Sayılar ve O


0’dan onunla başlarsın hayata, 1 bakmışsın girivermiş hayatına, 2’de bir düşüverir aklına, 3 günlük dünyada tek zevkindir aslında, 4 dörtlük gecer zamanın onla, 5 6 üstü bi insan aslında, 7 cihanda yoktur olan onda, 8 köşe olursun konuşurken onunla, 9 doğurursun göremeyip konuşamayınca, 10’u seversin çok SEVERSİN…

Reklamlar


 

Karınca yaz boyunca çalışırken
ağustos böceği saz çalmış. (Bilirsiniz
hikayeyi)
Tabi kış gelmiş, karınca sıcacık evinde
afiyet içinde yaşıyorken bir gün kapısı
çalmış. Bakmış ağustos böceği.
“Tamam” demiş
– “Yaz boyunca saz çaldın şimdi aç
kaldın ve benden yemek istemeye
geldin, değil mi?
Saz çalacağına biraz çalışmış olsaydın böyle aç kalmazdın”.
Ağustos böceği de:
“Yoo. Yanlış anladın”demiş.
-“Biz yaz boyunca saz çalınca, bir sürü
param oldu. Hatta meşhur da oldum,
şimdi Avrupa turnesine çıkıyorum. Belki oralardan istediğin birşeyler
vardır, diye sormaya geldim”
Hakikaten de karınca bir bakmış
ağustos böceğinin hiç öyle aç bir hali
yok.
Üzerinde bir kürk var, arkada da kocaman bir limuzin, onunde şöförü
ile onu bekliyor. .
“Yok, bir şey istemiyorum” demiş.
-“Ama Fransa’ya uğrayacaksın değil
mi?” diye sormus.
Ağustos böceği de: – “Evet” demiş.
“İyi o zaman” demiş karınca.

-“Paris’e gidince orada La Fontaine
diye bir adam var, onun yüzüne benim
için tükür, oldu mu?”


Rumuz:Dag Yolu

 

 O dag yolunda gene kalkmakta zorlanan bir gunun kus sesleri ve akan selalenin gurultusu arasinda disari cikip soguk su ile yuzumu yikadim.Zaman buralarda sanki 2 saatte bir gidip gelen yolcu otobusu ile geciyordu.Kucuk bir isletmem vardi yol ustunde ve gecim kaynagim nerdeyse bu yolcu otobusu idi.

 Siselerin sikirtisi ile bir anda kendine geldi daha ne oldugunu anlamadan icine koyu renkte bir sivi akti.Sonrada  bir kapak ile agzi kapatilinca garip bir seylerin oldugunu anladi.

Sise kuyrugunun cikisinda uzerinde gorevi yazan  kunyesi ile olup biten anlayabildi.Bir ordu gibi dizilmis binlerce kendi benzeri sise vardi etrafta ve her kafadan  sakir sukur sesler cikiyordu .Kimi yeni arkadasliklar kuruyor kimi de heyecanini yatistirmak icin sarki soyluyordu. Herkesin gidip hizmet edecegi yer gorevlilerce saptandiktan sonra,artik onunda bu hayatta bir amaci ve gorevi vardi insanlari mutlu etmek !

 Uzun ve zahmetli yolculuklardan sıcak ,soğuk ve karanlik ortamlardan sonra simdi de bu buz gibi akan suyun altinda sabah sabah usuyordu.

 Yine Coca-Cola siselerini gurul gurul akan selalenin altina koyup bir iki lokma atistirdiktan sonra gunun ilk otobusu beklemeye basladim.Nasil olduysa bir otobus dolusu insan  geldi , icmek icin hepsi Coca-cola istegince elimdeki butun siseleri onlara vermistim.Gittiklerinde tum Coca-cola siseleri bir boluk asker gibi gunesin altinda gorevlerini yapmis olmanin huzuru ile piril piril dizilmislerdi.

