ASP.NET MVC 5 Mobil Özet Haber Sitesi


Teknoloji,spor ve gümdem içerikli yeni mobil sitem,daha eksikleri var ama şimdilik ilk aşaması bitti.Yeni düzeltmeler ve modern bir arayüz ekledim ayrıca tema degistimede ekledim ,MVC 5 ile yaptım.

Clipboard01

Reklamlar

Windows Phone İçin Sporcu Uygulaması


300WP için en son tahmin ve spor haberleri,Galatasaray,Beşiktaş ve Fenerbahçe özel bölümleri ile takımınızı ve skorları takip edin.

http://www.windowsphone.com/tr-tr/store/app/sporcu/3d5fc781-5f53-4c2a-9015-a0bfa463dd07

Bedava sevdası


İstanbul’un Güngören ilçesinde yaşayan kadın soluğu Tüketici Hakem Heyeti’nde alır. Hakkını arama nedeni TV’deki bir reklam nedeniyle dolandırıldığı.
İddiaya göre, bir TV reklamında 5 kilo bal, 1 kutu poleni 90 liraya alanlara şirket hediye olarak 400 lira değerinde tek taş yüzük ve 300 lira değerinde bir kol saati hediye ediyordu.
Bu reklama inanarak  90 lira ödeyip 5 kilo bal ile bir kutu polen alan Ayşe C. Kendisine siparişi ile birlikte  gönderilen tek taş yüzüğü kuyumcuya götürüp incelettiğinde bunun pırlanta olmadığını, sıradan Çin malı bir cam yüzük olduğunu öğrenir. Yani 3-4 lira değerinde sıradan bir yüzüktür.  Evet yüzüğün üzerinde tek taş vardı ama pırlanta değildi. Zaten reklamda da pırlanta demiyor tek taş diyordu.
Ayşe hanım, bir de hediye kol saatini alır saatçiye gösterir. Bu saatin de Çin malı 10 liralık saat olduğunu, motorunun İsveç malı olmadığını öğrenir. 
Sipariş verdiği numarayı arar ve bir türlü muhatap bulamaz. 
Sonunda bir yakınının önerisiyle Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurur.
Ayşe Hanım’ın davası nasıl sonuçlanır bilemiyoruz ama bu olayın kesinlikle davranış psikolojisi uzmanları tarafından incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Dünyanın hiç bir ülkesinde insanlar bu kadar kolay dolandırılamaz.
Yıllar önce Boğaz Köprüsü, Kız Kulesi ve Galata Köprüsü gibi daha bir çok akıl almaz şeyi satın alanlara bir de balzedeler katıldı.
Boğaz köprüsünün bir köylüye satışına nasıl bugün gülüp,  “Hadi canım sen de…” diyorsak 5 kilo bal alması karşılığında yaklaşık bin liralık hediye bekleyen bir tüketiciye ne yapmalıyız?
Tüketici Hakem Heyeti’nde bu olay tek değil. Daha binlerce  dava var.
Yine Osmaniye’den bir haber:
Bir TV kanalındaki reklamlarında Samsung S4 satılmaktadır. Hemen arayan ilk 300 kişiye 2 bin liralık bu telefon sadece 199 liraya verilecektir. Bu reklamda verilen telefon numarasını kaç kişi aradı bilemeyiz ama arayıp alanların büyük bir bölümü ya karakola, ya da Tüketici Hakem Heyetine dolandırıldığı gerekçesiyle başvurdu. Bu başvuruların büyük bir bölümü mahkeme ve Tüketici Hakem Heyeti tarafından reddediliyor.
Gerekçesi ise, “iğfal kabiliyeti” yani yöntemin insanları kandıracak nitelikte olması lazım. Nitekim bir çok ünlünün de dolandırıldığı “cep telefonu ile aranıp terör örgütü suçlaması ile  para alma” olayında mahkemeler dolandırıcılara “iğfal kabiliyeti” nedeniyle ceza vermemiştir. İşin Türkçesi, böyle salakça bir oyuna normal bir insanın gelmemesi lazım.
Türk halkına ne oldu ki bu kadar kolay akla mantığa sığmayan şeylere inanır, aldanır oldu?
En kötü balın kilosu 40-50 liraya satılırken hiç tanımadığınız insanlar size 5 kilo balı neden 99 liraya versin. Üstüne bir de bin liraya yakın hediye?
Değeri 2 bin lira olan bir telefon nasıl olur ki, 199 liraya satılsın?
Buna nasıl inanılır?
Dolandırılan insanlar 6-7 yaşında çocuk değil, çoğu emekli ve yetişkin. Hele öyle olaylar var ki, koca profesörler bile aldatılmış…
Sağlıklı 6 yaşındaki çocuğun bile inanmayacağı yöntemlerle koca koca insanların dolandırılması elbette psikoloji uzmanları tarafından incelenmesi gereken bir konu. Benim kişisel tesbitim, bu olayın arkasında Türkiye’nin son 10 yılda yaşadıkları bulunuyor.
Oy uğruna evlere dağıtılan market hediye çekleri, kömürler, su olmayan köye çamaşır, bulaşık makinaları ve daha bir çok yardım nitelikli hediyeler Türk insanının psikolojisini değiştirdi. İşte tüm bunların sonucu olarak Türkiye’de bu tablo ortaya çıkıyor. 

