Porsche 918 gibi elde montajlanan özel üretim


 

Porsche, otomotiv dünyasında marka olarak listenin üst sıralarına yakın yer alan bir isimdir. Ancak firmanın esas gücü teknoloji ve tasarım üretmekten geliyor. İşin otomobil kısmı ise marka için öncelikle prestij sağlıyor.

Nitekim firmanın modellerine baktığınızda bunu sık sık görmek mümkün, mesela 918 Spyder modelini ele alalım. Hem benzinli, hem de elektrikli motorla donatılmış olan bu hibrit model, teknolojik açıdan çok ciddi bir altyapıya sahip. 4,6 litrelik V8 motoru 608 beygir güç üretiyor. Buna iki elektrik motorunun gücü de eklenince, toplam gücü 887 beygire fırlıyor!

Tamamen karbon fiber malzemeden yapılan gövdesi sayesinde son derece hafif olan 918 Spyder, bu gücü kullanarak 100 kilometre sürate 3 saniyede ulaşıyor. Çıkabildiği en yüksek sürat ise 340 kilometre civarında! Yurt dışındaki satış fiyatı 850,000 dolar civarında olan araç, sınırlı sayıda üretiliyor ve tamamen elde montajlanıyor.

Aşağıdaki videoda Almanya’daki Zuffenhausen tesislerinde 918 Spyder’ın nasıl üretildiğini kendiniz de görebilirsiniz. Bu videoda üretilen aracın seri numarası 904. Ancak videonun 11 dakika olması sizi aldatmasın, montajın çok daha uzun sürdüğüne emin olabilirsiniz. Fabrikanın çoğu hastaneden daha temiz ve düzenli olması ise, Almanların çalışma disiplini ve titizliği açısından bir fikir verecektir.

 

 

 

Reklamlar

Gezegenimizin uzay istasyonundan manzarası


 

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından astronot olması için seçilen biliminsanlarından doktor Alexander Gerst, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaklaşık altı ay kadar görev yaptı. İstasyonda zaman geçiren tüm astronotlar gibi bol bol fotoğraf da çeken Gerst, geçtiğimiz Kasım ayında yeryüzüne geri döndü.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten Osmanlı’ya Saygı Duruşu: Öşür Vergisi Yolda…


Osmanlı İmparatoluğu’na saygı ve Osmanlı ruhunu diriltme hamlelerine bir destek de Maliye Bakanlığı’ndan geldi. Bu akşam saatlerinde düzenlediği basın toplantısıyla Osmanlı’nın en önemli değerlerinden olan Öşür Vergisi’nin önümüzdeki mali yıl başlangıcından itibaren uygulanmaya başlanacağını müjdeleyen Şimşek, verginin maddi anlamından çok manevi değeri bulunduğuna dikkat çekerek “Kökleri şanlı ecdadımıza dayanan hiçbir vatandaşımızın buna itiraz edeceğini zannetmiyoruz. Kökü dışarıda olan varsa onları bilemem…” ifadelerine yer verdi.

Maliye Bakanlığı’nın Ankara Dikmen’deki Genel Müdürlük Binası’ında gazetecileri ağırlayan Bakan Mehmet Şimşek, Osmanlı’nın bütün değerleriyle birlikte yaşatılması ve yüceltilmesi gereken bir kurum olduğunu belirterek konuşmasına başladı. Bu bağlamda Osmanlı döneminde uygulanan vergilerin de vatandaşın gündelik yaşamına taşınmasının önemine dikkat çeken Şimşek, ilk adım olarak Öşür Vergisi’nin önümüzdeki yıldan itibaren devletin düzenli olarak aldığı vergiler arasına gireceğini müjdeledi.

Kimlerden, nasıl alınacak?

Şimşek, Öşür Vergisi’nin tıpkı Osmanlı dönemindeki gibi nakit para olarak değil, üretilen mal her ne ise onun %10’unun devlete verilmesi şeklinde tahsil edileceğini, bu şekilde vatandaşlara ek bir nakit külfet getirilmeyeceğini de sözlerine eklerken, konuya da şu örneklerle açıklık getirmeye çalıştı:

“Dolaylı vergi falan siz anlamıyosunuz, net olarak şöyle diyelim: Elinizdekinin 10’da birini bize vereceksiniz. Misal cep telefonu kılıfı mı yapıyosunuz? Getireceksiniz onun onda birini vergi dairesine teslim edeceksiniz. Penye, çimento, yedek parça, tavuk döner her ner ise. İlla vergi dairesine götürmek zorunda da değilsiniz. 10’lu pakette sakız üretiyorsan, malı dağıtıma çıkarınca uğra valiliğe, birer tanesini bırak öyle geç. Eğer gıda işindeyseniz, atıyorum Waffle’cısınız mesela, verginizi günlük olarak tahsil edicez. Çünkü fazla beklemez öyle vergi, bozulur. Siz akşam 5′ doğru en yakın kamu kuruluşuna o gün çıkardığınız Waffle’ın 10’da birini paket yapıp yollayacaksınız. Kolay yani, gözünüzde büyütmeyin hiç.