  Ertesi gun yakin arkadasim olan soforle yardimcisinin bahse girmis oldugunu ogrendim megerse bende o kadar cok Coca-Cola iceni karsililaycak sise cikmazmis.Tabi arkadasim beni tanidigindan bahisi o kazanmisti.

 A.E


-adam,ordan gercerken hayalimi dusurmustum
-kadın ne dedin anlamadım
-adam, hayalimi dedim onu dusurdum
-kadın,o nasıl bir sey yani hayal dusmez emin misin ?
-adam,evet o gunden sonra kendimi bitik ve amacsız hissediyordum
-kadın,haklısın o durgulugunun sebebini dusunmustum
-adam,demek yansımıstı oylemi,bak sana bir hikaye anlatayımda dinle o zaman
Ulkenin daglık bir yerinde bir adam yasarmıs tek basına ,o kadar olmuski oraya geleli artık ne zaman geldigini hatta gelmeden onceki yasadıklarını
bile unutmus nerdeyse hayal meyal flu bir renk gibi.Ama neden geldigini cok iyi biliyormus o.Ormandaki en yaslı agacı bulmakmıs amacı yıllarca gez-
mis karıs karıs her sene belli bolgelere seferler yapmıs yaz kıs demeden zorlu sartlar altında.

 Yontemi basitmis ağaç govdelerini artık hemen eleyebiliyormus bir baskısda kim ince kim kalın cunki her mevsim agacların kabuk ları yasadıgı kısı anlatan bir kat bırakır uzerinde, kesilmis bir agac govdesi o yuzden halka halkadır zaten.Insan deriside kırıs kırıs belkide yasadıkarını biriktirdiginden cogunu katlayıp attıgından degersizce geriye porsumus bir bosluk kalıyor ,agac ise deger veriyor ve o mucadelesini her yanına sarıyor.Bu elemeden gecenlerin altına gidip oranlama olarak uzunluguna bakarmıs kararsız kalırsada arkadas edindigi kusunu ucurup agaca, ayagına baglı ipi olcermıs, kusa ne yapmasını ogrettiginden bu is cok kolaymıs.

 O gun en uzunu bulunca o ana kadarki tum en uzun ve kalın agacla karsılastırıp islemine devam edermis.Gunler boyle akıp giderken bir gun o gune kadar gordugu en uzun ve kalın govdeli agacı gormus oyleki ne kusa nede govdesine bakması gerekiyormus.O an her yanını bir sevinc kaplamıs hemen agaca tırmanmaya baslamıs tırmandıkca sanki her dal onunla konusur gibi sesler cıkıyormus dal dediysemde oyle calı cırpı degil ama gercekten minare kadar kalınmıs bunlar  sanki giddikce daha kalın oluyor ve sonunu bir turlu goremiyormus.Kan ter icinde en uca geldiginde manzara enfesmis ama o kadar yukseye cıkmıski kendini bulutların arasında bulmus ,mevsim bahar olmasına ragmen geldigi noktada hava cok sogumus.
 Elleri nerdeyse  donmus ayakları merak,heyacan,yorgunluk ve sevincden birer odun olmuslar adeta…
-kadın,ne olmus sonra?
-adam, hadi denize girelim demis
-kadın, aaa olmaz merak ettim simdi adama ne olmus inmismi asaya?
-adam,gel seni hayalimi dusurduyum yere gotureyim demis
-kadın,ama hava sıcak ben rahatım burda ve hikayeni merak ettim demis
-adam,secim senin …
-kadın,hadi gidelim demis oyleyse demis
Buyuk bir agacın altına gelmisler garip bir agacmıs bu cunki diger agaclardan farklı olarak genis ve ici bos bir govdesi varmıs ama ne govde adam kadının elini tuttup onu agacın govdesine sokmus yukarı bakmasını istemis kadından Yukarda ama coook yukarda garip bir karaltı varmıs  -adam,iste demis hikayedeki adam o karaltı cunki; adamın hayattaki tek ve biricik bir amacı varmıs ve ona ulasınca soguk ve yorgulugun etkisi ile biraz cık uyumak istemis.Ve orda dona kalmıs aslında vucudca donmamıs amacı bitince hayalleri yani fıkri donmus.