Google Nedir


NSA casusluğu konusundaki curcuna sürerken, Google’ın halkla ilişkiler uzmanları sizi, şirketlerinin ABD’nin askeri-endüstriyel kompleksinden pek uzak durduğuna ikna etmek istiyor.

Bu hafta Google, satın aldığı iki robotik üreticisi şirketine, DARPA’nın [ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı araştırma kurumu] fon vermesini reddederek büyük şov yaptı. Gerçi şirketler zaten bizzat Savunma Bakanlığı’nca yeterince fonlanıyordu ama… Hoş bir jestti bu, Silikon Vadisi’nin hükümet müdahalesinden kurtulmasını dileyenlerden de sıcak karşılama gördü.

Ne yazık ki, kalabalıklarca coşkuyla karşılanan bir duyuru Google’ın kamu imajı için iyiyse de şirketin ABD askeri ve istihbarat kurumlarıyla uzun ve süregiden yakın çalışma tarihini pek değişterecek bir şey değil.

Önceki bir yazımda, Google’ın biz sivillere e-posta ve arama motoru sağlamaktan çok ötesini yaptığını ayrıntılarıyla yazmıştım. Teknolojisini, dünyadaki en güçlü ve etkili istihbarat örgütlerinin gözetleme operasyonlarını geliştirmeleri için satıyor: NSA, FBI, CIA, DEA, NGA alfabenin türlü kombinasyonları.

Bazı örneklerde -mesela şirketin NSA ve kardeş kurumu NGA’yla anlaşmalarında- Google devlet kurumlarıyla doğrudan birlikte çalışıyor. Ama son yıllarda Google daha fazla taşeronluk yapmaya başladı: askeri şirketlerle ortaklıklar kurarak ürünlerini askeri ve istihbarat kurumlarına satıyor. Google’ın ısrarla takip ettiği bir strateji bu, böylece ABD’nin askeri-istihbarat-endüstriyel kompleksinin adam kayırmacı demirbaş şebekelerine kancasını daha iyi takıyor.

Geçen on yılda Google Federal (şirketin Washington D.C. bölümü) Lockheed Martin gibi geleneksel askeri şirketlerin yanı sıra, kimi daha ufak butik şirketlerle de ortaklık kurdu – ki bunların arasında, CIA’yla yakın bağlantılı eski paralı asker şirketi Blackwater da var.
Bu yaklaşım 2006 yılında başladı.

