Frekanslı hacamat


Geleneksel tıp ile teknoloji bütünleşti: Frekanslı hacamat

hacamat

Tarım ilaçlarından temizlik ürünlerine, kötü hava gazlarından katkılı gıdalara çeşitli yollarla vücudumuza giren yabancı ajanların yol açtığı kirliliğin vücuttan atılımını sağlayan ve 70’i aşkın hastalığın tedavisinde yararlanılan kupa tedavisi (hacamat) ile frekans tedavisi biorezonans bir arada kullanılmaya başlandı.

Dr. Sinan Akkurt’un uyguladığı “frekanslı hacamat”, kupa tedavisini biorezonansa özel bir tarama ve tespit edilen rahatsızlıkların anti-frekanslarla giderilmesi yoluyla destekliyor. Tedavide insan vücudunun yaydığı çok düşük ölçekli frekanslara en yakın seviyede frekanslar kullanılarak daha etkili sonuç alınabiliyor.
Doğal tıp metodu biorezonansı Türkiye’ye tanıtan Dr. Akkurt, bilinen en eski tedavi yöntemlerinden biri olan ve günümüzde dek uzanan kupa tedavisini teknolojiyle bütünleştiren “frekanslı hacamat” uygulamasını İzmir ve İstanbul’daki kliniklerinde başlattı. Kupa tedavisi, halk arasında hacamat olarak anılıyor. Sağlığın korunması ya da hastalıkların tedavisi için vücudun çeşitli yerlerine kupa kapatılması yoluyla gerçekleştirilen hacamattan 70’ten fazla hastalığın tedavisinde yararlanılabiliyor. Frekanslı hacamat ile vücuttan toksin ve serbest radikallerin atılımının yanı sıra biorezonansa özel testle vücutta hastalığa yol açan 6400 farklı maddenin taraması ve hastalıkların anti-frekanslarının vücuda yüklenmesi yoluyla tedavisi yapılabiliyor. Hiçbir yan etki göstermeyen frekanslı hacamattan önleyici tedavilerin yanı sıra fıtık, migren, romatizmal hastalıklar ve tüm ağrılı hastalıkların tedavisinde etkin sonuçlar alınabiliyor. Frekanslı hacamat uygulamasında düşük şiddette titreşimler kullanılarak vücudun frekanslarına en yakın seviyeye ulaşılabildiğini kaydeden Dr. Akkurt, kupa tedavisinin de, biorezonans tedavisinin de mutlaka tıp doktoru kontrolunda gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Doğu Tıbbında Enerji Meridyenleri


Fiziksel beden, duygusal ve ruhsal bedenle bir bütündür. Bilim geliştikçe, bizim sadece fiziksel bedenden ibaret olmadığımız, ayrıca enerji bedenimizin de olduğu bilgisi ile karşılaşıyoruz. Newton fiziğinden, Kuantum fiziğine geçişle, katı olarak algıladığımız her şeyin, buna bedenimiz de dahil aslında bir çeşit enerji olduğu anlıyoruz. Canlı ve cansızın enerji anlamında tek bir bütün olması; fizikte, tıpta, ruhsallıkta, başka algılayış kapılarını açıyor. Özellikle DoğuTıbbı’nın, yüzyıllardır kullandığı enerji meridyenleri bilgileri yeni yeni ispatlanıyor.

Hastalıklar; genetik, beslenme, çevresel etkiler ve enerji dengesizliği ile oluşabilir. Biz hastalıkları düşünce ve enerji düzeyinde inceleyeceğiz.

Çin kültüründe “Ch’i” ve Japoncada “Ki” olarak bilinen yaşam enerjisi, vücudumuzda, gözle görmediğimiz, sinir sistemi gibi bir uçtan bir uca dağılan ‘meridyenler’ aracılığıyla dolaşır. Enerji hatlarında enerji bloke olduğunda, söz konusu organa giden enerji devresi kapanmış olur ve biriken olumsuz enerjiler zamanla yoğunlaşarak bir takım rahatsızlıklar oluşur.

Tıptaki ilerleyiş

1911 de bir tıp doktoru Dr. William Kilner, insan enerji alanı üzerinde çalışmalar yapmıştır ve hatalıkların aurada yamalar ve düzensizlikler halinde görüldüğünü ispatlamıştır.

1900 lü yıllarlın ortalarında Dr. George De La Warr ve Dr. Ruth Drown, yaşayan hücrelerden yayılan radyasyonu ortaya çıkarmak için cihazlar geliştirmişlerdir.

