Layd is First


Olmazsa olmaz hasbel kader erkek doğulur ama ADAM olunmaz .. Erkek olmak geniş omuzlara sahip olmak değil kaç kadına o omuzlara yaslanacak kadar güven verdiğidir. Kalın bir sese sahip olmak değil nazik ve duygulu cümleler kurabilmektir. Romantik bir ortamda güzel sözler fısıldamak değil her sözünün kalbinden gelmesidir. Vurdu mu oturtmak değil dokunuşundaki yumuşaklıktır. Büyük ve ağır eşyaları kolay kaldırmak değil hayatın yükünü cesurca taşıyabilmektir. Kıllı bir vücuda sahip olmak değil o vücutta nasıl bir kalp taşıdığıdır. Yani işin özü erkek olmakla adam olmak farklıdır. Birisi ilahi mecburiyettir diğeri de o mecburiyetin hakkını verebilmektir.

Ayrıntılı New York Rehberi/Fotoğraflar/Tavsiyeler/Maliyet (Jamie Hyneman&Mr.Skywalke)


Merhaba arkadaşlar, çoğunuzun bildiği gibi New York’ta 6 ay kaldım. Eylül’den mart’a kadar muhteşem zaman geçirdim, yığınla hayat tecrübesi kazandım, New York’un altını üstüne getirdim ve bu deneyimimi sizlerle paylaşmak istiyorum.Konuyu basitçe bölümlere ayıracağım böylece incelemeniz çok daha kolay olacak.Bu konuda kullanacağım fotoğrafların tamamı bana ait, bir kısmı iPhone 4 bir kısmı da Canon EOS 600D ile çekildi, sizlere göz ziyafeti sunmayı umuyorum.Soracağınız sorular varsa lütfen sormaktan çekinmeyin, elimden geldiğimde yardımcı olurum.Keyifli okumalar.

quote:

Jamie Hyneman’ın yazıları eklenmiştir.İtalik font ile yazılanlar Jamie’ye kalın ve normal font ile yazılanlar ise bana aittir ayrıca Jamie’nin çektiği fotoğrafların başında J* imzası bulunmaktadır

Çoğunuzun da takip ettiği Mr. Skywalker 6 aylık uzun bir macera yaptı. Kanadaya gitme niyetinde iken hem şartlar neticesi hem de benim tavsiyelerim üzerine rotasını New York’a çevirdi ve oldukça memnun kaldı. Benimde geçen sene nisan ayını New York’ta geçirmem üzerine, ortak bir rehber hazırlamak istedik. Amacımız gitmeyi düşünenlere yardımcı olmak hatta hiç aklınızda yoksa bile kafanıza bir soru işareti atıp ufkunuzu genişletmek. Bana ait olan yazılar italik ve benim fotoğraflarımın en başında “J*” göreceksiniz.Çekimler Canon EOS 60D ile yapıldı. Soracağınız soruları Mr. Skywalker ile birlikte içtenlikle cevaplamaya çalışacağız. Umarım zevk alarak okursunuz.