O sıralarda Google Federal, lobi gücünü artırmaya ve askeri ve istihbarat şirketi deneyimi olan satışçılar artırmaya başladı – ki bunlardan en az biri, Yatırım Müdürü Jim Young, CIA’de çalışıyordu. Ortaklıklar artmaya başladı. Hedef, bu derin bağlar üzerinden Google teknolojisini satmaktı.
Ve strateji çalıştı.

Washington Post, Google’ın yeni yaklaşımının başarısını 2010’da şöyle özetliyordu:

“Direktör Michael Bradshaw dört yıl önce Google Federal’e geldiğinde, eyaletteki tüm devletle iş yapan şirketleri kapı kapı dolaşıp ortaklıklar kurmayı denedi. Dört yıl sonra, hükümete çalışan birçok geleneksel büyük şirket, Google’la da çalışmaya başladı. İki taraf da işbirliğinde çıkarı olduğunu gördü. Google’ın geniş ticari başarısına rağmen, ortaklıklar bu internet devinin başka bir kârlı pazarda mevzi kazanmasını sağladı.”
Kim bu “hükümete çalışan birçok geleneksel büyük şirket”? Washington Post makalesinde, Lockheed Martin’in adı geçiyordu. Ama ötesi var.
Gizliliği bulunmayan “devlet ihale veritabanı”na bakıldığında, Google’ın, dünyanın en büyük üç silah üretisinden biri olan Northrop Grumman’la ortak olduğunu görüyoruz.

2008’de Google, Savunma Bakanlığı’nın Google Earth uygulamasından faydalanmak için projesini yapmak üzere Eyak’la 2 milyar 735 milyon dolarlık ortaklık kurdu. Eyak, Alaska merkezli bir butik silah şirketi. Tüm başarılı silah şirketleri gibi, Eyak’ın yöneticileri de yakın zamanda 28 milyon dolarlık bir rüşvet skandalıyla gündeme geldi.

Ama Google’ın gizli ihalelerdeki ortaklıklarını bulmak, şaşırtıcı olmasa gerek, o kadar kolay değil.

Daha önce gizliliği kaldırılan, 2003’te Google’ın NSA’dan aldığı iş talimatı sayesinde, bazı örneklerde şirketin, ABD hükümetinin izni dışında bilgi ifşa etmesinin hatta ihalelerin varlığını dahi kabul etmesinin yasak olduğunu biliyoruz.

Yine de Google’ın “Hükümet Girişimi” sayfası bazı ipuçları barındırıyor. Google sayfadai hükümete sağladığı ürün ve hizmetlerde ortaklık yaptığı bazı şirketleri listeliyor.

Aralarında Califormia merkezli dev askeri şirket ve yarı-resmi istihbarat ajansı SAIC de var. Tim Shorrock’un “Kiralık Casuslar” kitabına göre SAIC’in 40 binin üzerindeki çalışanlarının yarısı “temiz sicil” sahibi – çoğunluğu da doğrudan NSA’dan geliyor.

Daha az tanınan bir diğer şirket de dikkat çekiyor: Blackbird Technologies, CIA’yle ve kötü şöhretli Blackwater’la güçlü bağlara sahip, ketum bir yüksek askeri teknoloji şirketi.

Şirket üzerine yazan az sayıdaki gazetecilerden Noah Shachtman, Blackbird’ü “Adam Avlama A.Ş.” olarak tarif ediyor, çünkü şirketin başlıca ürünü, şüpheli teröristlerin veya “önemli şahısların” gizlice etiketlenmesi, takip edilmesi ve yerlerinin tespit edilmesi için kullanılan sofistike bir yer bulma böceği. Bu böcekler sadece kişinin yerini bulmakla kalmıyor, cep telefonu iletişimlerini, kablosuz internet kullanımlarını gözlüyor ve belli ki internet üzerinden bilgi aktarabiliyor.