-kadın, iyi ama nerden biliyorsun ki?

-adam,cunki demis adamın aslında aradıgı agacların en buyugu degil gogu en seven ona en asık olan agacmıs.Cunki en uzun olmak icin en kalın olmak lazım en uzun olan gogu ,o mavi okyanusa en cok dalabilendir en derine dalan agacda o okyanusu en cok seven askı en cok olan ona en cok ihtiya cı olandır.-kadın, ne olmus yani? -adam,gercek askı gorunce kendi amacına olan askı bitmis ve kendini yitik hissetmis  bitmis sonunda.O buyuk askın koynunda birazcık uyuyunca gercek sevgi onuda yanına almıs  adamdaki o boslugu agacın goge olan askı almıs …
-kadın,peki demis sen niye oyleydin?

-adam kadının elini tutmus !!

       Ayhan eren


Salam ,
 Benim burdan bakinca sorular tahminimden daha buyuk sorun olmaya baslamis.Mesajin 11 gibi geldi ve hemen nete girdim telin kapali idi, sanirim gec geldi mesaj bana.  Neyse bende hic sevmedigim sorunlari benim acimdan mail ile iletme yolunu sectim.Ben bu konulari konusmayi daha tercih ederim aslinda.

 
 Sanirim  artik ayan beyan bu iliski seni SIKTI ve boguluyosun sorun kalbinle beynin arasinda ve beynin kazandi SIKINTIN bu nu baha anlatabilmek yoksa her iliskide insan karsisindakini istesede istemesede kirabilir sonra ask galip gelir ve ozur diler yada ceker gider ask biter.Mutluluk icin beraberlikler olur, uzulmek icin degil dusunsene sen taa onca yolu tepip bakirköye neden gelesinki neyse her iliski nasil baslamasi aslinda dogal ve anlamsiz, tanimlanamayan bir cok yonu varsa bitmeside bazen oyle olabilir  bunda gucendirecek yada uzulucek diye karsindaki kisi, mutsuzluklarinda israr etmenin anlami yok.

 
  Sen kararini madem verdin once bunu yuregine yada bana anlat korkma derim sadece yoksa harbiden senin oralardan patlama sesi gelicek:+) hayatta azda olsa cesur ol bazi konularda cidden ,bunu en azindan medem beni cok dusunuyosun ve bana karsi kendini caresiz hissediyorsun ve bu sana bir acmaz yaratiyor bence artik bazi kararlarini bana soyleme zamani gelmis  ve geciyor gerci ben senin SIKINTINI anliyorum ama senin agzindan duymak istiyorum.
Korkma diyorum bir daha aslinda iliski bitiren mektuplar aldim ama arkadas kaldigim kisiler oldu kararini ver derim son kez ve bunu verirken benide dusun yani ben artik cidden kendi kararini vericek ve beni herseyden cok sevicek birini isterim kararsizliklari asla sevmiyorum beni azda olsa tanidin bunu hak ediyorum dimi?  Sende cok iyi niyetlisin ve kismetlerinde cikar her seyin var aslinda bakarsan ama benim zamanim azaliyo mutlu olmak icin bundan sonra evlilik coktan rafa koyup mutlulugun keyfini yasiyor olmam lazim (Birseyleri paylasmak ,ortak kararlar vermek vb)  Ne diyim boyle sayfalar yazarim ama en guzeli karsilikli konusma.

Kararini ver!