Yine 20.yüzyılda psikiyatrist Dr. Wilhelm Reich, İnsan vücudunda evrensel enerjinin akışındaki bozuklukların psikolojik ve fiziksel rahatsızlılar oluşturduğunu öne sürerek, enerji akışını engelleyen blokları kaldırmaya yönelik fiziksel teknikler kullanmıştır.

Vücuttaki her organ, esiri alanda kendisine denk gelen enerjetik ritme sahiptir. Çeşitli organ küreleri arasında, sanki bir aktarım işlevi varmış gibi değişik ritimler karşılıklı etkileşmektedir.”  Dr. Dora Kunz

Ve bilim adamları bu enerji alanlarını ölçmek için araçlar geliştiriyorlar. Örneğin EKG kalbin elektriksel akımını, EEG beyinden genel elektrik akımını ölçüyor. Ayrıca Kirlian Fotoğrafçılığı tekniği ile canlıların enerji alanları (aura) renkli ışınımlar olarak görüntülenebiliyor. Ve geliştirilmiş sistemle auradaki yırtıklar, renk değişimi ve düzensizlikler yardımıyla bedenin hangi organında bir sorun olduğu tespit edilebiliyor.

Bu konuda yakın zamanlarda Nöropsikiyatrist Dr. Şefika Karagülle fiziksel hasalıkların enerji bedeni arasındaki ilişkiyi incelemiştir.

Günümüz doktorlarından Ender Saraç, Ruhsal Gelişim ve Kader adlı kitabında hastalıkların spiritüel mekanizmalarından bahsediyor. Dr. Ender Saraç, kitabında bu durumu şöyle örneklemiş: Sürekli baskı altında kalıp kendisini ifade edemeyen bireyin zamanla boğazında tiroit ve guatr oluşabilir. Sürekli dişilik yönünden baskılanan ve bu bakımdan aşağılanan kadınlarda yumurtalık kistleriyle jinekolojik sorunlar çıkabilir. Geçmişinden kopamayan, geçmişte takılı kalan bireylerde kabızlık sorunu olabilir. Artık yaşamında daha fazla sorumluluk alamayacağını hisseden, sorumluluklar altında ezilen bireyin bel fıtığı olabilir. Öfke ve korku duyguları karaciğer rahatsızlıkları oluşturabilir.

Dr Ender Saraç, hastaların sadece kimyasal ilaçlar kullanması haricinde, hastalığın oluşumunda etkili spiritüel sebeplerin de araştırılmasının daha kökten bir iyileşme gerçekleştireceğini ifade ediyor.

Çin Tıbbındaki 3000 yıldan daha fazla bir geçmişe sahip olan enerji meridyenleri bilgisine göre, bir enerji meridyenindeki blokaj ilgili organda rahatsızlık oluşumuna neden oluyor.

Duyguların enerji bedene etkileri

Coşku kalp ile bağlantılı bir duygudur. Coşku duygusunun tam tersi duygular kalp ve akciğer fonksiyonlarını etkileyebilir. Kalp sorunlarının olası zihinsel nedenleri arasında, çoğunlukla sevgi alış verişinin engellenilmesi, kalbin endişe keder gibi duygularla yorulması gibi etkenler yer alır. Coşku duygusu negatif iken, zihinsel dağınıklık oluşur.

Dehşet duygusu ve beraberinde panik duygusu kalbi etkiler. Hızlı kalp atışı zihinsel telaş ve soğuk ter belirgin özellikleridir. Psikiyatride panik bozukluk ‘panik atak’ olarak tanımlanır.

Endişe duygusu dalak üzerinde etkisini gösterir. Bu problem üzerine aşırı düşünmek sıkıntı hissetmek dalak enerjisini bloke eder. Depresyon huzursuzluk iştah azalması, yorgun kol ve bacaklar, karın şişliği ve bayanlarda adet dönemi bozuklukları olarak ortaya çıkabilir.

Üzüntü ve Yas akciğerlerin enerjisini bozar ve solunum sıkıntıları ortaya çıkabilir. Örneğin bronşit, astım gibi sorunlar sevilen birinin kaybedilmesiyle ilişkilendirilebilir. Ve bireyin kendisini bastırılmış boğulmuş hissetmesi, bireysel bağımsızlığını hissedememesi durumlarında ortaya çıkabilir. Göğüsten gelen derin öksürükler mutsuzluğun göstergesi olabilir çünkü ciğerlerdeki enerji sıkışmıştır.

