UBER TÜRKİYE


uber-ekran-goruntusu
Mart ayında Uber’in İstanbul’a gelişinin çok yakın olduğunu sizlerle paylaşmıştık. Dünya genelinde 35 ülkede hizmet vermekte olan ve kullanıcıları için mobil uygulama üzerinden taksi ve şoförlü lüks araç çağırma servisi sunan Uber Türkiye’ye resmi adımını bugün attı. Kullanıcılarına gönderdiği e-posta ile kullanıma açıldığını duyuran Uber, ilk olarak UberBLACK servisini kullanıma açmış.

Uber milli basbetbolcu Sinan Güler ile dijital pazarlama yöneticisi Sinemis Candemir İstanbul’da UberBLACK servisiyle ilk yolculuğu yapmış. Taksi çağırmadan ziyade lüks araç servisi UberBLACK odağında tanıtıma başlangıç veren Uber, milli basketbolcuyu özel sürücülü Mercedes S Class araçla bulunduğu konumdan istediği yere götürdü.

uber

Seyahatlerin ücretlendirmesiyle ilgili bilgi paylaşılmazken, UBER’in İstanbul’da kaç araçla hizmet verdiği de belli değil. Uber açılışa özel olarak ilk yolcuğa özel bir kampanya tanımlamayı da ihmal etmemiş. Kupon Kodu bölümüne MERHABA yazarak 50 TL’ye kadar iki yolculuk yapılabiliyor. Bu arada Temmuz ayında Uber’in farklı kampanyalarının da geleceğini paylaşılan bilgiler arasında yer alıyor.

İstanbul’da olduğumuz için çok heyecanlı olduğunu belirten Uber‘in sayfasına buradan, iOS uygulamasına buradan, Android uygulamasınaysa buradan ulaşabilirsiniz.

Güncelleme: Uber uygulamasına az önce giriş yaparak araç çağırmak istedik ama müsait bir araç bulamadığımızı belirtelim. Uber’in Black servisinin ücretleriyse açılış 11,20 TL olarak belirlenmiş, kilometrede 3,09 TL yazarken beklemede dakikada 0,43 TL ücretlendirmesi var. Minimum seyahat ücretiyse 20 TL olarak belirlenmiş.

Güncelleme 2: Duyumlarımıza göre bugün 10 şoförle Türkiye’de hizmet vermeye başlayan Uber’in 100 araca ulaşmayı hedeflediği belirtilirken, ilerleyen günlerde şoför ve araç sayısının artacağı paylaşılıyor. Uber’in Taksi hizmetineyse Ağustos’ta başlaması bekleniyor. Yaptığımız araştırmaya göre Uber araçları Mercedes Benz Türkiye’den direkt olarak kiralanmış. Yurtdışı operasyonlarında da başta bu şekilde giriş yapan Uber, ilerleyen dönemlerde sürücülerin kendi araçları ile sisteme katılmasına izin vermişti. Türkiye’de de benzer bir model uygulanacağını tahmin ediyoruz.

Uber’in mobil uygulamasına dair ekran görüntülerini aşağıda bulabilirsiniz;

uber mobil

Reklamlar

Zengin Koca


Dünyanın en büyük finans şirketlerinden J.P. Morgan’ın CEO’su James Dimon’un, zengin koca avcısı bir kızın kendisine attığı bir elektronik postaya verdiği ibretlik cevap.
Zengin Koca ile evlenmek isteyen bir kızın J.P. Morgan’a yolladığı elektronik posta :
Sayın Morgan,

Sizinle dürüst olacağım. Bu yıl 25 yaşına giriyorum. Çok güzelim, iyi bir stilim var ve kaliteli şeyleri severim. Yıllık geliri en az 500 bin dolar veya daha fazla olan bir adamla evlenmek istiyorum. Aç gözlü olduğumu düşünebilirsiniz fakat New York’ta yıllık geliri 1 milyon dolar olan insanlar maalesef orta sınıf sayılıyor.

Çok şey istemiyorum. Sizin sitenizde yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan biri var mı? Hepiniz evli misiniz? Bu konuları merak ediyor ve sormak istiyorum, sizin gibi zengin insanlarla evlenmek için ne yapmam gerek?

Bugüne kadar birlikte olduğum erkekler arasında en zengini yılda 250 bin dolar kazanıyordu. Central Park’ın batı yakasında, yüksek bütçeli rezidanslarda yaşamak isteyen biri için yıllık 250 bin dolar yeterli değil. Size alçak gönüllülükle soruyorum:

1) Zengin bekarlar nerede takılır? (Lütfen bar, restaurant, spor salonu, kulüp, vs. gibi mekanların isimlerini ve adreslerini yazar mısınız.)

2) Hangi yaş kategorisine odaklanmalıyım?

