da farklılıklar gösteriyor. Alternatif tıp uzmanları, kuantum fizikçileri, parçaçık fizikçileri, terapistler, psikologlar ve pek çok farklı daldan bilim insanları Noetik üzerine çalışıyorlar.

Noetik Bilimler Enstitüsü

Noetik aslında çok eski zamanlardan günümüze gelen bir düşünceyi araştırıyor. Son on yıldır bu bilimin adını duymaya başlamış olsak da düşüncenin fiziksel gerçekliğe etkisi asında hep merak edilen ve araştırılan bir alan olmuştur. Bu alandaki ilgisini daha ilerilere götüren eski astronot Edgar Mitchel ve sanayici Paul. N.Temple 1973 yılında Noetik Bilimler Enstitüsü’nü kurdular. İnsan potansiyelinin sınırlarını araştırmak için kurulan enstitünün amacı, insan kapasitesinin geliştirilmesi ve sağlık alanında önemli ilerlemeler yapılması.

California’da 80 dönümlük dev bir arazi üzerine kurulan enstitünün kampüsü içerisinde ofisler, kütüphaneler ve donanımlı araştırma laboratuarları vardır. Enstitü 3 ayda bir Shift adı verilen bir dergi yayınlıyor. Derginin 35.000 abonesi olduğu da web sayfasındaki bilgiler arasında.

images

Su Kristallerinin Duyguları

Noetik Bilimler Enstitüsü Haziran 2009’da zihnin fiziksel etkisini kanıtlayan önemli bulgular bulduklarını açıklayarak herkesi şaşırttılar. Sözlerin suya etkisini inceleyen Japon bilim adamı Masaru Emoto, dünyanın çeşitli yerlerinden, farklı durumlarda alınan su kristalleri ile büyüleyici bir araştırmaya imza atmıştı. Deney şu şekilde yapılmış. Suların bulunduğu şişelerin üzerine farklı kelimeler yazılıp bir süre bekletildikten sonra Bay Emoto, su damlacıklarını dondurup fotoğraf çekme kapasitesi olan bir karanlık alan mikroskobu ile su kristallerini inceledi. Su kristallerinin kelimelerinin anlamlarının enerjisini kopyalayıp, görüntü olarak verdiği bu resimlerin gerçekliği gerçekten etkileyici. Masaru Emoto ‘Suyun Gizli Mesajı ‘ adını verdiği kitabında da su kristali fotoğraflarını yayınlamıştır.

Masaru Emoto çalışmasını kısaca şu şekilde açıklıyor.’’İçinde su olan şişenin üstüne yazılmış veya sözel olarak söylenmiş sözcükler, düşünceler, suya çalınmış olan müzik veya oynatılmış film ile suyun yapısal özelliği değişir.’’Yapılan bu deneyler sırasında akarsu ve kaynaklardan alınan su kristallerinin çok düzgün geometrik şekillere sahip olduğu fakat buna kıyasla kirli ve toksik su borularından alınan su kristallerin şekillerinin bozuk olduğu gözlenmiş.

Benzer bir çalışma da Japonya’da ilkokul öğrencileri tarafından yapılmış. Eşit şartlar altındaki iki kavanoza bir miktar pirinç konulmuş. Kavanozlardan birinin üstüne ‘Teşekkür ederim’, diğerine de ‘Seni aptal’ yazıldıktan sonra bir süre beklemeye bırakılmış. Üzerinde olumsuz yazı bulunan kavanozdaki pirinçler siyah bir renk almış ve kötü kokulu bir şekilde çürümüş. Olumlu şeyler yazan kavanozdaki pirinçler ise daha düzgün kalmış, sadece sarı bir renk almışlar.

Araştırmalar bitmiyor. Bir diğer önemli araştırma da Fransız bilim adamı Dr.Jacques Benveniste tarafından yapılmış. 1980’lerde başladığı çalışmaları sonucunda suyun hafızası olduğu sonucuna varmış kendisi.

Şöyle ki; Dr.Benveniste suya bir madde eklemiş ve daha sonra da suyu 1 milyon kez sulandırmış. Özel bir alet de aşırı derecede karıştırdıktan sonra maddenin yok olacağını düşünmüş. Fakat maddenin hala suda olduğunu görünce milyonlarca kez daha sulandırarak aynı işleme devam etmesinin sonucunda madde yine de yok olmamış O zaman suyun yüklenen bir maddeyi hafızasına kaydettiğini anlamış.Benveniste’nin bir başka deneyinin sonucu ise biraz daha ürkütücü. Bilim-kurgu senaryolarını aratmayacak bir sonuca ulaşan Benveniste gelecek hakkında fazlasıyla düşünmemize neden oluyor. Suya bir zehir yerine sadece o zehrin frekansını yüklemiş ve aynen zehrin kendisi gibi içine konulan sinekleri öldürdüğünü gözlemlemiş.