Korku böbreklerin temsil ettiği bir duygudur ve sırt ağrıları idrar yolları problemlerine yol açabilir ve yalnızlık duygusunu körükler.

Öfke karaciğerin enerjisini bozar. Baş ağrıları, baş dönmesi, sırt ağrıları şeklinde etkisini gösterebilir.

Meridyenler ve ilgili organları

AKCİĞER MERİDYENİ: Havadaki Ch’i enerjisini alıp, vücuda dağıtmasından sorumludur.

Akciğer meridyenindeki dengesizlik; astım, öksürük, göğüste tıkanıklık gibi solunum yolları rahatsızlıkları olarak tezahür eder.

KALIN BAĞIRSAK MERİDYENİ: Bedene giren besin maddelerinin işlendikten sonra atılmasını arındırılmasını sağlar. Bu meridyendeki tıkanıklık mide ağrısı, kabızlık, ishal, gaz, parmak uçlarında soğukluk olarak tezahür edebilir. Kalın bağırsak meridyenindeki tıkanıklık kişiyi psikolojik olarak rahatsız eder ve sık soluk alıp verme motivasyon kaybı gibi durumlar yaşanabilir.

İNCE BAĞIRSAK MERİDYENİ: Dışarıdan bedene giren besin maddelerini alır ve bunları kullanılabilir duruma getirir. Kalp meridyeninin enerjiyi karnın alt bölgesine tutmasına yardım eder. Öfke, şok, keder gibi duygular da karnın alt kısmında toplanır. Bu durumda sırtın alt bölgesinde ağrı baş gösterir ve kadınların ayakları üşür. Bu meridyen yumurtalıkların çalışmasıyla ve ay halinin düzenli olmasıyla ilişkilidir.

MİDE MERİDYENİ: Mide hazımdan sorumludur. Bu meridyendeki tıkanıklık, yorgunluk zayıflık tiroid problemleri, göğüste kist, fıtık, kabızlık, apandisit, pankreas dalak safra kesesi sorunları yumurtalık sorunlarına yol açabilir. Bacak ağrıları varis boyun ve omuzun sertleşmesi, bacakların ağır gelmesi, diz altının üşümesi, çok esnemek ve çabuk yorulma olarak tezahür edebilir.

DALAK-PANKREAS MERİDYENİ: Dalak kanın oluşumu ve düzgün akışından sorumludur. Kullanılmış kırmızı kan hücrelerini yok edip zararlı bakterileri nötralize eden yapılar oluşturur. Bu organdaki dengesizlik, zayıf adaleler, renksiz ve kuru dudaklar, göğüste kist, kol altı lenflerinde şişmesi, mide ağrısı, rahimde kist, aybaşı sorunları, fıtık, bacak ve diz ağrıları gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Dalak meridyeni vücuttaki sıvının dengesinde rol oynadığı için, ödem yani fazla sıvının vücutta birikmesi bu meridyenin tıkanıklığından kaynaklanabilir. Psikolojik olarak kişi çok düşünür ve endişeye kapılabilir ve açlık hissedebilir.

KALP MERİDYENİ: Kalp ve ince bağırsak meridyenleri eş meridyenlerdir. Kalp kanı ve damarları idare eder, kan dolaşımını düzenler. Kalp meridyenindeki dengesizlikler sinirsel gerilim olarak ortaya çıkar. Bu meridyendeki tıkanıklık; kolun iç tarafından ağrı, uyuşma, el küçük parmağında ağrı veya tutukluk, uykusuzluk unutkanlık mantıksız hareketler gibi sorunlara yol açabilir.

MESANE MERİDYENİ: Mesane meridyeni böbrekleri uyarmada ve düzenlemede sorumludur. Mesane meridyenindeki dengesizlikler baş gösterdiğinde büyük sinirsel gerginlik yaşanır ve kişi aşırı tepkiler verebilir. Sırtın altındaki kaslar genellikle sertleşir. Bu meridyendeki tıkanıklık baş ağrısı, omurilikte tutukluk, ense ve bel ağrıları, varis, bacaklarda kramp ve adalelerde kasılma gibi durumlar yaşanabilir.