Sanatçılar için durum biraz daha karışık ama onu da çözdük sayılır. Diyelim müzisyensiniz, gitar çalıyorsunuz. Her ay ne kadar çalıyorsanız, onun onda biri kadarını da gelip vergi dairesinde çalacaksınız. Biz onu kaydeder itunes’tan falan satarız. Kitap mı yazdınız? 300 sayfaysa mesela, 30 sayfa da devletin için yazacaksın. Onu da öykü kitabı olarak yayınlarız. Film yapıyorsan bi kısa film de bize yapacaksın. Böyle bi sistem düşündük. Bakalım hayırlısı artık…”

Elde kalan malzeme olursa onların da yurt çapında kurulacak outlet mağazalarda uygun fiyattan tekrar halka satılacağını belirten Maliye Bakanı Şimşek, böylece hem devletin ıvır kıvır malzemelere verdiği para azalarak hazinenin rahatlatılacağını hem de vatandaşın kaliteyi ucuza alma imkanına kavuşaçacağını belirtti. Şimşek, “Ayrıca mağazalarda yaratacağımız istihdamla işsizlik sorununu da çözmüş olacağız. Gördüğünüz gibi Osmanlı mükemmel bir sistem kurmuş. Boşuna övünmüyoruz ecdadımızla…” derken, Öşür Vergisi’yle atağa kalkacak olan Türk Ekonomisi’nin bölge ve dünya için yeni bir model olacağına da vurgu yaptı.

Mevcut vergiler de devam edecek

Bir soru üzerine, Öşür’le birlikte şu an uygulanan vergilerin aynen alınmaya devam edeceğini söyleyen Şimşek, “Çünkü biz, geçmişten gelen köklü değerlerimizi modern dünyanın gerekleriyle birlikte düşünüp uygulamayı kendine şiar edinmiş bir hareketiz. Üstadın dediği gibi ‘kökü mazide olan atiyiz’. Bunu hazmedemeyenler elbette olacaktır. Öşür diyince bile bazılarının tüyleri diken diken oldu, biliyorum. Varsın olsunlar. Bu millet, Allah’ın izniyle Öşür’ünü de Cizye’sini de Lüks Tüketim Vergisi’ni de aynı anda verebilecek şuurda bir millettir. Kimsenin de bundan kuşkusu olmasın” ifadelerine yer verdi.

Şimşek, toplantının sonunda Öşür Vergi’siyle ilgili küçük bir demo da yaparken, “Evet dilerseniz şimdi direk burdan başlayalım… Buyrun önümde 10 mikrofon var, NTV’yi alıyorum burdan. Haydi hayırlı olsun…” sözleriyle birlikte mikrofonu cebine koyarak salondan uzaklaştı.

Yüzde Yüz Türk Malı 500. Teknolojik Aletini Üreten Çin’de Gurur Günü


Türkiye’nin yerli malı üretim serüveninde önemli bir aktör olan Çin, 2014 sonu itibariyle %100 Türk malı olan beş yüzüncü  teknolojik aleti üretmiş olmanın haklı gururunu yaşıyor. Bu sabah Şanghay Sanayi Bölgesi’ni ziyaret eden Sanayi Bakanı Wung Sohai, Türkiye’ye gönderilmek üzere üretilen plazma tv parçalarıyla ne kadar övünseler az olduğunu belirtirken “Kimse montaj diyip geçmesin. Çipini de biz yapıyoruz, ana kartını da biz üretiyoruz ama olsun. Orada bir şeyi yanlış yere vidalasalar mesela güm… Patlar o alet. Ama Türkler buna müsade etmiyor” sözleriyle de Türkiye’nin teknolojik üretimde geldiği uç noktaya vurgu yaptı.