Çok çılgın, değil mi?
Blackbird’ü askeri Google Earth yazılımı versiyonunda Google’ın ortağı yapan teknolojisinin önemli kısmını mekan izleme oluşturuyor ve bu teknoloji, ABD askeri ve istihbarat camiasıyla yakın işbirliği içinde geliştirildi.
Ama Blackbird’ün, çok muhtemelen pasif gözlem işinin ötesinde de parmağı var. Bazı eski Blackbird çalışanları, Noah Shachtman’a şirketin rutin olarak “rutinin dışına çıktığını” söylüyor. Yani şirket savaş bölgelerinde özel silahlı operasyonlarda rol alıyor ve kayıp veya esir askerleri kurtarma misyonlarına katılıyor.

Sahaya silahlı askerler süren bir askeri gözlem teknolojisi şirketi? Hmm… Sanki Blackbird, daha farklı bir şirket tanımı gerektiriyor gibi – Blackwater/Xe gibi paralı asker şirketlerine biraz daha yakın bir tanım.

Gerçekten de Blackbird, Blackwater’la ve kurucusu Eric Prince’le bağlantılı görünüyor. 2010’da Jeremy Scahill, Blackbird’ün özünde Blackwater’ın bir uzantısı olduğunu yazmıştı.

Şimdilerde Blackbird’ün Başkan Yardımcısı olan ve eskiden Blackwater için çalışan Cofer Black’in kariyeri dikkat çekici.

CIA gizli servisi için, çoğunlukla Afrika ve Ortadoğu’da çalıştı. 1990’larda Sudan’da CIA İstasyon Şefi’ydi, ki o zamanlar Usame bin Ladin’in operasyon merkezi de bu ülkeydi. 11 Eylül saldırılarının arifesinde CIA’nın Kontrterör Merkezi’nin de başındaydı. Saldırıyı önleyemeyince, El Kaidecileri avlama işinin başına getirildi, sonra da CIA’in “sıradışı icra” programının mimarı olarak ünlendi – terör şüphelilerinin kaçırılıp dünyanın birçok yerindeki gizli CIA mekanlarında işkenceyle ifadelerinin alınması programı.

Tüm bunlar ne anlama geliyor?
Google yönetimi, Edward Snowden’ın NSA sızıntılarının arifesinde, hükümetin gözetleme politikaları konusunda kamuya epey eleştirel açıklamalar yaptı. Google Başkanı Eric Schmidt, bunu “kabul edilemez” bulduğunu söyledi ve Başkan Barack Obama’ya kişisel şikayette bulundu. Şirket, hükümetin gözetleme politikalarında reforma gidilmesi için çalışan bir Silikon Vadisi örgütlenmesinin kurulmasına da önayak oldu.
Elbette Google yöneticileri kameralar önünde dilediklerini yapabilirler, şirketi askeri-endüstriyel kompleksten uzak tutmaya da çalışabilirler. Ama Google’ın SAIC, Northrop Grumman ve Blackbird gibi askeri şirketlerle ortaklıkları, şirketin Amerikan askeri gözetleme yapılanmasıyla kol kola olduğuna dair daha fazla kanıt sunar.

Özellikle SAIC ve Northrop Gumman’ın NSA’yla işbirliği konusunda uzun bir geçmişi var – tam da Google’ın sözde karşı olduğu ülke içi gözetleme programlarının tasarlanması, inşa edilmesi ve işletilmesi noktalarında. Bunlar gibi şüpheli ortakları olduğu müddetçe, Google’ın Oakland’da göstericilere ve sendikacılara karşı casusluk yapmak için kurulan tartışmalı bir polis gözetleme merkezine hizmet sunmakta tereddüt etmemesine şaşırmamak gerek.

Microsoft, Oracle, IBM ve Amazon gibi çoğu büyük teknoloji şirketi de askeri gözetleme devletimizle kol kola. Google’ı öne çıkaran, şirketin, Amerikan halkına dair sahip olduğu veri ve bilginin devasa hacmi.