BÖBREK MERİDYENİ: Böbrekler Ch’i enerjisinin depolandığı yerdir. Bu enerji vücuda hayati faaliyet ve canlılığı sunar. Böbreklerin iyi çalışmaması toksinlerin birikmesine kan dolaşımının iyi yapılmamasına sebep olur. Bu meridyendeki tıkanıklık yüksek tansiyon, akciğerlerde tıkanıklık, mesane sorunları, kasıklarda egzama ve mantar, cinsel sorunlar, kısırlık, varis, şiş ayak bilekleri durumlarına yol açabilir.

KARACİĞER MERİDYENİ: Bu organ Ch’i enerjisini ve kanı her yöne yollar. Bu meridyen sinir sistemini kontrol ettiğinden, enerji meridyenindeki dengesizlik; depresyon kızgınlık gibi psikolojik sorunlara yol açabilir. Hayata gösterilen ilgi ya da ilgisizlik bu meridyenle ilişkilidir. Karaciğer meridyenindeki dengesizlikler sonucunda güç kaybı, aşırı yorgunluk huysuzluk, aşırı duygusallık, baş gösterebilir. Gözler parlaklığını kaybeder. Prostat, testis sorunlarına yol açabilir.

SAFRA KESESİ MERİDYENİ: Bu meridyendeki tıkanıklık şakaklarda ağrı, boyunda ağrı ve tutukluk, omuz ve kasıklarda ağrılar, diz sorunları, kalçadaki artrit ağrısı gibi sorunlar oluşabilir.

HORMON MERİDYENİ: Çinlilere göre bütün organlar bu meridyen tarafından korunduğu gibi, vücut sıcaklığı dengesi bu meridyenin görevlerinden biridir. Bu meridyendeki tıkanıklık, gözün arka kısmında ağrı, kulaklarda sorunlar, omuz ağrısı, kollarda tutukluk ve ağrı gibi rahatsızlıklara yol açabilir.

KAN DOLAŞIMI/ PERİKARD MERİDYENİ: Bu meridyenin görevi, kalbi fazla yorulmaktan korumaktır. Stresin etkileri kalbe gitmeden önce bu zarda kendini belli eder. Bu meridyendeki zayıflık, kol altlarında acı ve şişkinlik, dirseklerde egzama, siğil ve beyaz lekelere neden olabilir.

Bir meridyendeki enerji dengesi bozulduğunda, başka meridyenlerden enerji çekilimi olduğu için, bu diğer meridyenlerin dengesine de etkiler. Kişisel düzeyde fiziksel sağlığımız için, reiki, yoga, meditasyon, dua, zikir çalışmaları yapabiliriz. Kozmik bilim açısından namaz da enerji bedenimiz için gerekli enerji takviyesi yapma amaçlıdır.

Batı Tıbbı, enerji meridyenleri kapsamındaki bilgileri ‘akupunktur’ ve ‘refleksoloji’ tedavilerinde kullanmaktadır.