Benveniste’nin deney sonundaki tespiti şu şekilde ‘’Biyokimyevi maddelerin yaydığı sinyal kaydedilip internet aracılığı ile dünyaya yayılabilir ve bu sinyal biyolojik hücreleri sanki gerçekte o madde varmış gibi etkileyebilir.

Benveniste’nin araştırmaları bazı kişilerce şüphe ile karşılanmış haliyle. Queens Belfast Üniversitesi Profesörü Madeleine Ennis, Avrupa ülkelerinde Prof. M.Roberfroid tarafından koordine edilen bir araştırma grubuna katılmış.

Araştırma grubunda Benveniste’nin orijinal deneyinin çok daha ayrıntılısı yapılmış. Hatta tarafsızlığı kesin olarak sağlayabilmek için, deneyi yapan bilim adamlarının hangi şişede hangi solüsyon olduğunu bilmemeleri sağlanmış. Deneyin sonucu yine Benveniste’nin araştırmalarını doğrulamış. Tabii Benveniste’nin cevabı da gecikmemiş; ’12 yıl önce bizim başladığımız noktaya gittiler.’

prof-dr-masaru-emoto_450506

Bir Nostradamus değil ama…

Asıl adı Michel de Nostradame olan ünlü hekim, kahin, astrolog Nostaradamus. Bazı kehanetlerinin gerçekleşmiş olması ile ününe ün katmış kendileri. Küresel Bilinç Projesini de bir nevi teknolojik olarak düşünebiliriz. Küresel Bilinç Projesi, Princeton Üniversitesi’nden Dr. Nelson ve ekibinin 1998’de dünyanın pek çok farklı yerine EGG (ElektroGaiaGram) koymaları ile başladı. EGG ya da yumurta denilen bu cihazlardan 100 adet var ve bu cihazlar toplu bilincin elektronik sinyallerini kayda alıyor. Bu 100 yumurta Princeton’daki ana bilgisayara sürekli olarak kayıtları gönderiyor. Bir örnek ile daha da kolay açıklayabiliriz. 1999 Marmara Depremi, 11 Eylül saldırısı, Güney Asya’daki tsunami felaketi gibi küresel olaylardan önce cihazlardaki oynamaların değerlerine bakarak bu felaketleri önceden algıladığı anlaşıldı. Olağandışı durumlar yaşandığında insanların duygularındaki dalgalanmaları tespit eden bu yumurtalar, pek çok olay daha gerçekleşmeden önce algılamışlar.

Ne kadar sıra dışı gözükse de Amsterdam Üniversite’sinden Prof.Bierman şu şekilde açıklama getirmiş. Zamanın sadece ileri değil geriye doğru da akabileceği hakkında pek çok kanıt olduğunu belirten Bierman, zamanın denizde dört bir yana doğru alçalıp yükselen dalgalar olarak görülebileceğini söylüyor.

Küresel Bilinç Projesi kapsamındaki yumurtalardan 83.’sü de Türkiye’de bulunuyor. İzmir Alsancak’ta bulunan yumurtaya verilen isim ise ‘Mevlana Yumurtası’. Princeton Üniversitesi Noetik Bilimler resmi sayfasından yumurtaların 5 dakikada bir güncellenen verilerini de izleyebiliyorsunuz.

Düşündüm de şu evrene iyi mesaj gönderme konusunu daha da ciddiye almalıyız bence. Güzel bir su kristali olabilmek varken neden bozuk şekilli olalım ki? Ne demiş Hz.Mevlana ‘’Gül düşünürsen güllük, diken düşünürsen dikenlik olursun.’’

Frekanslı hacamat


Geleneksel tıp ile teknoloji bütünleşti: Frekanslı hacamat

hacamat

Tarım ilaçlarından temizlik ürünlerine, kötü hava gazlarından katkılı gıdalara çeşitli yollarla vücudumuza giren yabancı ajanların yol açtığı kirliliğin vücuttan atılımını sağlayan ve 70’i aşkın hastalığın tedavisinde yararlanılan kupa tedavisi (hacamat) ile frekans tedavisi biorezonans bir arada kullanılmaya başlandı.