 

 
 Ignegi aliyorum elime dikicegim acilarimi
 Kanasada yaralarim yasamak benimde hakkim
 Neşe kesilmis oylece beklemede…
 Yelkensiz gemilerin tek umuduyum ben
 Ornek olucagim ucurum cicegine
 Dusmeyecegim ne kadar sallansamda
 Fissiz olucak sarkilarim ciril ciplak dogumum ve olum anim
 Birde sevismelerimiz terlemiyecegim artik
 Goz yasi olmayacak bedenlerimizin
 Kupkuru basliyacagim belki gune ama icimde kan aglamayacak artik
 Nesemi katik yapip ekmegime suyumu dikip kafama
 Elimin tersi ile silecegim mutlulugumu
 Gunes kurutucak sızımı
 Sevinci giyip yola cıkacagim baska sehirlere…
                                         
                                                            A.E


                                         MUTLULUK

Bir bilet aldık ve yerlerimize oturduk .Kocaman bir salondu burası ve biz yanyanaydık gene.Bu sinemadaki koltuklarda bir birlerini seven ciftler icin arada engel olmayan bir tarz dusunmuslerdi.Zaten seninle  bic bir sey aramıza giremezdi , sana olan tutkum ,duydugum ve yasadıgım en guzel asktı simdiye dek bu maddi dunyada.Bir cicek tarlasındaki her renk cicegi insan nasıl koklamak ister ve alıp goturmek isterse sana olan duygularımda beni resmen sarhos ediyor, inan  alıp alıp goturuyordu uzak ,mutlu ve huzur dolu bir dunyaya.Askın benim icin her turlu seyin ustunde adeta bir mutluluk denizi gibi hic cıkmak istemedigim billur su idi.Kalbim sana aitim der gibi carpıyordu.Kolumu boynuna attım ,saclarının tenime teması bahar sabahı esen meltemin kulagıma fısıldadıgı sarkıdan daha guzel gelmis ,onları elime alıp sonsuza dek kokularını icime cekmek istemistim.Sende mırmır bir kedi gibi basını benim goysume dayayıp bir kolunlada belimden bana sarıldın .O pozisyonda sanki yıllarca kalabilirdim inan.Her soluk alısın sanki kalbime giren bir mutluluk simsegi gibi beni goklere cıkarıyor orda beraber en guzel maviyi bulup el ele geziyorduk.

 Sonra film basladı ,konu tropikal iklim kusagında bulunan bir adada geciyordu.Ama filme baktıgım yoktu adeta her hareketini  gozluyor en ufak bir kıpırdamanda hemen rahatsız oldun mu diye soruyordum .Kendimi sana adamak adeta seni goklerde tutmak ve her dilegini yapmak istiyordum.Sadece bir sozun yada bakısın yeterdi benim icin.Sonra kendimi bir anda o adada buldum sende yanımdaydın.Guzel bir jip icinde toprak bir yoldan done done bir tepeye cıkıyorduk.Her tarafdan kus sesleri geliyordu jipin her yanı acık oldugu icin adeta ormanın bir parcası gibiıydik.Senin ustunde bir kot  ve tisort vardı sacların acık ve hızımızla ruzgarda sanki dasn ediyordu.

 Bende kolları kıvrık  beyaz bir  gomlek giymistim tenime ve blue-jeans vardı ayagımda.Teypden senin hoslandıgın  muzik sesı yukseliyordu.Senin sevdigin kasetleri daima bulurdum bir yerlerden.Saat ogleye geliyordu.  Sonunda bir dag evine geldik.

 Burası her yeri ahsaptan yapılmıs etrafı cicek bahcesini andıran her renk cicegin bulundugu iki katlı en uste bir catı katı  penceresi olan bir bina idi. Ikimizinde epey uykuya ıhtıyacı vardı ama eftarı biraz gezmeye karar verdik.ufak bir sepete bir kac sandevic koyup ormanın icine dogru el ele yurumeye basladık senin elini tutmak inan bana buyuk bir huzur ve mutluluk veriyordu.Adeta sana olan ask atesim yeniden harlıyor senin icin kendimi yakıyordum.