Meridyen Terapisi


Meridyen Terapisi Hakkında
“Meridyen Terapisi” terimi, bugünlerde farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Bu makale bağlamında “Meridyen Terapisi”, Geleneksel Çin Tıbbı’nın iki temel tedavi uygulama alanından birini ifade eder.  Bu iki alandan biri “beden bazlı tedavi metodlarını”, diğeri ise “ilaç bazlı tedavi metodlarını” kapsar.  İlaç bazlı metodlar, bitkisel terapi (fitoterapi) ve beslenme yoluyla terapileri içine alır. Beden bazlı terapiler ise, kırık ve çıkıkların tedavisinde kullanılan fizik tedavi metodları ile Meridyen Terapisi metodlarını kapsar.
Meridyen Terapisi, Geleneksel Çin Tıbbı’nda binlerce yıldır bilinen, bedenin enerji kanalları üzerindeki belirli bölgeler ve noktaların akupunktur (iğne batırma), akupressür (el veya parmaklarla basınç uygulama), masaj, ısı, elektrik veya mıknatıslarla uyarılmaları yoluyla sonuç elde edilen tüm tedavi türlerini kapsar. Bu metodlar, hem kas-kemik sorunlarını, hem iç hastalıkları, hem de psikolojik rahatsızlıkları tedavi etmek için binlerce yıldır kullanılmakta olan yöntemlerdir.  Daha yakın dönemlerde, Jin Shin Do, EFT (Emotional Freedom Technique), Access Bars ve Aromaterapi gibi modern yöntemler de, Geleneksel Çin Tıbbı’nın meridyen enerji sistemini temel alarak, Meridyen Terapisi metodları arasında yer almışlardır.
Meridyenler Nelerdir?
Geleneksel Çin Tıbbı’na göre, insan anatomi ve fizyolojisinin en önemli unsuru, enerji kanalları veya meridyen sistemidir. Meridyen sistemi, bedeni dikey planda ve simetrik olarak kat eden, 12 sağ, 12 sol, 1 merkez ön, 1 merkez sırt, 1 merkez iç, ve 4 çift diyagonal, ayrıca bir de yatay olarak kesen toplam 36 enerji kanalından oluşur. Enerji kanallarının bedenin dış yüzeyinden en derin bölgelerine kadar altı katmana yayıldıklarını düşünürsek, sistemin son derece detaylı ve karmaşık, ama bir o kadar da düzenli ve işlevsel olduğunu kavrayabiliriz.
Bu enerji kanallarına “meridyen” denmesinin sebebi, büyük çoğunluğunun bedende dikey konumda olmasıdır. 12 çift sağ-sol dikey meridyenlerin her biri 12 “temel” organdan biriyle yakın ilişkiye sahiptir ve o organın adıyla adlandırılır (Mide kanalı, böbrek kanalı gibi).  Bunlara “olağan meridyenler” denir. Merkez, yatay ve diyagonal meridyenler organlarla direk bağlantılı değillerdir, organ meridyenlerinden daha derin ve homeostatik açıdan daha öncelikli sayılırlar.  Bunlara “olağanüstü meridyenler” denir.
Meridyen Terapisi Nedir?
Meridyenler, sinir sistemi ve dolaşım sistemi gibi, tüm bedeni, entegre bir bütün olarak bağlarlar.  Hatta Geleneksel Çin Tıbbı Meridyen Teorisinde, meridyenler sadece beden dahilinde iletişimi sağlamakla kalmaz, organlarımızla duyularımız, dokularımız, duygu ve düşüncelerimiz arasındaki iletişim ve uyumu sağlarlar.  Meridyen sistemi, tam anlamıyla, beden, zihin ve ruhun bütünlüğünü, işlevsel bir biçimde tanımlar.
Geleneksel Çin Tıbbı’nda, meridyen enerji akışının tıkanması ve dengesini yitirmesi, hastalığın başlıca sebebi olarak görülür. Enerji akışının tam olarak nerelerde, ne sebeplerle ve nasıl tıkandığının veya dengesini yitirdiğinin belirlenmesi ve buna bağlı olarak yeniden açılması ve dengelenmesi ise, tüm hastalıkların başlıca ve temel tedavi yöntemidir. Hangi teknik veya teknikler grubu kullanılırsa kullanılsın, Meridyen Terapisi metodlarının tümünün ortak amacı budur.
Hastalıkların Sebepleri
Geleneksel Çin Tıbbı’nın eski metinlerinde denir ki: “Pek çok hastalık vardır, ama aslında tüm hastalıkların pek az sebebi vardır”.  Meridyen enerjisinin tıkanmasını sağlayarak hastalıklara zemin açan birkaç sebep belirtilir.  Bunlardan en önemlileri, duygularımızı aşırı bir şekilde deneyimlemek, yanlış yemek yemek, yetersiz miktarda hareket etmek ve yeteri kadar dinlenmemektir.  Bunlar dışında kazalar ve zehirlenmeler vardır.
Bu sebepten dolayı, Geleneksel Çin Tıbbı, Meridyen Terapileri ve Bitkisel Tıp gibi tedavi metodlarının yanısıra, beslenme ve yaşam tarzının düzeltilmesi ve dengelenmesini de önemle vurgular.  Bunlardan da önemlisi, hastanın psikolojisinin olumlu yönde teşvik edilmesi, duyguların dengelenmesi ve kişinin iyileşebileceği ve tamamen sağlıklı olabileceği arzu ve inancını kazanmasıdır.
Meridyen Terapisinin, özünde hastalığa göre değil, kişiye göre tedavi uygulamayı amaçlamasını vurgulamalıyız.  Geleneksel Çin Tıbbı’nın en eski metinlerinde denir ki: “Pek çok hastalığa aynı tedavi uygulanabileceği gibi, tek hastalığa pek çok farklı tedavi uygulanabilir.  Hangi hastalığa hangi tedavi uygulanacağı, hastalığa göre değil, hastaya göre belirlenir”.  Diğer bir deyişle, hastalığın ne olduğu kadar, hastalığa sahip olan kişinin kim olduğu da, büyük önem taşır.