“Türk malı seri üretimde Türkiye’yi geçtik”

Türkiye’de üretilen bir teknolojik cihazın daha tüm parçalarını hazır hale getirmenin tarifsiz kıvancını yaşadıklarını ifade eden Wung Sohai, 2015 yılında daha çok çalışarak Türkiye’nin gelişimine daha fazla katkıda bulunmak istediklerinin altını çizdi. “Dile kolay, tam 500 yüzde yüz Türk malı teknolojik cihaz… Söylerken bile insan duygulanıyor arkadaşlar” diyen Sohai, “Bakın Türkiye sayesinde Çin, bugün dünyanın 1 numaralı Türk Malı üreticisi haline gelmiştir. Gururla söylüyorum ki 2014 rakamlarına göre bu alanda Türkiye’yi bile geride bıraktık… Ki takdir edersiniz ki hiç kolay bir rakip değildi” sözleriyle de bu süreçte her iki ülkenin de birbirine müthiş destek olduğunu vurguladı.

“Her türlü fedakarlığa hazırız”

Çin Sanayi Bakanı Wung Sohai, Türkiye’nin daha seri yerli malı üretim yapabilmesi için Çin olarak hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacaklarını da ifade etti. “Biz Türkiye’deki arkadaşlara da defalarca söyledik; şimdi biz parça parça üretip göndereceğimize, montajını yapalım diyoruz hazır gönderelim siz orada uğraşmayın diye ama yok, onu istemiyorlar nedense…” diyen Sohai, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“Heralde orada da bizi düşünüyorlar. Fazladan iş yaptırmak istemiyolar, Türk sevimliliği işte… İlla diyolar biz o birleştirme hazzını burada yaşayalım. Ikea gibi düşünüjn işte, bi kitaplık alıp evde birleştirince bile insan başka mutlu oluyo, sanırım o tip bir gurur yaşıyorlar”

Yetkililere seslendi…

Bakan Sohai, Türklerin teknolojik üretim konusundaki durdurulamaz yükselişinin Çin’i korkutup korkutmadığı hakkında bir soruyu da “Türkler bu teknoloji konusunda baya ilerlediler. Takır takır üretiyorlar… Korkuyor muyuz? Şimdilik hayır…”  şeklinde cevapladı. Bu süreçte Çin malı üretim işini biraz boşladıklarını da itirafe eden Sohai, “Biz de bakalım inşallah şu %100 Türk malı üretim işinden başımızı kaldırabilirsek, bir ara kendi malımızı da yeniden üretiriz diye düşünüyoruz.” sözleriyle adeta günah çıkardı.

Son olarak Türk yetkililerden bir de ricası olduğunu söyleyen Sohai, “Arkadaşlar Made in Turkey’ çıkartmaları çok geç geliyor, bakın 300 tır hazır mal var, sırf çıkartma yetişmediği için yükleme yapamıyoruz, öylece bekletiyoruz. bu konuda biraz daha hassas davranılabilirse…” diyerek yetkililere seslenmesinin ardından konuşmasını sonlandırdı.