 

          Sana Bakıyorum ;

          Tüm mutlulukları gorur gibi .

            Ne Kadar derin.

              Ne kadar mavi …

 

        Ellerini Tutuyorum ,

          Bembeyaz tenin

           Ne kadar narinmis ,

                                        ELLERİN !

      

        Bulanmak ıssız kumsalları olan mavilige,

         Nefes almak kopuk kopuk serin beyazda,

           Kosmak bir pamuk tarlasındaki kahkahalar uzerinde    

             Nice mutluluklar var ,

                 Sonsuzluk kadar yitik

                   Okyanuslar gibi derin

                     O deniz ulkesinde…

 Kah gulerek kah kosarak ormanın icinde oyle bir yurumusuz ki birden nerede oldugumuz anlamadan kendimizi bir tepenın basında enfes bir gole bakarken bulduk .Sag taraftan buyuk bir gurultu ile akan su ,sana olan askımı haykırır gibiydi .Her yan kopuk kopuk mutluluk ve askımdı.Burda akan su ile yıkanırsak bana olan tutkunun hic bitmeyecek ve seni kaybetme korkusu duymadan yasayabilecegimi hissettim bir anda.Ama tam altında olmalıydık bu caglayanın.Seni kaybetmek nasıl bir duygu olurdu ınsanın en yakını kimdir ? yada  bir cicek tarlasına baharda bakarken bir anda her seyin zifiri karanlık gorunmesi!Her seyin yenip icildigi bir masada sevgilinden anne ,babana kadar her seyin bir  anda taslasması ama sana ceza gibi tek senin gene canlı kalman.Bunun  gibi seyler nasılsa iste ogle bir duygu seni yitirmek ve asla bir daha elini tutamamak.

 Bilinen ve haritalarda bile adı gecmiyen cok az insanın bildigi bir goldu burası .Hemen bir birimize bakıp gulustuk aynı anda  ikimizde gene aynı seyleri dusunmustuk.kosarak patikadan kıyıya kadar geldik aslında burda bir kıyı yoktu sadece gole uzanan agac dalları ve koklerı vardı her yer yesil ve kus seslerinin sanki bizi karsılama  cıglıkları ile kaplıydı .Gunes bile inmek icin agacların arasından sadece burada kıvrılıyordu sanırım.Her yer golge ve serın bir loslukla kapliydi.

 Ben henem gomlegimi cıkarıp suya attım kendimi .Serin su iyi geldi.Kafamı iki yana salladigimda sen bir agacın kökü uzerinde uca kadar gelmis ama suya girmeye cekinen kucuk yavru kedi gibi korku ile bir bana birde suya bakıyordun.Ayagının  ucunu suya sokuyor sonra soguk suyun ısıran siddeti ile birden cekiyordun.Ben elimle hadi sende gel dedim korkma su cok guzel !  Sonunda sende benim gibi kendini o  saf ve guzel askımızın koynuna  bıraktıgın gibi suya bıraktın vucudunu.Su sanki sevgilinmis gibi seni her yandan sarınca bende hızla sana dogru yuzdum.Nefese nefese bulustuk .Su sanada iyi gelmis gozlerinin ici guluyordu .Hic kopmamacasına birbirimize sarıldık ve seni bir nefeste ictim.Bu anın bitmesini hic istemiyordum.Ogle bir opusmusuzki sen sesler cıkararak suda debelenmeye baslayınca seni opmeyi bıraktım nefes almam icin.Devasa bir koruk gibi goysun inip kalkıyor ve mutlulukla bir birimize bakıyorduk.Sonra ikimizde sırt ustu suda yatıp mavi goge bakmaya basladık burası sanki cennetten bir kose idi.Sudan cıktık. İkimizinde ustundekiler yapıs yapıs oldugundan evde cıkartırız diyerek donmeye karar verdik.Geri donus yolunu hala bulamamıstık ve saat 15:40 geliyordu yaklasık 5 saattir evden uzakta kalmıstık.