Hastalığı değil de, kişinin kim olduğunu temel almanın diğer önemli yanı da şudur: Bilinç, odaklandığı şeyin gerçekliğini güçlendirir. Bu yüzden, hastalığın kendisi, ne terapistin, ne de hasta olan kişinin, bilinçlerinin odak merkezi olmamalıdır.  Konvansiyonel tıbbın düştüğü belki de en büyük hata budur. Meridyen Terapisi, kişinin özünde kim olduğunu anlamaya çalışır ve bunu baz alarak, kişinin varlığının temelini oluşturan yaşam enerjisinin, bozulmuş ahenk ve dengesini yeniden sağlar.  Yani Meridyen Terapisi, sağlığı yüzeysel, semptomatik ve geçici olaral değil, kökten, bütünsel ve kalıcı olarak sağlama bilimi ve sanatıdır.
Meridyen Terapisi Nasıl İşler?
Geleneksel Çin Tıbbı’na göre insan fizyolojisinin temelini, yaşam enerjisi ve genetik bilgiyi taşıyan bir enerji meridyenleri ağı oluşturur. Meridyenlerin önemli bir görevi de, insanların iç enerjileriyle, dış dünyanın etkileşimini sağlamaktır.  Geleneksel Çin Tıbbı’nda denir ki: “Meridyenler sayesinde içeride ne oluyorsa, dışarıdan görünür ve dışarıdan ne yapılırsa, içeriyi etkiler.”
Meridyenler üzerinde, bu iç-dış etkileşiminin daha güçlü olduğu belirli noktalar vardır.  Akupunktur noktaları olarak bilinen bu noktalar, karmaşık bir elektrik devresinin sigorta kutuları gibi ulaşılabilir yerlere yerleştirilmiştir ve enerjinin akışını kontrol ederler. Enerji akışı bir bölgede aşırı artar veya yetersiz kalırsa sigorta gibi atabilir veya kilitlenirler.  Bu yüzden, bir Meridyen Terapisi metodu olan Jin Shin Jyutsu’da bu noktalara “Enerji Güvenlik Kilitleri” denir. Bu noktalardan biri kilitlendiğinde, onun bağlı olduğu tüm meridyenin enerjisi ve onunla yakın bağlantılı diğer meridyenler, ayrıca noktanın bulunduğu alan, bu tıkanıklıktan etkilenir.  Bu durum da, dengesizliğin başlangıcıdır.  Eğer tedavi edilmezse, bu dengesizlik zaman içinde, bağlantılı dokuların ve organların, işlevlerine devam etmek, arınmak ve yenilenmek için ihtiyaçları olan yaşam enerjisinden mahrum kalmalarına ve dolayısıyla hastalığın oluşmasına sebep olur.
Bu süreci tersine döndürmek için, tam olarak hangi meridyenlerin, ne şekilde dengelerini yitirdiklerini, ve üzerlerindeki hangi noktaların kilitlendiğini tespit etmemiz ve bu noktalardaki enerji akışını açarak dengeyi tekrar sağlamamız gerekir. Ciddi bir hastalık oluşmuş olsa bile, bedenin daha hızlı ve tamamen iyileşebilmesi için ihtiyacı olan en önemli yardım, yaşam enerjisinden mahrum kalmış bölgelere, enerjinin yeniden ulaşmasının sağlanmasıdır.
İğneli ve İğnesiz Metodlar
Akupunktur, Meridyen Terapisi’nin dahilindeki metodlardandır. Meridyen Terapisi dahilindeki tüm metodlar aynı temel teorilere tabidir.  Ne var ki, Meridyen Terapisi’nin Japonya’daki gelişim sürecinde, iğnelerin kullanımı çok azaltılmış veya bazen tamamen bırakılmıştır. İğne kullanımı, becerilerini üst düzeyde geliştirmiş pek çok meridyen terapisti tarafından, etkili sonuçlar almak için gerekli görülmez, hatta bazen etki azaltıcı olduğu düşünülür. İğneler can yakabileceği için, pek çok hasta tedavi esnasında kendini rahat bırakamaz. Japon ekolünün hocaları, en derin şifanın, sadece hastanın bedeni seansta tamamen gevşediğinde ve zihni huzurlu, meditative bir hale girdiğinde gerçekleştiğini gözlemlemişlerdir.  Beden, zihin ve ruhun bir bütünlük halini deneyimlediği bu şifa sürecinde, yapılan terapinin etkisiyle bütünsel ve derin iyileşme gerçekleşir.
Etkili sonuç alınması için, sorunun kökündeki dengesizliğin hangi meridyenlerde ve noktalarda bulunduğunun doğru tespit edilmesi ve bu meridyen ve noktalara, mümkün olan en güçlü uyarının değil, en doğru olan ama nazik bir uyarının uygulanması gereklidir.
Hazırlayan: Dr. Onur Aydınoğlu
Dr. Onur Aydınoğlu
Dr. Onur Aydınoğlu, yüksek lisans ve doktora eğitimini gördüğü ABD’nin Washington Eyaleti’ndeki Bastyr University’de Geleneksel Çin Tıbbı, Akupunktur, Bitkisel Tıp ve Naturopatik Tıp üzerine uzmanlık kazandı. Daha sonra New Mexico Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin entegre tıp merkezi Center For Life’da uzman hekim, Southwest Acupuncture College’da ise kadrolu öğretim görevlisi olarak hizmet verdi. 12 yıldır doğal ve bütünsel tıp, 20 yıla yakındır da meditasyon, çigong, taiçiçuan, nefes ve enerji çalışmaları ile yakından ilgilenmektedir.  1 yıldan beri, Kadıköy Moda’da, Ayurveda uzmanı olan eşiyle beraber, kendi kurduğu Heal İstanbul Doğu Şifa Sanatları Merkezi’nde doğal sağlık danışmanlığı ve terapileri hizmeti sunmaktadır.