1.Kısım/New York Genel

2.Kısım/Nereler Gezilir, Ünlü Mekanlar

3.Kısım/Nerede Ne Yenir

4.Kısım/Yaptığım Geziler

5.Kısım/Etkinlikler

6.Kısım/Amerikan İnsanları, Hayat Koşulları

7.Kısım/Maliyet, Ortalama Giderler

8.Kısım/Şehirde Nelere Dikkat Edilmeli, Nerelerden Uzak Durulmalı

9.Kısım/Neyle Gittim, Ne Amaçla Gittim

10.Kısım/Ulaşım

11.Kısım/Gidecek Olanlara Tavsiyeler

1.Kısım/New York Genel
New York hakkında bilgi vererek başlamak istedim, hepimizin yanlış bildiği bir şey var, New York ABD’nin 50 eyaletinden biridir, bahsettiğimiz şehir New York City’dir. NYC 5 ilçeden oluşur, bunlar: Manhattan, Bronx, Brooklyn, Queens ve Staten Island’dır. Herkesin bildiği gökdelenler, Central Park ve pek çok turistik mekan Manhattan adasındadır.Manhattan alışana çok basit gelir, sağdan sola caddeler (Avenue) küçülür 3-2-1st avenue gibi, aşağıdan yukarıya ise sokak numaraları (street) büyür.New York’a geldiğinizde yapmanız gereken ilk şey kesinlikle ayrıntılı bir NYC rehberi edinmektir, harita okumayı biliyorsanız her yere gidebilirsiniz, daha önce de söylediğim gibi şehirdeki ulaşım sistemi inanılmaz basit ve kullanışlıdır.6 ay kalmama rağmen ben bile halen hangi yön downtown hangi yön uptown öğrenemedim fakat bunu bilmenin en pratik yolu Manhattan adasının neredeyse her yerinden görülebilen Empire State binasına bakmaktır.Binayı arkanıza alırsanız uptown’a önünüze alırsanız da downtown’a inersiniz.

New York hakkında söylenecek ilk kelime “metropolitan” olmalıdır. 20 milyona dayanmış nüfusu dünyanın her köşesinden her milletten insan ile New York birçok insana göre dünyanın 1 numaralı şehri. Manhattan tam anlamıyla bir şehircilik harikası, birbirini 90º kesen caddeler (Avenue) ve sokaklar (street) yol bulurken işinizi çok kolaylaştırmaktadır. Gezilecek yerler genel olarak Manhattandadır bu yüzden yazıda Manhattan eksenli gidecek ancak özellikle ben Brooklynde kaldığım için bende ayrı bir yeri vardır ve ilerde değineceğim. Manhattan, Bronx, Brooklyn, Queens aynı eyaletin ilçeleri olmalarına rağmen yaşayan kültürlerin yoğunlukları farklı olduğu için karakteristiklerinin de farklı olması kaçınılmaz.

Eğer Türkiye’den bir rehber alıp gidecekseniz bunu kesinlikle tavsiye edebilirim.

2.Kısım/Nereler Gezilir, Ünlü Mekanlar
NYC’de yüzlerce turistik mekan vardır, bunlar ne saymakla ne de gezmekle biter. Çoğunuzun bildiği başlıca turistik yerler

Times Square
Central Park
Brooklyn Bridge
Statue of Liberty
Empire State Building

Bunların dışında herkesin bilmediği fakat gezilip görülmesi gereken diğer mekanlar

One World Trade Center
Manhattan Bridge
Grand Central Terminal
Chrysler Binası
Wall Street
Little Italy
Chinatown
Pier17
Coney Island
Roosevelt Island
SoHo
5th Avenue
Metropolitan Museum
MoMa
Ellis Island
9/11 Memorial
Top of the Rock
Flatiron Building
New York Public Library
The High Line
5 Pointz
Madison Square Garden

ve unuttuğum onlarcası.

Times Meydanı
Times meydanı, 13 cadde uzunluğunda, Manhattan’ın Midtown bölgesinde bulunan belki de NYC’nin en ünlü turistik mekanıdır. Bir ucunda m&m’s world diğer ucunda Hard Rock Cafe bulunur ve tabiki Times’ı Times yapan ışıklı tabelalar.Times Meydanında ne yapılır sorusunun bir cevabı yoktur, bir süre sonra eski ihtişamını kaybeder hatta gitmek dahi istemezsiniz, yolunuz düşerse kesinlikle m&m’s world’e gidip bedava m&m’s yiyin, yakalanmadığınız sürece bedava.

Times meydanı günümüzün reklam anlayışı sayesinde Amerikanın hatta dünyanın en ünlü mekanlarından biri haline geldi. Renkli neon tabelalar, billboardlar, reklam afişleri ve hergün ziyaret eden binlerce insan ile Times meydanı en çok zevk alacağınız yerlerden biri. Times Toys”R”Us ve Mc Donald’s mutlaka içine girilip alışveriş yapılmasa bile görülmesi gereken yerlerden. Özellikle Toys”R”Us’ta çok zevkli zaman geçirebilirsiniz. O dönemin temasına göre çok güzel bir hal alabilir. (Ben gittiğimde The Avengers yeni vizyona girmişti.) Times’ın kalabalığından sıkıldığınız anda hemen yakındaki Bryant Parkta 1-2 serin serin saat oturup dinlenmenizi tavsiye ederim.