Bizim, yani her gün bilgilerimizi Google’a emanet eden milyonların, Google’ın ne olduğunu anlaması önemli. Geleneksel bir internet servis sağlayıcısı değil bu şirket. Hatta, hafif alaycı kimselerin dediği gibi, bir reklam şirketi de değil. Google tamamen yeni tipte bir canavar: hem gerçek hem siber dünyadaki gündelik yaşantımızın çoğunluğunu süzme misyonu üstlenmiş, kâr amaçlı bir küresel gözetleme şirketi. Amacı, bizi olabilecek en derin şekilde izlemek, analiz etmek ve etiketlemek -kimiz, ne yapıyoruz, nereye gidiyoruz, kimle konuşuyoruz, ne düşünüyoruz- ve bu bilgiyi paraya çevirmenin yollarını bulmak.

Google sivil yaşamda her zaman elimizin altında, bu da Google’ı, yozlaşmış özel istihbarat şirketleri ve Blackbird gibi karanlık yarı-kiralık markalarla aynı yatakta görmek isteyeceğiniz en son şirket yapıyor.

TÜKETMİYORUZ


https://www.facebook.com/events/282968531879729/?fref=ts

#‎Tüketmiyoruz‬

Bizim sandıktaki gücümüzü küçümseyenlere hak ettikleri yanıtı vermek için “TÜKETİMDEN GELEN GÜCÜMÜZÜ KULLANIYOR” ve artık tüketmiyoruz…
Açıklama

Amacımız basit;
YILLARDIR SAĞLAYAMADIĞIMIZ VE HEP YAKINDIĞIMIZ BİRLİKTELİĞİ SAĞLAMAK…
BİZİ İLGİLENDİREN OLAYLARDA HEP BİRLİKTE TEPKİ KOYABİLMEK…
DİYELİM Kİ BİR ÜRÜNE FAHİŞ BİR ZAM MI YAPILDI; İKİ GÜNDE ORGANİZE OLUP, O ZAMMI GERİ ALDIRABİLMEK. YÜKSEK VERGİLERİ GERİ ÇEKTİRMEK…
SADECE EKONOMİK KONULARDA DEĞİL, SİYASİ VE SOSYAL KONULARDA DA ORTAK TEPKİ KOYABİLMEK… İLGİNÇ EYLEM YOLLARI BULUP, DÜNYANIN DİKKATİNİ ÇEKECEK PASİF DİRENİŞ ÖRNEKLERİ SERGİLEMEK.
YANİ TEK BİR EYLEM İÇİN YA DA SADECE TÜKETİMİ DÜŞÜRELİM DİYE BİRARAYA GELEN TÜKETİCİ ÖRGÜTÜ DEĞİLİZ… BİZ, ÖRGÜTLÜ TOPLUMUN İLK ADIMIYIZ. AMACIMIZ SADECE BİR TANE EYLEM DEĞİL; BİRLİKTE KALARAK YANLIŞ OLAN HER KONUDA, YANİ BİN AYRI KONUDA BİNLERCE EYLEM YAPMAK…
HEM DE BUNU EVDEN BİLE ÇIKMADAN, SADECE TÜKETİMDEN GELEN GÜCÜMÜZÜ KULLANARAK YAPMAK! BU YÜZDEN İLK İŞİMİZ “MİLYON KİŞİYE” ULAŞMAK…
“YOKSA BİRKAÇ BİN KİŞİ BİRARAYA GELİP, İSTEDİĞİMİZ KADAR BAĞIRIP RAHATLARDIK. AMAÇ O DEĞİL.
DİYELİM Kİ YOUTUBE HALA YASAK MI? BU YASAĞI KALDIRMIYORLAR MI? BU KONUYU MASAYA YATIRIP, HEPİMİZE EN MANTIKLI GELEN EYLEM TÜRÜNÜ BULUP HAYATA GEÇİRMEK…