Putini Bitiricekler


Rusya lideri Putin Türkiye’ye geldiğinde herkes umutlanmıştı. Batı’nın diz çöktürme operasyonu karşısında çaresiz kalan Putin, kendi gibi değerli yalnızlık yaşayan Türkiye’ye gelmişti.
Rusya sadece Batı’ya gözdağı vermek için böyle bir ziyaret yaptı. Ne yeni bir enerji hattını ne de ticari anlaşmaları Türkiye üzerinden yapmasına imkan yoktu.
Putin iyi bir poker oyuncusu gibi, Erdoğan’ı da yanına alarak rest çekti.
Batı ise bu resti gördü.
Sonuç: 3 günde yüzde 30 fakirleşen halkının panik olduğu bir Rusya ortaya çıktı.
Petrol düşmeye devam ediyor.
Petrol ile birlikte Rusya da düşüyor. 60 doların altına gerileyen petrol için 45-50 dolar telaffuz ediliyor. Petrol fiyatının düşmesi ile Rusya’dan daha çok zarar eden başta Suudi Arabistan gibi ülkeler, fiyatı dengelemek için üretimi kısmayı bırakın, Amerika’nın korkusundan  neredeyse artıracak durumdalar.
Batı yani Amerika, bir gerçeği öğrendi; bir ülke ile savaşmaktansa o ülkeyi ekonomik olarak bombalamak daha etkili. Rusya şu anda Amerika tarafından ekonomik olarak ağır bir şekilde bombardımana tutuluyor. Amerika’nın müttefikleri Avrupa ise her zaman olduğu gibi hazır kıta bekliyor.
Rusya bu ağır ekonomik bombardımandan sonra büyük değişimlere uğrayabilir. Son 10 yılda petrolün verdiği güç ile ülkesinde refahı sağlayan Putin, ülkenin fakirleşmesi ile birlikte zayıflayacaktır. Rus halkı liderinin arkasında ne kadar çok durursa o kadar daha çok fakirleşecektir. Batı, Putin’i siyaset sahnesinden silene kadar bu ağır ekonomik bombardımana devam edecektir.
Gelelim bu savaşın tam ortasında kalan ve Rusya’ya müttefik olma görüntüsü çizen Türkiye’nin durumuna…
Amerika şimdilik Türkiye ile uğraşmak istemiyor.
Nedeni bilinmiyor. Eğer Türkiye’yi hizaya getirmek isteseydi, bunu bir gecede yapardı. Petrol ve doğal zenginlikleriyle dünya devi olan bir Rusya, bir haftada enkaza dönerken, neredeyse giydiği dona kadar yurt dışından alan Türkiye ne kadar dayanabilir?
Rusya’daki bombardımanın artçılarında bile Türkiye’de döviz fırladı, finans sistemi derin yara aldı.
2000 yılındaki büyük krizi bir gecede 17 milyar dolar göndererek bitiren Amerika, Türkiye’den bir gecede 10 milyar dolar çıkmasını sağlarsa ne olur?
Şuna emin olun ki Rusya’dan beş beter oluruz.
Her şeye rağmen Amerika halen Türkiye’ye dokunmuyor.
Unutmayın, silahların konuştuğu savaşlar bitti. Artık paranın silah olarak kullanıldığı bir savaş dönemi başladı.
Bunun ilk provası ise Ukrayna’yı işgal ederek Batı’ya rest çeken Rusya üzerinde yapıldı.
Prova yüzde yüz başarılı.
Plan milimetrik olarak işledi.
Türkiye ne yapmalı?
Rusya çökerken Türkiye ne yapmalı?
Türkiye’nin şu an için yapabileceği pek bir şey yok. Çünkü büyük oyuncular Türkiye’yi her şeye rağmen bu savaştan şimdilik uzak tutuyor. O halde Türkiye bu süre içerisinde zor durumdaki Rusya’nın kullanacağı bir alet olmamalı. Türkiye bu savaşta tarafsızlığını muhafaza etmeli ve küresel bir oyuncu olarak ortaya çıkıp kendini de 70 milyonluk ülkeyi de mahvetmemeli.
Aslanların kapıştığı arenadan uzak durmak lazım. Eğer uzak durmazsanız her an bir pençe de siz yiyebilirsiniz.

 

Türkiyenin Geleceği


CHP sözcüsü Haluk Koç, AKP’lilerin VİP torpil listesini açıklayıp gündeme bombayı bıraktı.. Akrabayı Kalkındırma Partisinin birinci derece yakınlarının hülle ile nasıl ballı makamlara oturduklarını isim isim vererek toplumu bilgilendirdi!.. Milletvekillerine maaş zammı kıyağı öneren, gelecek tepkiler için de  “ 3-4 gün konuşurlar sonrada susarlar”  diyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, torpili de kabul ederek AKP zihniyetini bir kez daha faş etti.
Buraya kadar anormal(!) bir durum yok..
Fakat, kafama takılan bir dünya  soru var;
Kuyumcu titizliği ile siyaset yaptığını çok iyi bildiğim Haluk Koç işi neden yarım bıraktı?..
VİP listeyi açıklarken AKP iktidarının kurduğu acımasız çarkın sıradan vatandaşı, iş adamını, esnafı ne hale soktuğunu neden belgelemedi?..
AKP’nin iktidara geldiği günden beri KPSS’nin rafta olduğunu zaten herkes yaşayarak gördü ve de kabullendi.. Haluk Koç, taşrada yaşayan vatandaşın, oğlunu, kızını, gelinini, damadını işe sokmak için herhangi bir yakını veya kendisi AKP ’nin  il, ilçe, mahalle, sokak teşkilatında bir yere yerleştirmek için ne bedeller ödediğini ne fedakarlıklar(!) yaptığını bilmiyor mu?.. Oralarda işi beceremeyen vatandaşın son çare Ankara’nın yollarını tutup eline aldığı yetenekli AKP’li danışmanlar listesinden bir isme ulaşabilmek için kaç takla attığından haberi yok mu?.. O, “ mübarek” isme ulaşıldığında AKP’nin sosyete semtlerinde mantar gibi biten kafe, pastane ve lokantalarda ödenen hesap faturalarından kimse bahsetmedi mi?.. Ya, hanımın bileziklerini satan amcanın günlerce Ankara’da konakladıktan sonra yetenekli iş bitirici danışmandan aldığı  “çok uğraştım ama senin oğlanı işe koyamadık”, “peki benim hanımın bilezikleri ne olacak?”, “unut onu,o da bizim emeğimizin karşılığı  amca”  kavgaları Haluk Koç’un hiç mi kulağına gelmedi?..
Ankara’daki iş bitirici danışmanlar listesi kendisine ulaştırılmadı mı?..
Ya, o  atama terfi bekleyen akraba olmayan  bürokratların durumu!..
AKP Genel Başkan yardımcıları, Bakan yakınlarının Ankara’daki saunalı ,jakuzili özel bürolarında gerçekleşen özel mülakatlardan hiç haberdar edilmedi mi Haluk Koç?..
“Köşke çıktığı”,  “Sayın Bakanın imzasında beklediği”  iddia edilen kararnamelerden.. Bu uğurda yenilen cağ kebaplarından,kuzu çevirmelerden.. Halledilen ufak tefek(!) işlerden..
Ustanın yakınları tarafından kurulan ihale dağıtım bürolarından..
Hemen hemen her Bakanlık için ayrı oluşturulan ihaleye girmeden önce uğranılacak  büro adreslerinden.. Yalvar yakar olunacak  “AKP büyükleri” nden hiç mi bilgi sahibi edilmedi Haluk Koç?..
Bilemiyorum!.. Dürüst ve iyi bir siyasetçidir Haluk Koç..
Sakın!.. İşin sırrı  “3-4 gün konuşur sonra da unutur gideriz”  de olmasın?..
Özerk 25 bölge…

