Siyaset Küp Doldurmak İçin midir ?


“SİYASET PARA BİRİKTİRMEK İÇİN DEĞİLDİR”

“Dünyanın en yoksul devlet başkan”ı olarak anılan Uruguay eski Devlet Başkanı Jose Mujica eşi ile birlikte Türkiye’ye geldi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Mujica, gelirinin yüzde 90’nı bağışladığının hatırlatılması üzerine, “Yaşamak için az şeye ihtiyacımız var. Bildiğim kadarıyla para ve zenginlik diğer dünyaya götürülemiyor. Yaşama bayılıyorum, onu satın alamazsınız ve elinizden gidiyor. Ülkemi ve halkımı çok seviyorum. Ben gidince geriye onlar kalacak ve mücadeleye devam edecekler. Parayı çok sevenlerin sanayi ve ticaretle ilgilenmesini ve bunun vergisini ödemeleri gerektiğini düşünüyorum. Siyaset para biriktirmek için değildir. Halka hizmet ederek kendini mutlu hissetmek içindir. Basit olmaktır ve halk gibi olmaktır, sıradan bir vatandaş gibi olmaktır” dedi.

Reklamlar

Cizre ve Silopide Yazılmayanlar…


Bölgedeki üst düzey bir güvenlik kaynağından;

Silopi özellikle çok zor durumda, mahalledeki hendekler olduğu gibi duruyor, dışarı çıkan polisi vuruyorlar, kimse görüntü vermiyor dışarıda. Keskin nişancılar ve zırhlı araçlar olmadan dışarı çıkmak imkânsız.

Silopi’de teşkilatın 67 zırhlı aracı vardı 27’ye düştü. Zırhlı araç olmazsa operasyon kabiliyeti kalmıyor. Mahallelerdeki durum şu; hendek kazılmış, bombalar konulmuş, özel harekâtın amirleri de ‘gidin o hendekleri kapatın’ diyorlar. Hendekleri kapatmaya gidildiğinde de bombalar patlıyor ve zayiat veriliyor. Hiç operasyon kabiliyeti olmayan kişilerin kararlarıyla zayiat büyüyor. Vali ile teşkilatın müdürleri ve amirleri arasında ciddi sorunlar yaşanıyor

Şu an Silopi’de zayiat olmaması, hendeklere müdahale edilmemesinden kaynaklanıyor. Terör örgütü mensupları evlere küçük küçük delikler açmışlar, o deliklerden ateş ediyorlar. Kurallar gereği sen de elinde silah olmayan birine terörist olduğunu bilsen de ateş edemiyorsun. Duvarın dibine koymuş roketatarı, sen araçla yanından geçiyorsun sonra arkadan roketatarla seni uçuruyor adam, operasyon kabiliyetimiz kalmıyor.

Devam ediyor kaynak;

1 Kasım seçimlerinden sonra, 750 kişilik bir terörist grupla, Cizre ve Silopi özelinde ilçeyi düşürüp orada özerk bir bölge oluşturacakları bilgisi geldi, arazide ve ilçede örgütün hakimiyeti muhakkak. Yeterli zırhlı araç yok, müdahale imkânı bu sebepten dolayı pek mümkün olmuyor. Çözüm süreci sebebiyle çok ciddi donanım sağlamışlar ve ilçelerde konuşlanmışlar, her yere bomba yerleştirmişler, dolayısıyla ciddi bir istihbarat hâkimiyeti ve operasyonel güç ile ancak etkili olunabilir.

Birileri, gerçeklerin söylenmesinden, yazılmasından çok rahatsız olup tepki gösteriyor ama ne yapalım bu da bizim vatan borcumuz. Güvenlik kaynağımızın anlattıklarından son özet;

Asker, kendisine saldırı olmadığı sürece ilçede hiçbir şeye karışmıyor. Eğer kendisine saldırı olursa, sadece ona karşılık veriyorlar, olaylara müdahale yapmıyorlar… Sadece kendi savunmalarını sağlıyorlar… Cizre ve Silopi’nin yüzde 90 hâkimiyeti, devletin binaları haricinde terör örgütünde. Bu bilgi resmi makamlarca da biliniyor. Çoğu sokağa  girilemiyor.

Bu anlatılanlar, aynı zamanda iktidarın, devlet mekanizmasını ne hale getirdiğini gösteren acı bir fotoğraf.

Şu hale bakın!..