Sayılar ve O


0’dan onunla başlarsın hayata, 1 bakmışsın girivermiş hayatına, 2’de bir düşüverir aklına, 3 günlük dünyada tek zevkindir aslında, 4 dörtlük gecer zamanın onla, 5 6 üstü bi insan aslında, 7 cihanda yoktur olan onda, 8 köşe olursun konuşurken onunla, 9 doğurursun göremeyip konuşamayınca, 10’u seversin çok SEVERSİN…

Vertu Signature Touch Türkiye’de


Lüks ve pahalı cep tefonları üreten Vertu’nun yeni modeli Vertu Signature Touch Türkiye’de de satışa sunuldu.
Signature Touch Türkiye’de 8 bin 600 euro’dan satışa sunuldu.kablosuz şarj, NFC ve son Google Android 4.4 (KitKat) yazılımını sunuyor.Telefonun 4,7 inç HD ekranının üstüne kaplanan safir kristal ekran çok tabakalı kaplama ile yansımanın azalması amaçlanarak üretildi.yüksek çözünürlüklü ekranı, 5. Kuşak, 118 karat, 5,1 inç yekpare safir kristal parçası ile korunuyor.Telefonun gövdesi dikilmiş dana derisi ve parlatılmış ve fırçalanmış titanyum kaplamaya sahip.Telefonda konuşma kalitesi ses kesme uplink ve downlink ile sağlanıyor. İşlemci ise Qualcomm Snapdragon 2.3GHz Dört çekirdekli işlemci.Dolby Digital Plus gerçek çok hoparlörlü ses düzeneği ile Hasselblad onaylı görüntüleme kalitesine sahip.

 

Bakmaktan Gözlerinizi Alamayacağınız Güzellikte 29 Mineral


 

1. Ağaçların büyüme halkasına benzer şekilli opal

<a href=”http://img-2.onedio.com/img/2r0/53c3cbfa64eb60822836eb36.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-2.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfa64eb60822836eb36.jpg”/>

<a href=”http://img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cbfa64eb60822836eb37.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfa64eb60822836eb37.jpg”/>

2. Uvarovit

<a href=”http://img-0.onedio.com/img/2r0/53c3cbfa64eb60822836eb38.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-0.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfa64eb60822836eb38.jpg”/>

3. Florit

<a href=”http://img-1.onedio.com/img/2r0/53c3cbfa64eb60822836eb39.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfa64eb60822836eb39.jpg”/>

Başka bir florit

<a href=”http://img-0.onedio.com/img/2r0/53c3cc0264eb60822836eb5c.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-0.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0264eb60822836eb5c.jpg”/>

Bir florit daha

<a href=”http://img-1.onedio.com/img/2r0/53c3cbff64eb60822836eb51.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbff64eb60822836eb51.jpg”/>

4. Kammererit

<a href=”http://img-2.onedio.com/img/2r0/53c3cbfa64eb60822836eb3a.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-2.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfa64eb60822836eb3a.jpg”/>