Times Meydanından Fotoğraflar








J*








Central Park
Central Park şehrin göbeğinde bir ucu Midtown’a diğer ucu Harlem’e uzanan, içinde çok rahat kaybolabileceğiniz, gündüz vakti aşırı güvenli fakat gece vakti bir o kadar tehlikeli bir mekandır. Uzunluğu 4 km ve genişliği 1 km’dir, park hafta sonları New Yorkluların akınına uğrar sevgilisini koluna takan parka yürüyüşe çıkar. Parkın büyük bir kısmında bisiklet yolu vardır ayrıca parkın bir kısmı taşıt trafiğine açıktır.Her mevsim ayrı güzeldir Central Park, tahminimce özellikle ilkbaharda.Parkın içinde Belvedere Castle ve benim favorim olan Bow Bridge bulunur.Parkın içinde sürüyle sincap vardır, çoğu poz veriyor bol bol sincap fotoğrafı çekin.Ek olarak, sıcak bir dönemde gittiyseniz kesinlikle bir gününüzü bu parka ayırın, gidin piknik yapın, çimlere uzanın insanları izleyin eğer kış döneminde gittiyseniz de kar yağarsa kesinlikle gidin, park beyaza bürünüyor.

Central Park insanoğlunun en muhteşem şehrinin içindeki gerçek bir doğa parkı, irili ufaklı göllere, ormanına ve hatta canlı habitatına sahip. Benim avantajım tam mayısın başında Central Parka gitme şansı bulmamdı ve tam havaların ısındığı insanların güneşe hasret kaldığı bir dönemde en ufak aydınlıkta herkesin bikinilerle şortlarla parka akın etmesi çok ilginçti. Parkın içinde özgürce oturabilir, koşabilir, bisiklet kiralayıp gezintiye çıkılabilir hatta Türk faytoncularla park turu yapabilirsiniz ancak akşam saatlerine çok kalmamakta fayda var.

Central Park’tan Fotoğraflar













J*





Brooklyn Köprüsü
Brooklyn Köprüsü, hepsinin içinden en sevdiğim, en fotojenik olanı, en güzeli.Lower Manhattan’ı Brooklyn’e bağlayan bu köprü 1875 yılında inşa edilmiş, taşıt, yaya ve bisiklet trafiğine açık.Köprünün üstünden Özgürlük Anıtı, New York Skyline ve Manhattan Köprüsü çok rahat görülebilmektedir.Köprü gece ayrı güzel gündüz ayrı güzeldir bu yüzden gece de görmenizde fayda var.Brooklyn tarafında köprünün her iki tarafında da park vardır, hava güzelken insanlar burada oturup zaman geçirmeye bayılırlar ki bayılınmayacak gibi değildir manzara.Köprünün Brooklyn tarafında (dumbo) çok ünlü bir dondurmacı ve pizzacı vardır, isimlerini hatırlamasam da kapıdaki kuyruktan kendilerini belli ediyor o mekanlar, kesinlikle yemeden dönmeyin.

Brooklyn Köprüsü ve Brooklyn Heights Manhattan’ı izlemek için en ideal noktalardandır. Tam hava kararmadan önceki saatler fotoğraf çekimi için çok uygundur. Amatör ya da profesyonel çekimlere denk gelme ihtimaliniz oldukça yüksek. Brookyln Köprüsüne yaya olarak veya bisikletle çıkabilirsiniz. Wall street ya da Lower Manhattanda çalışıp Brooklynde yaşayan insanların en gözde ulaşım şekli köprü üzerini bisikletle kullanmak.

Brooklyn Köprüsünden Fotoğraflar










Köprüden Özgürlük Anıtı

Köprüden gece fotoğrafları


Ben bu köprünün fotoğraflarını çekmekten sıkılmadım, umarım siz de bakmaktan sıkılmazsınız.