3) Çoğu zenginin eşleri neden ortalama güzellikte? Bir kaç kızla tanıştım; güzel veya ilgi çekici değiller ama zengin erkeklerle evlenebiliyorlar.

4) Kimin karınız, kimin yalnızca sevgiliniz olabileceğine nasıl karar veriyorsunuz? Benim hedefim evlenmek. Zengin bir adamla evlenebilmek için ne yapmalıyım ?

Saygılarımla

Bayan Güzel

James Dimon’un kıza yanıt olarak yolladığı elektronik posta :

Sevgili Bayan Güzel,

Yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. Tahmin ediyorum ki sizin gibi aynı soruları soran pek çok genç kız var. Lütfen profesyonel bir yatırımcı olarak durumunuzu analiz etmeme izin verin. Benim yıllık gelirim 500 bin doların üzerinde, sizin kriterlerinize uyuyor, bu sebeple zamanınızı boş yere çalmadığımı umut ediyorum.

Bir iş adamı gözünden bakarsak, sizinle evlenmek kötü bir fikir. Nedeni ise çok basit, lütfen açıklamama izin verin. Detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya çalıştığınız şey “güzellik” ile “para” ikilisini takas etmek: A kişisi güzelliği sağlar, B kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil. Fakat burada ölümcül bir problem var; sizin güzelliğiniz kaybolacak ama benim param iyi bir sebep olmadıkça tükenmeyecek. Aslına bakarsanız, benim gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz. Bu sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer kaybeden bir varlıksınız. Hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak artan bir değer kaybı. Eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz 10 yıl sonra çok daha düşük olacak.

Wall Street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için “takas pozisyonu” diyebiliriz, “satın al ve bekle” değil. Sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu sebeple kiralamayı tercih ederim. Çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun süre elde tutmak hiç de akıllıca değildir. Şüphesiz; aynı şey sizin istediğiniz evlilik için de geçerli.

Bu yazdıklarım size zalimce geliyorsa bir de şöyle düşünün; tüm paramı kaybetseydim, beni terk etmez miydiniz? Aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış yolunu bulmam gerekmez mi?

Yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan insanlar aptal değil; sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz. Size, zengin bir adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm. Bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. Zira o kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek…

CEO J.P. Morgan

Sağlıklı kalmanın yolu sıvı tuz tüketiminden geçiyor


Başkan Mahmut Küçükdoğan, Çorum’da kaynaktan çıkan sıvı tuzu havayla temas etmeden depolayıp, şişelere doldurduklarını vurgulayarak, kurutulmuş tuzu, maruz kaldığı zararlı maddelerden kurtarmak için rafine işleminin uygulandığını ve bu işlem sırasında tuzun içinde bulanan 84 maddenin 82’sinin öldüğünü içinde insan sağlığına zararlı sodyum ve klor minerallerinin kaldığını dile getirdi. Tuzları rafine ederken beyazlatmak, nemi önlemek ve tuzluklardan kolay akışını sağlamak için içine ekstra maddeler katıldığını anlatan Küçükdoğan, “Bütün bu işlemler soncunda tuz tuzluktan çıkıyor ve bambaşka bir hal alıyor. Biz de tuzu sadece tat olarak algıladığımız için aldığımız tadı tuz zannediyoruz. Oysa tuz bir tat değildir. Tuz insan sağlığı için sudan da önce bir numaralı gıdadır” dedi. Küçükdoğan, insan vücudunda 36 milyar hücre olduğunu ve bu hücrelerin içinde de su bulunduğunu belirterek, “Suyun hücrelerin içine girebilmesi için vücutta doğal tuzun olması lazım. Doğal tuz olmazsa hücrelerin içine su girmez. Su girmeyince susuz kalınır. Mesela vücutta nedeni belli olmayan ağrılar vardır. Bunun sebebi hücrelerin içinde su kalmamıştır ve hücreler ağlıyordur. Aç bir çocuk nasıl ağlarsa içinde su olmayan hücrelerde ağlar. O da bize ağrı olarak yansır. 3-5 yıl sonra vücut oksijensiz ve susuz ortamda yaşama alışır ki bu hücrelere bugün tıpta ’kanser hücresi’deniyor” şeklinde konuştu.

