Tapınakların ve beyaz kumsalların ülkesi: Kamboçya


Tapınakların ve beyaz kumsalların ülkesi: Kamboçya

 

ANGKOR TAPINAKLARI
Hinduizm’in tanrılarından biri olan Vishnu’ya adanarak inşa edilmiş bu tapınaklar bölgesi, insanlık tarihinin en büyüleyici yapılarından olarak kabul edilmektedir.
Dünyanın en büyük tapınaklar bölgesi olan Angkor Tapınakları, geniş bir bölgeye yayılmış birbirinden farklı mimaride yapılardan oluşmakta. Büyüleyici kelimesinin tam karşılığını veren bu yapılar, UNESCO Dünya Kültür Mirası kapsamında kabul edilmektedir. Siem Reap şehri yakınında yer alan Angkor Wat, dönem dönem bazı kaynaklar tarafından da dünyanın 7 harikasından biri olarak gösterilmektedir. 12. Yüzyılda Hindu tapınağı olarak inşa edilmiş fakat aynı yüzyılın sonralarında Budist tapınağına çevrilmiştir.
Batı kaynakları genel olarak tapınakların Fransız kâşif Henry Mouhot tarafından tekrardan gün yüzüne çıkarıldığını yazsa da bu doğru bir bilgi değildir. Kâşif bu alanı 19 yüzyılda batıda ünlendirmiştir. Yüzyıllar içerisinde bakımsızlıktan ormanın tapınak bölgesini sarması ve eserlerin ağaçlar arasında kalması üzerine 20. yüzyılda yenileme çalışması ile bölge ziyaret edilebilir hale getirilmiştir.
Bu tarihi Hindu tapınaklarını bir Hintli arkadaşımla gezmek tamamen bir şanstı. Hinduizm’e ait birçok detayın hala eserlerin üzerindeki işlemelerden görülebildiği bu bölgeyi güneşin doğuşundan batışına kadar sadece bir yemek molası vererek gezdik. En ihtişamlı tapınakları önem sırasına göre listeleyip, güneş doğmadan merkez tapınağın önünde hazır bulunduk. Güneşin doğuşu ile tapınak girişinin silüyetinin önündeki gölete vurması ile oluşan görüntüyü görmek için bile her yıl binlerce kişi gece yarısından yola koyuluyor. Büyük bir bölgeye yayılmış olan tapınakları tuk tuk adı verilen, arkasına iki kişinin oturabildiği motosiklet taksilerden kiralayarak gezdik. Bitmeyen bir enerji ve gerçekten çok iyi planlanmış bir tura rağmen, güneşin doğuşundan batışına kadar yaptığımı gezi alanın her bir yanını görmemize imkan vermedi.

ÖLÜM TARLALARI
Diktatör Pol Pot döneminde binlerce kişinin ölümünün gerçekleştirildiği bu bölgelerin en bilinenleri şimdilerde bu kötü tarihin tekrar yaşanmaması için müzeye çevrilmiş durumda. Toul Sleng Soykırım Müzesi de bu döneme dair henüz taze denilebilecek acıları taşıyan bir müze.

UÇSUZ BUCAKSIZ SAHİLLER
Sihanoukville turistlerce en sık tercih edilen sahil bölgesi. Uzun plajı çevresine sıralanmış ufak oteller ucuz konaklama imkanı sağlıyor. Hareketli gece hayatı ve kalabalık plajı her tip tatilciye hitap etmediği için yakındaki adalar daha sakin tatil geçirmek isteyenler için bir alternatif. Geceliği 5 dolardan 1.000 dolara kadar konaklama bulabileceğiniz Kho Rong adasının Sihanoukville sahiline bakan yamacı daha çok batılı genç gezginlere hitap ediyor. Seyahatim esnasında tanıştığım yabancı arkadaşlarımla paramızı harcayarak bitiremeyeceğimiz derecedeki bu ucuz adada kendimizi bulduğumuz bir sakinlik yaşadık. Kapitalizmin henüz ağını atmadığı, yolun, internetin veya gece 12’den sonra elektriğin olmadığı adanın bu bölgesi dünya’nın geri kalanından izole bir balayı için de güzel bir seçenek.