“Ankara patlamasının ardından AKP’nin oyu arttı” diyen “Başbakan” Van’da çıkıp “AKP iktidardan inerse, Beyaz Toroslar geri döner” dedi. Bölücü terör örgütlerinin, Ankara düşmanı Brükselci Siyasal İslamcıların, bölücü Kürtçü akımların, bir zamanlar devlet mekanizmasını çökertmek için, devleti “karanlık ve pis bir yapı” olarak göstermek için kullandığı argümanlara yeniden sarıldı Davutoğlu. Eski günlere özlemi depreşti herhalde!..

Davutoğlu, devlet içinde karanlık yapılar arıyorsa Ankara Yenimahalle civarında şöyle bir gezindikten (müsaade edilirse) sonra Osmanlı Ocakları’na bir gitsin. Beyaz Torosların yerini hangi marka araçların aldığını görünce, herhalde küçük dilini yutacaktır!..

Fruktoz,Cargill,Bursa


Bursa’nın Orhangazi ilçesinde faaliyet gösteren Mısır işleme fabrikası Cargill‘in kurulu olduğu alanın, tarım arazisinden sanayi arazisine dönüştürülmesi ile ilgili davayı reddeden mahkemenin kararını Danıştay bozdu.

Fruktozlu şeker üretimini Türkiye’ye ABD dayattı. ABD Başkanı George W. Bush, hem Bülent Ecevit‘ten hem de Tayyip Erdoğan‘dan Cargill firması için ayrıcalıklar istedi.

Cargill, Türkiye’nin, Orhangazi Tesisi’nin kurulu bulunduğu tarım arazisinin “Özel Endüstri Bölgesi” olması için başvuru yaptı. Zaten Endüstri Bölgeleri Yasa Tasarısı’nı da gerçekte Cargill firması hazırlamıştı!

Söz konusu arazi, Bakanlar Kurulu kararıyla 5 Temmuz 2005 tarihinde Özel Endüstri Bölgesi ilan edilmişti. Kararın iptali için Bursa Barosu öncülüğünde Bursa Meslek Odaları tarafından Danıştay 10. Daire’de dava açılmıştı. Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararına rağmen Toprak Kanunu’nda değişiklik yapılarak arazi tahsisi yeniden sağlanmıştı. Kanun teklifini AKP Bursa milletvekili Altan Karapaşaoğlu vermişti.

Erdoğan, Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararlarına karşı yasa üzerine yasa çıkararak Cargill’e arazi tahsis ettirmişti.

ABD, fruktoz üretimini yüzde 2’ye düşürürken, Türkiye, önce yüzde 10’a sonra yüzde 15’e yükseltti. Avrupa ülkelerinde ise şeker ve kanser hastalığına yol açtığı için fruktoz üretimi yasak!

Mankurtu Nedir ?


Kırgızların ve diğer Türk boylarının komşusu olan Juan Juanlar tutsak aldıkları savaş esirlerinin saçlarını usturayla kazıdıktan sonra kafalarına yaş deve derisinden bir başlık geçirip çöle salarlardı. Çöl sıcağında geçen süre içinde kuruyan deve derisi tutsağın kafasını mengene misali sıkar, korkunç acılar verirdi. Saçlar, kuruyan deve derisinden başlığın etkisiyle kafatasına doğru gelişirdi. Tutsakların birçoğu korkunç acılara ve kızgın çöle dayanamaz, ölür. Yaşayanlar ise bilinçlerini kaybeder. Hafızaları sıfırlanır silinir. Geçmişlerini, ailesini, obasını ulusal köklerini unutur, benliklerini kaybederler. Bu, kafası boş, bedenleri sağlam tutsaklar efendilerine köle itaatiyle bağlanırlardı.

Nayman Ana, eski çağlarda, uzun bir arayıştan sonra, tutsak düşerek mankurta çevrilen oğlunun izini bulur. Ona geçmişini hatırlatmaya çalışır. Ana sıcaklığını kullanarak kendine gelmesi için çabalar. Ne yapsa boşunadır. Çünkü mankurtluğun dönüşü mümkün değildir. Mankurt olan oğlu sonunda anasını oklar, öldürür.

Nayman Ana‘nın defnedildiği yer tüm Kırgızlarca kutsal bir ziyaret yeri olarak kabul edilir. Efsanesi de kuşaktan kuşağa günümüze ulaşır.