FAZLA TUZ ALIMININ ÖNÜNE GEÇİYOR
Sıvı tuzu ilk gündeme getirdiklerinde çok garip sorularla karşılaştıklarını anlatan Mahmut Küçükdoğan, “İnsanlar ’tuzu erittiniz mi?’diye sordular. Hepimizin bildiği tuz kuru olduğu için sıvıyı algılamakta zorluk çekiyorlar. Binlerce yıl önce taşımada kolaylık olsun diye tuz kurutulmuştur. O dönemde hava ve ortam daha temizdi atmosferde bu kadar zehirli gaz yoktu. O yüzden kurutulan tuzlar herhangi bir zararlı maddeye maruz kalmıyordu. Ancak günümüzde böyle bir şey söz konusu değil. Doğada kurutulan tuz sağlıklı değildir bunu için rafine ediliyor ve insana zararlı bir ürün haline geliyor” ifadesini kullandı. Küçükdoğan, sıvı tuzun satışına belli marketlerde küçük ölçekte başladıklarını ve yıl sonuna kadar bütün marketlerde restoranlarda ve tüm sofralarda yer almayı planladıklarını söyledi. Dünyada sıvı tuz üretiminin İspanya ve Japonya’da olduğunu anlatan Küçükdoğan, yurt dışında 12 ülke ile temas halinde olduklarını, numunelerini gönderdiklerini ve yıl sonuna kadar ihracat anlamında çok önemli sonuçlar elde edeceklerine inandıklarını kaydetti. Katı tuzun yiyeceklere katıldığında ancak yüzde 20’sinin eridiğini dile getiren Küçükdoğan, “Erimeyen yüzde 80’lik tuz insanın midesinde eriyor. Sıvı tuz kullandığınızda katı tuzdan 5’te1 oranında daha az tuz alıyorsunuz. Yani sıvı tuz fazla tuz almanızın önüne geçiyor” dedi.

KOZMETİK ÜRÜNLERDE DE KULLANILIYOR
Sıvı tuzu gıdanın yanında kozmetik ürünlerde de kullandıklarına dikkati çeken Küçükdoğan, şunları kaydetti: “Sıvı tuzu kendi üstümde de kullanıyorum. Belli aralıklarla sıvı tuzlu banyo yapıyorum, 15 dakika kadar sıvı tuzun içinde kalıyorum. Çıktıktan sonra sıvı tuzun üzerimde kuruması için 15 dakika dinleniyorum. Sonra tatlı suyla banyo yapıyorum. Müthiş bir zindelik hissediyorum. Akşam yatmadan önce sıvı tuzu yüzüme sürüyorum, sabah kalktığımda kalan malzemeyle peeling yapıyorum. Bu uygulamayı yaptığımdan buyana yüzümde kırışık ve leke kalmadı. Aynı şekilde muhasebe departmanımızda çalışan bir arkadaşımız babasını kaybettiğinde kurdeşen oldu. Bütün vücudunda yaralar çıktı, nereye gitse derdine bir çare bulamadı. Ben de kendisine sıvı tuzla banyo yapmasını tavsiye ettim. Belli aralıklarla sıvı tuzla banyo yapmaya devam etti ve bu sayede derdinden kurtuldu. Bunu görünce personelimizin de bu imkandan yararlanması için şirket içinde bir tuz odası yaptık. Personelimiz her tarafı tuzla kaplı odada içi sıvı tuzla dolu olan küvette 15 dakika kalıyor. Bir 20 dakikada şezlongda dinleniyor. Bu sayede çalışanlarımız bu kış bir kez bile grip olmadı ve hastalanmadı. Sağlıklı kalmanın yolu sıvı tuz tüketiminden geçiyor.” Küçükdoğan, üç yıldır tüm personelin gerek evlerinde gerekse şirket yemeklerinde sadece sıvı tuz kullandıklarını dile getirerek, bir insanın sıvı tuzdan 20 liralık tüketerek, bir yıllık tuz ihtiyacını karşılayacağını belirtti. AA

Glikoz Şurubu


Ne kadar hap kullanırsan o kadar bağırsak floran bozulur bağırsak florası bozulmasa bile başka organına zarar verirsin. O yüzden hayatından haplarıda çıkarmanı tavsiye ederim çok ciddi birşey olmadığı sürece. Benim bildiğim kadarıyla bağırsağın florasını düzenleyecek içinde 100trilyon bakteri bulunduran bir hap yok ama doğal beslenmek kaliteli beslenmek şart. Hayatınızdan içinde glikoz şekeri bulunduran tüm gıdalarıda çıkartmanız faydalı olabilir. Ambalajlı olarak markette satılan şeyleri almadan önce içindekiler kısmını okuyun içinde glikoz şurubu olan herşeyden uzak durun. Glikoz şurubunun sadece bağırsak değil tüm vücuda zararlı olduğunun bilimsel sonuçları mevcut. Ve bildiğim kadarıyla avrupa’da gıdalarda glikoz şurubu kullanmak yasak Türkiye’de yasak değil. 1Kg Glikoz şurubu 22Kilo normal çay şekeri diye bildiğimiz pancar şekerine eşit olunca Ülker Eti ve benzeri firmalar insanı değil maliyeti düşürüp kârı yükseltmeyi önemsedikleri için bütün tatlı ürünlerine glikoz şurubu atıyorlar malesef.

Kısacası katkı maddeli doğal olmayan gıdalar yerine bol lifli bağırsak dostu gıdaları tüketin.