 Tabii bu arada karınlarımızda saat zili gibi titremeye baslamıs, kendilerinin varlıgını hissettiriyorlardı.Bir tepenin basında oturduk ve sepetimizde ne varsa yemeye basladık bir birimizin gozlerine bakarak.Bulundugumuz yer aslında sadece gunesi biraz daha fazla alan ve daha kısa agacların oldugu bir yukseltiydi.Midelerimiz gurultusu bitince ikimizde kendimizi daha zinde hissettik.Tekrar yumeye koyulduk. Ancak tum agaclar sanki el ele tutusmuslar bize yol vermemek icin direniyorlardı.Hepsi tıpkı bir kurdan yada kiprit gibi bir birinin esiydi.Sanırım aynı cemberin ustunde donup duruyorduk! Sen bir ara ara benin gozlerime baktın tıpkı ufak bir kedi gibi ceresiz ve yorgun ama mutlu bir ifade vardı o gozlerde.O an merak etme ben yanımdayım der gibi elini kuvvetlice sıktım.Artık hava kararmaya baslamıstı.Benim aklımdan gecen ama sana soylemeye cesaret edemedigim ,geceyi kuytu bir agac altında gecirme teklifi bir anda uzaktan gelen  ses ile bozuldu.Adımlarımızı daha sıklastırıp o yone gittik .Artık kaybedilecek bir sey yoktu nasılsa! Bir anda altımızdaki kara parcası bitmis ve bir yalıyarın tam ucuna gelmistik .

 Her yer buyuk siyah bir bosluk olmustu.O an her taraftan gelen bocek seslerini ve etrafımızda ucusan ates boceklerini fark ettim.Sanki sesler buyuk bir orkestranın aksam konseri ,yonetmenide yılların deneyimi ile gece idi.Aksamın gelmesi tum orkestra elamanlarını top lanmıs ve kromozonlarına isleyen ahenk ile duzenli ve dinlendirici bir ses butunlugu olusturuyorlardı,ates bocekleride bunu yaktıkları ısıklar ile alkıs tutuyorlardı.Burdan nereye devam edicegimizi dusunurken birden dogan dolunayda senin siluetinin ne kadar zarif oldugunu fark ettim.Yerden  gecenin karanlıgında kar gibi parlayan beyaz bir cicek alarak saclarının arasına taktım.Yuzundeki tebessum o an tum gerginligimi aldı.Ellerimle basından tutup seni alnından optum.Sende kollarınla bana sarılıp basını goysume yasladın .Oyle ne kadar kaldık ayakta bilmiyorum ama sag tarafta asagıya dogru inen el yapımı bir merdiven gordum .Daha ilerde sanırım yuksek tepelerden gelen muson yagmurlarının olusturdugu bu caglayanın hareketlı dansı gozukuyordu ay ısıgında.

 Belime ordan bir sarmasık doladım epey guclu seylerdi bunlar cunki ancak bıcagımla kesebilmistim.Oldukca maharetli bir takımdı ,uzererinde yok yoktu.Bir ucunuda senin beline doladım ve arka arkaya merdivenden yurumeye basladik.İlk sıra bitince ancak iki kisinin yanyana durabilecegi bir toprak alanda nefeslenip tam aksi istikamette ındigimiz yerin altından gecerek yurumeye devam ettik .Boyle 6 tane  ‘Z’ cizdikten sonra billur bir kumun oldugu sıcacık kumsala ulastık.Caglayan biraz ilerde agzı kopuk kopuk olmus bir kopek gibi sesler cıkarıp akan su halinde kendini denize bırakmıs son yolunu bulmak icin sakın ve sezsice enerjisini bitirip olerek sonsuz ozgurluge kavusuyordu.Biraz ilerde solda iki kaya bir u cizmis dimdik ayakta dururyor.Bu manzaranın sahitligini yapan son gorevlilerdi.