Dr. Sinan Akkurt’un uyguladığı “frekanslı hacamat”, kupa tedavisini biorezonansa özel bir tarama ve tespit edilen rahatsızlıkların anti-frekanslarla giderilmesi yoluyla destekliyor. Tedavide insan vücudunun yaydığı çok düşük ölçekli frekanslara en yakın seviyede frekanslar kullanılarak daha etkili sonuç alınabiliyor.
Doğal tıp metodu biorezonansı Türkiye’ye tanıtan Dr. Akkurt, bilinen en eski tedavi yöntemlerinden biri olan ve günümüzde dek uzanan kupa tedavisini teknolojiyle bütünleştiren “frekanslı hacamat” uygulamasını İzmir ve İstanbul’daki kliniklerinde başlattı. Kupa tedavisi, halk arasında hacamat olarak anılıyor. Sağlığın korunması ya da hastalıkların tedavisi için vücudun çeşitli yerlerine kupa kapatılması yoluyla gerçekleştirilen hacamattan 70’ten fazla hastalığın tedavisinde yararlanılabiliyor. Frekanslı hacamat ile vücuttan toksin ve serbest radikallerin atılımının yanı sıra biorezonansa özel testle vücutta hastalığa yol açan 6400 farklı maddenin taraması ve hastalıkların anti-frekanslarının vücuda yüklenmesi yoluyla tedavisi yapılabiliyor. Hiçbir yan etki göstermeyen frekanslı hacamattan önleyici tedavilerin yanı sıra fıtık, migren, romatizmal hastalıklar ve tüm ağrılı hastalıkların tedavisinde etkin sonuçlar alınabiliyor. Frekanslı hacamat uygulamasında düşük şiddette titreşimler kullanılarak vücudun frekanslarına en yakın seviyeye ulaşılabildiğini kaydeden Dr. Akkurt, kupa tedavisinin de, biorezonans tedavisinin de mutlaka tıp doktoru kontrolunda gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Meridyen Terapisi