Reklamlar

Evde Sabun Yapmanın İncelikleri


Evde sabun yapması inanılmaz kolay ancak ustalaşması biraz zor olan bir süreç. öncelikle bazı basit kimyasal bilgileri netleştirelim. sabun bir çeşit tuzdur. asit+baz -> tuz + su reaksiyonu ile oluşur. burada asit kaynağımız yağ, baz kaynağımız ise kostik (naoh) sabunun cildi yakmaması için birazcık asitli olmasında fayda var. (ph 5.5 demiş büyük kimya devleri, inanmakta sakınca yok.) dolayısıyla medsarpent’in üstte verdiği bilgi hatalı diyebiliriz. sabun eğer elinizi yakıyorsa baziktir daha çok yağ koyup üretmeniz gerekirdi. şimdi el yakan sabununuzu çöpe atabilirsiniz. sabuna eğer gerektiği kadar naoh eklemezseniz az sabun elde edersiniz sadece bu kadar. unutmayın naoh tükenecek yağ artacak, bunu hedefleyin. lavabo aç kullanırsanız sabun başına maliyeti çok yükseltmiş olursunuz uygun fiyata başka yerden kostik bulunabilir. ya da kimya mühendisi arkadaşınızdan isteyin size bir çuval getirsin. aşağı yukarı kilosunu 3 liradan ucuza bulamıyorsanız zarardasınız, hacı şakire devam edin. naoh yerine koh kullanırsanız sıvı sabun elde edebilirsiniz. yağ olarak yemeklik ekstra virgin zeytinyağı kullanırsanız güzelim yağı harcamış olursunuz herkes üzülür. ekstra virgin zeytinyağı, soğuk yemeklerde kullanmak içindir, kızartmak veya sabun yapmak için değil. doymuş yağ kullanmak da doğru değil sanırım emin değilim deney yaptıkça burada bildiririm. yüksek asitli, uygun fiyatlı yağlar var genellikle gemlik tarafında bulunabilirler. tekrar ediyorum litresi 4 lirayı aşmazsa ürün ekonomik olabilir. aksi durumda hacı şakir. hindistan cevizi yağı ülkemizde gereksiz pahalı, açıkçası bu fiyata zeytinyağı bulabiliyorsak kasmaya gerek yok.

reaksiyonun iki temel ürünü bunlar, ancak sabununuzda kaliteyi esas belirleyen diğer yan ürünler olacak. güzel bir sabun üretebilmeniz için asitlik düzenleyici, esans, kıvam arttırıcı, renklendirici, nem tutucu, so2 gibi kimyasallar eklemeniz gerekir. ayrica çoğu durumda asit kaynağımız olan yağı tek bir kaynaktan değil bir karışım olarak kullanmak gerekir. (marsilya sabunu 3% lavanta yağı kullanıyor, ingilizler sömürgelerinden ucuza hindistan cevizi bulduğu için sabunlarında kısmamışlar ceviz yağından meselâ). kaliteyi tutturamazsanız moralinizi bozmayın. haliyle dove sabunlarını lavabo aç’tan imal etmiyor.

kostik, koh cilde çok zararlı kimyasallardır, eldiven bulun öyle girişin 17. yy hastalıklarını baştan yaşamaya hiç gerek yok.

 

Marketten aldığım lavabo açıcı ve evdeki zeytinyağı ile fındık yağını karıştırarak az önce yaptığım eğlenceli uğraş. paketten çıkan ve toplam 140 gram eden iki poşet mr. muscle marka lavabo açıcı önce bir su bardağı duru suda eritilip, ısınan sıvı oda sıcaklığına gelene kadar beklenir. daha sonra bu sıvı yarım kilo sıvı yağa eklenip el blendırı ile puding kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. krem rengi alan ve katılaşan karışım kaplara konularak kurumaya bırakılır. artık nasıl bir sabun olduğunu kuruyup kullandıktan sonra açıklayacağım.

edit: kendi yaptığım sabunu banyo sabunu olarak denedim. çok güzel köpürmesine ve süper temizlemesine rağmen bence biraz asitik bir sabun olmuş. çünkü cildimde ve saç diplerimde hafif bir yanma meydana getirdi. bu yüzden 140 gram sodyum hidroksit yerine, yarım kilodan biraz fazla sıvı yağa 70 ile 80 gram arası bir ölçüde sodyum hidroksit katılırsa bence daha cilt dostu bir sabun elde edilir. ayrıca isteğe bağlı olarak içine lavanta yağı, defne yağı gibi kokulu maddeler ve gıda boyası katılarak daha estetik zevklere hitap eden sabunlar elde edilebilir. ancak bunlar işin zevke kalmış kısımları. önemli olan sodyum hidroksit oranını iyi ayarlamak. eğer miktar gereğinden az olursa da bu sefer de sabun yağlı oluyor. o yüzden bir dahaki sefere yarım kilodan biraz daha fazla yağa aşağı yukarı 70 gram kostik koyacağım. bakalım bu sefer ne olacak.

sabun yapımıyla ilgili en önemli şey kullanılan yağların özelliği. temel olarak hindistan cevizi, palmiye ve zeytin yağları sabun yapımında esas olan yağlardır. özellikle hindistan cevizi yağı hem iyi bir temizlik hem de bol köpük sağlıyor. palmiye yağı ve zeytinyağı ise sabuna sertlik ve bakım sağlayıcı özellikler katıyor. ayrıca sabunun içine biraz şeker ve tuz katılarak daha fazla köpürmesi ve daha sert olması sağlanabilir. bunların dışında bol köpük için hint yağı, sertlik için don yağı veya zeytinyağı yerine kanola yağı gibi daha ekonomik yağlar da sabun yapımında kullanılabilir. bunların dışında kostik karışımının hazırlanmasında kullanılan su yerine bira, süt, meyve suyu hatta ayran kullanarak değişik renk ve özellikte sabunlar da yapılabilir. mesela biradan yapılan sabunun rengi bal rengi oluyor ve daha fazla köpürüyor.

Japon Balon Balığı


Japon balon baligi. ashiri zehirli oldugu için sadece lisansli shefler tarafindan hazirlanan pahali yemek. Buna ragmen fugu zehirlenmesinden senede 100 den fazla olum oldugu biliniyor. Japon imparatorunun sofrasını süslemeyen tek lezzet.