 Ayakkabılarımızı cıkarıp bu mutlu kumsalı hissederek ay ısıgı altında el ele yurumeye basladık.Hafif esen aksam yeli saclarını ucustururken senden yayılan koku benim basımı dondurmeye yetiyordu .Ay ısıgında saclarındaki cicek  kocaman beyaz bir gul olmus guluyor deniz bile senin guzellgini alkıslar gibi kıyıya bir yaklasıp bir uzaklasarak onunde revarans yapıyor ve el  cırpıyordu.Bana her seye ragmen cok mutlu oldugunu ve mukemmel bir insan karsımda duruyor dediginde adeta kalbim yerinde cıkıp kosucakmıs gibi geldi.Kulagına egilip sana  “SENİ COK SEVİYORUM” dedim.Denizin kokusu ikimizin etrafında dens etmeye baslıyınca senin diger elinide tutup sıcak kumların ve ay ısıgının altında sonsuzluk kadar yıtık ,okyanuslar gibi derin o dansımısızı yaptık .Sen o karanlıkta denizdeki yakomazların ısıltısını bile bastıran aydan daha parlak bembeyaz bir kugu gibi gorunuyordun.Yıldızlar sank hic dommedikleri kadar cok donuyorlardı o gece ve kumlar hic karısmadıkları kadar cok karıstılar ayaklarımızın altında o aksam.

 

                  Yıldız olmayı isterdim ve karısmak geceye

                  Yalnız onlar sahit !

                                                  Milyonlarca goz gibi bu eglenceye .

                  Bu kumsalda bir tane olmak isterdim  ve tutunmak karaya

                  Cunki deniz kıskanc ,

                     Izin vermiyor kendi icinden milyonlarca gozun bakmasına

                                                                                                                          Askımıza.

             

                 Ve ‘BENIMLE EVLENİR MİSİN DEMEK ‘

                       

                 Karısmak kumsaldan yıldızlara

                 Milyonlarca goz izlerken HAYKIRMAK ;

  

            SAHIDMISINIZASKIMIZAAA…!!

 

O tatlı yorgunluk ikimizinde bedenine dolanınca ilerde devrilmis yatan bir kutugun yanına gelip oturduk.Arkamız yukardaki yalı yarın toprak ve agac koklerı ile bitki uzantılarının olusturdugu dogal duvar onumuz ıse sonsuz mutlulugun ay ısıgında oynasıp bize goz kırptıgı capkın suya donuktu. Agac kutugu dogal bir barikat oldugu icin burada aksamı gecirebilirdik.Yanimdaki cakmak sudan ıslanmasına ragmen bu iklimde kurudugundan yanabiliyordu.Biraz calı cırpı topladım ve guzel de kumdan bir yatak kazınca cok sirin bir kose olmustu kumsalın bu noktası.Topladıgım calıları yakınca her sey daha guzel oldu sıcak ve ates ikimizede guven vermisti.Yukarlardan dusen devasa yapraklar cok guzel bir pike gorevi gorucekti.Yanan ates tıpkı askımız gibi giderek buyuyor ve tum kumsalı bu ask ile yakmak isteyen bir cocugun muzipli edasını andırarak yayılmaya ve kum kadar cok sevginiz varsa benimde sizi mutlu edecek sıcacık bir yuregim var der  gibi kah havayı ısırıyor olmadı dumanı ve ısıgı ile bu sevgiyi  karanlıga ve yıldızlara haykırıyordu. Birbirmize sarılarak ve devasa yaprakları utumuze cekip askımız sıcaklıgında ve atesin koruyucu kanatlarında derin bir uykuya daldık.

 Uyandigimda her ye karanliktı etesin korları hala askımızın sonmeyen atesi gibi sıcakcık bizi bekliyordu.Taa uzakta denizin ustunde hafif bir aydınlık belirmeye basladı sen bir tıy gibi derin ve sezsiz uykunda o kadar masum ve tatlı yatıyordunki seni uyandirmaya kıyamadım.Her dogan gun sana olan askımın bir kanıtı gibiydi.