Meridyen Terapisi Hakkında
“Meridyen Terapisi” terimi, bugünlerde farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Bu makale bağlamında “Meridyen Terapisi”, Geleneksel Çin Tıbbı’nın iki temel tedavi uygulama alanından birini ifade eder.  Bu iki alandan biri “beden bazlı tedavi metodlarını”, diğeri ise “ilaç bazlı tedavi metodlarını” kapsar.  İlaç bazlı metodlar, bitkisel terapi (fitoterapi) ve beslenme yoluyla terapileri içine alır. Beden bazlı terapiler ise, kırık ve çıkıkların tedavisinde kullanılan fizik tedavi metodları ile Meridyen Terapisi metodlarını kapsar.
Meridyen Terapisi, Geleneksel Çin Tıbbı’nda binlerce yıldır bilinen, bedenin enerji kanalları üzerindeki belirli bölgeler ve noktaların akupunktur (iğne batırma), akupressür (el veya parmaklarla basınç uygulama), masaj, ısı, elektrik veya mıknatıslarla uyarılmaları yoluyla sonuç elde edilen tüm tedavi türlerini kapsar. Bu metodlar, hem kas-kemik sorunlarını, hem iç hastalıkları, hem de psikolojik rahatsızlıkları tedavi etmek için binlerce yıldır kullanılmakta olan yöntemlerdir.  Daha yakın dönemlerde, Jin Shin Do, EFT (Emotional Freedom Technique), Access Bars ve Aromaterapi gibi modern yöntemler de, Geleneksel Çin Tıbbı’nın meridyen enerji sistemini temel alarak, Meridyen Terapisi metodları arasında yer almışlardır.
Meridyenler Nelerdir?
Geleneksel Çin Tıbbı’na göre, insan anatomi ve fizyolojisinin en önemli unsuru, enerji kanalları veya meridyen sistemidir. Meridyen sistemi, bedeni dikey planda ve simetrik olarak kat eden, 12 sağ, 12 sol, 1 merkez ön, 1 merkez sırt, 1 merkez iç, ve 4 çift diyagonal, ayrıca bir de yatay olarak kesen toplam 36 enerji kanalından oluşur. Enerji kanallarının bedenin dış yüzeyinden en derin bölgelerine kadar altı katmana yayıldıklarını düşünürsek, sistemin son derece detaylı ve karmaşık, ama bir o kadar da düzenli ve işlevsel olduğunu kavrayabiliriz.
Bu enerji kanallarına “meridyen” denmesinin sebebi, büyük çoğunluğunun bedende dikey konumda olmasıdır. 12 çift sağ-sol dikey meridyenlerin her biri 12 “temel” organdan biriyle yakın ilişkiye sahiptir ve o organın adıyla adlandırılır (Mide kanalı, böbrek kanalı gibi).  Bunlara “olağan meridyenler” denir. Merkez, yatay ve diyagonal meridyenler organlarla direk bağlantılı değillerdir, organ meridyenlerinden daha derin ve homeostatik açıdan daha öncelikli sayılırlar.  Bunlara “olağanüstü meridyenler” denir.
Meridyen Terapisi Nedir?
Meridyenler, sinir sistemi ve dolaşım sistemi gibi, tüm bedeni, entegre bir bütün olarak bağlarlar.  Hatta Geleneksel Çin Tıbbı Meridyen Teorisinde, meridyenler sadece beden dahilinde iletişimi sağlamakla kalmaz, organlarımızla duyularımız, dokularımız, duygu ve düşüncelerimiz arasındaki iletişim ve uyumu sağlarlar.  Meridyen sistemi, tam anlamıyla, beden, zihin ve ruhun bütünlüğünü, işlevsel bir biçimde tanımlar.
Geleneksel Çin Tıbbı’nda, meridyen enerji akışının tıkanması ve dengesini yitirmesi, hastalığın başlıca sebebi olarak görülür. Enerji akışının tam olarak nerelerde, ne sebeplerle ve nasıl tıkandığının veya dengesini yitirdiğinin belirlenmesi ve buna bağlı olarak yeniden açılması ve dengelenmesi ise, tüm hastalıkların başlıca ve temel tedavi yöntemidir. Hangi teknik veya teknikler grubu kullanılırsa kullanılsın, Meridyen Terapisi metodlarının tümünün ortak amacı budur.
Hastalıkların Sebepleri
Geleneksel Çin Tıbbı’nın eski metinlerinde denir ki: “Pek çok hastalık vardır, ama aslında tüm hastalıkların pek az sebebi vardır”.  Meridyen enerjisinin tıkanmasını sağlayarak hastalıklara zemin açan birkaç sebep belirtilir.  Bunlardan en önemlileri, duygularımızı aşırı bir şekilde deneyimlemek, yanlış yemek yemek, yetersiz miktarda hareket etmek ve yeteri kadar dinlenmemektir.  Bunlar dışında kazalar ve zehirlenmeler vardır.
Bu sebepten dolayı, Geleneksel Çin Tıbbı, Meridyen Terapileri ve Bitkisel Tıp gibi tedavi metodlarının yanısıra, beslenme ve yaşam tarzının düzeltilmesi ve dengelenmesini de önemle vurgular.  Bunlardan da önemlisi, hastanın psikolojisinin olumlu yönde teşvik edilmesi, duyguların dengelenmesi ve kişinin iyileşebileceği ve tamamen sağlıklı olabileceği arzu ve inancını kazanmasıdır.
Meridyen Terapisinin, özünde hastalığa göre değil, kişiye göre tedavi uygulamayı amaçlamasını vurgulamalıyız.  Geleneksel Çin Tıbbı’nın en eski metinlerinde denir ki: “Pek çok hastalığa aynı tedavi uygulanabileceği gibi, tek hastalığa pek çok farklı tedavi uygulanabilir.  Hangi hastalığa hangi tedavi uygulanacağı, hastalığa göre değil, hastaya göre belirlenir”.  Diğer bir deyişle, hastalığın ne olduğu kadar, hastalığa sahip olan kişinin kim olduğu da, büyük önem taşır.