5. Hematit, Rutil ve Feldspat

<a href=”http://img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cbfa64eb60822836eb3b.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfa64eb60822836eb3b.jpg”/>

6. Torbernit (kendisi radyoaktif bir mineral)

<a href=”http://img-1.onedio.com/img/2r0/53c3cbfc64eb60822836eb3d.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfc64eb60822836eb3d.jpg”/>

7. Klinoklas

<a href=”http://img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cbfc64eb60822836eb3f.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfc64eb60822836eb3f.jpg”/>

8. Barit üstünde Vanadinit kristalleri

<a href=”http://img-1.onedio.com/img/2r0/53c3cbfc64eb60822836eb41.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfc64eb60822836eb41.jpg”/&gt;

9. Fosil yumurtaya benzese de kendisi Opal taşı

img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cbfc64eb60822836eb43.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfc64eb60822836eb43.jpg”/&gt;

img-1.onedio.com/img/2r0/53c3cbfc64eb60822836eb45.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfc64eb60822836eb45.jpg”/&gt;

İçi de yumurtaya benziyormuş hakkaten
 

10. Beyaz hidromagnezit üzerinde mavi Callaghanit

img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cbfd64eb60822836eb47.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfd64eb60822836eb47.jpg”/&gt;

11. Baritle birlikte Stibnit minerali

img-1.onedio.com/img/2r0/53c3cbfe64eb60822836eb49.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbfe64eb60822836eb49.jpg”/&gt;

12. Chalcanthite minerali

img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cbff64eb60822836eb4b.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbff64eb60822836eb4b.jpg”/&gt;

13. Karpatit

img-2.onedio.com/img/2r0/53c3cbff64eb60822836eb4e.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-2.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbff64eb60822836eb4e.jpg”/&gt;

14. Kakoksenit

img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cbff64eb60822836eb4f.jpg” target=”_blank”>src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbff64eb60822836eb4f.jpg”/></a&gt;

15. Labradorit

<a href=”http://img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cbff64eb60822836eb53.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cbff64eb60822836eb53.jpg”/></a&gt;

16. Siyah opal

<a href=”http://img-1.onedio.com/img/2r0/53c3cc0064eb60822836eb55.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0064eb60822836eb55.jpg”/></a&gt;

17. Cuprosklodowskite minerali (radyoaktif)

<a href=”http://img-0.onedio.com/img/2r0/53c3cc0164eb60822836eb58.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-0.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0164eb60822836eb58.jpg”/></a&gt;

18. Mavi halit ve silvit

<a href=”http://img-1.onedio.com/img/2r0/53c3cc0164eb60822836eb59.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0164eb60822836eb59.jpg”/></a&gt;

19. Bizmut

<a href=”http://img-1.onedio.com/img/2r0/53c3cc0264eb60822836eb5d.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0264eb60822836eb5d.jpg”/></a&gt;

20. Opal

<a href=”http://img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cc0264eb60822836eb5f.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0264eb60822836eb5f.jpg”/></a&gt;

21. Turmalin

<a href=”http://img-2.onedio.com/img/2r0/53c3cc0364eb60822836eb62.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-2.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0364eb60822836eb62.jpg”/></a&gt;

22. Bayldonit

<a href=”http://img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cc0364eb60822836eb63.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0364eb60822836eb63.jpg”/></a&gt;

23. Osmiyum

<a href=”http://img-1.onedio.com/img/2r0/53c3cc0464eb60822836eb65.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0464eb60822836eb65.jpg”/></a&gt;

24. Malahit

<a href=”http://img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cc0464eb60822836eb67.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0464eb60822836eb67.jpg”/></a&gt;

25. Emmonsit

<a href=”http://img-1.onedio.com/img/2r0/53c3cc0464eb60822836eb69.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0464eb60822836eb69.jpg”/></a&gt;

26. Muskotiv üzerinde Akuamarin

<a href=”http://img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cc0564eb60822836eb6b.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0564eb60822836eb6b.jpg”/></a&gt;

27. Pallasit Meteorit

<a href=”http://img-2.onedio.com/img/2r0/53c3cc0664eb60822836eb6e.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-2.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0664eb60822836eb6e.jpg”/></a&gt;

28. Boleite minerali

<a href=”http://img-3.onedio.com/img/2r0/53c3cc0664eb60822836eb6f.jpg&#8221; target=”_blank”><img src=”http://img-3.onedio.com/img/719/bound/2r0/53c3cc0664eb60822836eb6f.jpg”/></a&gt;

29. Krokoit