 

                  İste gunun iik meyvesi

                                                  Kan damlası gibi dalında buyuyor ,

               Ben ufacık bir yıldız

                                              Her gece askımla sana goz kırpıyor ,

              Ama gunes

                               Hasedinden

                                                 Giderek devlesiyor !!

 

             En sonunda biliyorum ,

                                                Bu kor  kavuracak beni ,

 

           

                           RAZIYIM !

                                           O Askımın atesi !! 

 

             Asla dusurmeyecegim ayaga ,

                                                          Her aksam ustu yaptıgı seyi ;

 

            Dalından dusen gunesin , utancından kızaran yuzu gibi …!! 

 

 Uzaktan gelen balıkcı motorlarının sesi ile birden yerimden fırladım elime henuz sonmekte olan bir odun parcası alarak kıyıya kosup elimden geldigince sallayıp .Sesler cıkaratarak begırmaya calıstım.Birden motor yonunu degistirerek bana dogru gelmeye basladı.Sende bu kadar sese yerinden kalkmıs kosarak bana geliyordun.Balıkcı kayıgı biraz ilerde demir atarak durdu.Icinden 55,60 yaslarından gunesten cildı yanmıs sevimli bir ihtiyar cıkıp suya atlayarak yanımıza kadar geldi.Olup biteni anlattıkdan sonra bizi limana goturmeye karar verdi.O guzel gecenin kullerini ve anısını arkamızda bırakıp.Limana dogru yol aldık.Limanda jipi ve evi bize kiralayan sirketin ofisine

girdigimizde bana verilen kagıt bir anda tum mutlulugumuzu alllak bullak etmeye yetti.Kaldıgın evde bir yangın cıpmıs acilen cagrılıyordun ! Saat erken oldugu icin hemen kalkan deniz otobusune yetisebilirdik.Esyaların yukardan indirilip bize yollanacagı soylenerek ,gerekli islemler hemen yapıldı.Bindikten yaklasık 2,5 saat sonra muthis bir fırtınaya tutulduk.Hava derin ve urkutucu bir magara gibi bir anda zifiri bir karanlıga gomuldu ardınan mavi aydınlıgı kırılarak gelen ama once sesi ile yeri gogu sallayan simsekler adeta ac kopekler gibi dıslerini gosterek her yandan piyango gibi cıkmaya basladılar.Gerci buranın insanı bu tur tropikal fırtınalara alısıktı ve teknede ona gore dızayn edilmisti ama birden kararan hava ve hareket yetenegini kaybeden tanker hesaba katılmamıstı.Sen korkuyla  benim elimi tutmus titrerken ben kulagına seni rahatlatıcı seyler fısıldamaya calısıyordum ara ara .Bir anda o muthis sesle , cıglıklar ve kosusmalar arasında kaldık.Ve senin elini kaybettim.    Derin bir sezsizlik ,yalnızlık duygusu her tarafımı bastı.Sonra garip bir aydınlık gozlerime vurdu.Sanırım bu yok olusun en uzun ve dingin yolculugu idi.

 

     Su;

           Ac bir kurt disiyleriyle parcalıyor , 

               Olumun sarıldıgı , tenime degen ruhsuz metal ,

                   Mavi degil ici bos tek renk  KARANLIK bir tuval  …

        Demek olum buymus yasarken kaybetmek askını

                                       BIRAKMAK .

                                                       Asla kavusamıyacagım sevgiliye olan

                                                           Askımı…

   Bir an bu aydınlık , o ruhsuz ses ve yuzume gelen fener ısıgı ile birleserek , bir suclu gibi .

-Film bitti , diyince gulerek ve MUTLULUKLA BİRBİRİMİZE SARILIP , el ele sinemadan dısarı cıktık.

 

                                                                                                                                      Ayhan Eren