Hastalığı değil de, kişinin kim olduğunu temel almanın diğer önemli yanı da şudur: Bilinç, odaklandığı şeyin gerçekliğini güçlendirir. Bu yüzden, hastalığın kendisi, ne terapistin, ne de hasta olan kişinin, bilinçlerinin odak merkezi olmamalıdır.  Konvansiyonel tıbbın düştüğü belki de en büyük hata budur. Meridyen Terapisi, kişinin özünde kim olduğunu anlamaya çalışır ve bunu baz alarak, kişinin varlığının temelini oluşturan yaşam enerjisinin, bozulmuş ahenk ve dengesini yeniden sağlar.  Yani Meridyen Terapisi, sağlığı yüzeysel, semptomatik ve geçici olaral değil, kökten, bütünsel ve kalıcı olarak sağlama bilimi ve sanatıdır.
Meridyen Terapisi Nasıl İşler?
Geleneksel Çin Tıbbı’na göre insan fizyolojisinin temelini, yaşam enerjisi ve genetik bilgiyi taşıyan bir enerji meridyenleri ağı oluşturur. Meridyenlerin önemli bir görevi de, insanların iç enerjileriyle, dış dünyanın etkileşimini sağlamaktır.  Geleneksel Çin Tıbbı’nda denir ki: “Meridyenler sayesinde içeride ne oluyorsa, dışarıdan görünür ve dışarıdan ne yapılırsa, içeriyi etkiler.”
Meridyenler üzerinde, bu iç-dış etkileşiminin daha güçlü olduğu belirli noktalar vardır.  Akupunktur noktaları olarak bilinen bu noktalar, karmaşık bir elektrik devresinin sigorta kutuları gibi ulaşılabilir yerlere yerleştirilmiştir ve enerjinin akışını kontrol ederler. Enerji akışı bir bölgede aşırı artar veya yetersiz kalırsa sigorta gibi atabilir veya kilitlenirler.  Bu yüzden, bir Meridyen Terapisi metodu olan Jin Shin Jyutsu’da bu noktalara “Enerji Güvenlik Kilitleri” denir. Bu noktalardan biri kilitlendiğinde, onun bağlı olduğu tüm meridyenin enerjisi ve onunla yakın bağlantılı diğer meridyenler, ayrıca noktanın bulunduğu alan, bu tıkanıklıktan etkilenir.  Bu durum da, dengesizliğin başlangıcıdır.  Eğer tedavi edilmezse, bu dengesizlik zaman içinde, bağlantılı dokuların ve organların, işlevlerine devam etmek, arınmak ve yenilenmek için ihtiyaçları olan yaşam enerjisinden mahrum kalmalarına ve dolayısıyla hastalığın oluşmasına sebep olur.
Bu süreci tersine döndürmek için, tam olarak hangi meridyenlerin, ne şekilde dengelerini yitirdiklerini, ve üzerlerindeki hangi noktaların kilitlendiğini tespit etmemiz ve bu noktalardaki enerji akışını açarak dengeyi tekrar sağlamamız gerekir. Ciddi bir hastalık oluşmuş olsa bile, bedenin daha hızlı ve tamamen iyileşebilmesi için ihtiyacı olan en önemli yardım, yaşam enerjisinden mahrum kalmış bölgelere, enerjinin yeniden ulaşmasının sağlanmasıdır.
İğneli ve İğnesiz Metodlar
Akupunktur, Meridyen Terapisi’nin dahilindeki metodlardandır. Meridyen Terapisi dahilindeki tüm metodlar aynı temel teorilere tabidir.  Ne var ki, Meridyen Terapisi’nin Japonya’daki gelişim sürecinde, iğnelerin kullanımı çok azaltılmış veya bazen tamamen bırakılmıştır. İğne kullanımı, becerilerini üst düzeyde geliştirmiş pek çok meridyen terapisti tarafından, etkili sonuçlar almak için gerekli görülmez, hatta bazen etki azaltıcı olduğu düşünülür. İğneler can yakabileceği için, pek çok hasta tedavi esnasında kendini rahat bırakamaz. Japon ekolünün hocaları, en derin şifanın, sadece hastanın bedeni seansta tamamen gevşediğinde ve zihni huzurlu, meditative bir hale girdiğinde gerçekleştiğini gözlemlemişlerdir.  Beden, zihin ve ruhun bir bütünlük halini deneyimlediği bu şifa sürecinde, yapılan terapinin etkisiyle bütünsel ve derin iyileşme gerçekleşir.
Etkili sonuç alınması için, sorunun kökündeki dengesizliğin hangi meridyenlerde ve noktalarda bulunduğunun doğru tespit edilmesi ve bu meridyen ve noktalara, mümkün olan en güçlü uyarının değil, en doğru olan ama nazik bir uyarının uygulanması gereklidir.
Hazırlayan: Dr. Onur Aydınoğlu
Dr. Onur Aydınoğlu
Dr. Onur Aydınoğlu, yüksek lisans ve doktora eğitimini gördüğü ABD’nin Washington Eyaleti’ndeki Bastyr University’de Geleneksel Çin Tıbbı, Akupunktur, Bitkisel Tıp ve Naturopatik Tıp üzerine uzmanlık kazandı. Daha sonra New Mexico Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin entegre tıp merkezi Center For Life’da uzman hekim, Southwest Acupuncture College’da ise kadrolu öğretim görevlisi olarak hizmet verdi. 12 yıldır doğal ve bütünsel tıp, 20 yıla yakındır da meditasyon, çigong, taiçiçuan, nefes ve enerji çalışmaları ile yakından ilgilenmektedir.  1 yıldan beri, Kadıköy Moda’da, Ayurveda uzmanı olan eşiyle beraber, kendi kurduğu Heal İstanbul Doğu Şifa Sanatları Merkezi’nde doğal sağlık danışmanlığı ve terapileri hizmeti sunmaktadır.