Ok yaydan çıktı  bir kere!.. Başbakan Ahmet Davutoğlu,  kapı arkalarında PKK ile müzakere ettikleri özerkliği inkar etse de AKP kulislerinde neyin nasıl olacağı açıktan dile getiriliyor. Zaten HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın  Avrupa Parlamentosunda düzenlenen  “Kürt Konferansı” nda söyledikleri de işin tüm gerçeklerini  teyit etti. Eğer seçim sonrasına bırakmayı (!) başarabilirlerse AKP kulislerinde dillendirilen  “özerklik” senaryosu şöyle;
Türkiye önümüzdeki süreçte 25 bölgeye bölünüyor. Her bölgenin içindeki etnik unsurlar ya da bölgesel unsurlar bir bölge olarak kabul edilecek. Örneğin; Karadeniz bölgesinde Gürcülerin ağırlıklı olarak yaşadığı yerler bir bölge olacak. Trakya’da kendi içinde farklı bir yapıya gidilecek. Türkiye’nin bütün bölgelerinde benzer bir yapı oluşturulacak. Bundan sonra sağlık, güvenlik hizmeti başta olmak üzere yerel yönetimlerin bugüne kadar yaptığı tüm işler belediyelere devredilecek. Belediyelerin kendi özerk meclisleri olacak. Bu meclisler kendi yasalarını anayasa uyarınca çıkaracak ve hayata geçirecek. Vergi toplama konusunda da  özerk olacaklar. Trafik başta olmak üzere kentlerin bütün sorunları bu meclislerde kurulacak komisyonlar çözecek.
İçişleri bakanlığı 2’ye bölünecek. Güvenlik Bakanlığı; Türkiye’nin güvenlik sorunları için kurulacak. Jandarma ve Emniyet bu bakanlığa bağlı olarak hareket edecek. Merkezi hükümet ile bağları olacak ama kendi içlerinde özerk polisleri ve jandarma güçleri hatta yerine göre özel birlikleri olacak. Merkezi hükümet özellikle ülkenin genel politikaları içinde silahlanma konularında bu birliklere talimat verebilecek. Yerine göre de koordineli çalışılacak. Buna ilişkin düzenlemeler gelecek. Üst düzey komutanlık başta olmak üzere emniyet müdürlerinin atamaları koordineli bir şekilde olurken, bölgesel bazdaki polis ve jandarma atamalarını özerk yönetimlerde yapabilecek.
Yerel Yönetim Bakanlığı ise bölgelerin mali bütçesini kontrol edecek. Bölgeler, bütçesini bu bakanlıkla koordineli olarak oluşturacak. Merkezi hükümet sadece savunma ve bölge meclisleri aralarındaki mali işbirliği konularında merkezi bir nitelik taşıyacak. Alt yapı konuları ise yerel meclislerde olacak.
Burada özellikle Almanya modeli temelinde Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Sözleşmesi baz alınacak. Buna göre sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde değil tüm Türkiye’de artık yerel yönetimlere özerklik verilecek. Bu sözleşmedeki bütün maddeler Türkiye’de de hayata geçirilecek.
Bu harika (!) senaryoyu niye şimdiden yazdım?..
3-4 gün konuşun sonrada unutup uykuya yatın diye!..