J*










Özgürlük Anıtı
New York hatta Amerika diyince akla gelen ilk şey. Liberty Island üzerine kurulmuş, yüksekliği 93 metre olan bu anıta ben malesef gidemedim. Sandy Kasırgasından sonra ağır hasar gördü ve halen daha kapalı durumda. Özgürlük anıtını görmek isteyenler Staten Island Ferry’e binip anıtın yakınından geçebilirler veya 28 dolar ödeyerek Water Taxi’ye binip anıtı daha yakından görebilirler.Ben şahsen bedava olan Staten Island Ferry’i tercih ettim.

Ben Sandy’den önce gittiğim için adaya çıkma imkanı buldum. Yüksek güvenlik aşamalarını geçtikten sonra feribot ile önce Staten Island arkasından Ellis Island’a gidiyorsunuz. Ben gittiğim zamanda heykele çıkartmıyorlardı muhtemelen önümüzdeki dönemlerde de güvenlik gerekçeleri ile çıkartmayacaklar. Staten Island’a aç gitmenizi tavsiye edebilirim çünkü kafeteryasında oldukça güzel burgerler ve diğer yemek çeşitleri var.

Özgürlük Anıtının Fotoğrafları


Son fotoğraf, Staten Island Ferry’den çok güzel görülen Skyline’dır.

J*







Empire State Binası
New York’un şimdilik en yüksek binasıdır, 2 tane gözlem katı vardır 86 ve 102.Ben ikisine de çıktım ve toplamda 45 dolar ödedim ama her kuruşuna değdi diyebilirim. Binanın kendisi çirkin olsa da manzarası muhteşem ötesi güzelliktedir. Açık bir havada binadan, 80 mil mesafedeki beş ABD eyaletine bakılabilir. Bunlar, New York, New Jersey, Pensilvanya, Connecticut ve Massachusetts’dir. Bana göre binanın en güzel kısmı antenidir, bina neredeyse şehrin her yerinden görülebilmektedir.

Şahsen Empire State Building’e 2 nedenden dolayı çıkmadım, fiyatlar oldukça yüksek ve Empire’ı New York’a tekrar gelme bahanesi olarak saklamak istedim. Zaten binanın muhteşemliği New York’un her yerinden belli oluyor.

Empire State Binasından Fotoğraflar
Top of the Rock’dan çekilen kareler


Empire State’in 86 ve 102. katından fotoğraflar








Uzak mesafeden Empire State

J*

Özgürlük Kulesi
11 Eylül saldırılarından sonra yapılan, henüz bitmemiş fakat bittiğinde anteniyle birlikte 546 metre yüksekliğine ulaşacak olan ve Lower Manhattan’da bulunan çirkinlik abidesi. Nasıl böyle çirkin bir bina yapabilirler aklım ermiyor.

Özgürlük kulesi, meşhur ikiz kulelerin yerine yapılan 7 kuleli yeni dünya ticaret merkezini kompleksinin en büyük binasıdır. Ben oradayken cam takımı devam ediyordu. 2013 yılı içinde tamamlanacağı öngörülüyor. Kişisel görüşüm bina güzel ancak tercih yapmak zorunda kalsaydım eski ikiz kuleleri tercih ederdim.

Özgürlük Kulesinin Fotoğrafları

J*


Manhattan Köprüsü
Brooklyn Köprüsünün yanında bulunan, taşıt, tren ve yaya yolu bulunan demir yığını. Güzel bir köprüdür fakat güzelliği Brooklyn Köprüsünün gölgesinde kalmaktadır.

Manhattan köprüsü Brooklyn ve Manhattan’ı bağlayan metro raylarını taşır. Brooklyn köprüsünden çirkin ve daha az popüler olsada daha işlevsel olduğu tartışılmaz. 1 ayda 30-40 kere geçtiğim için bende ayrı bir yeri vardır.

Manhattan Köprüsünün Fotoğrafları

J*

Grand Central Terminali
GCT Metro North trenlerine hizmet vermektedir ve ABD’nin en ünlü tren istasyonudur, pek çok filmde illaki görmüşsünüzdür bu mekanı. Bu sene 100. yaşını kutluyor.

Oldukça meşhurdur. New York’un tren garıdır. Etrafta acele acele hareket eden iş adamlarını görmek mümkündür.

Grand Central Terminalinden Fotoğraflar


Chrysler Binası
Chrysler Binası kuşkusuz NYC’deki en güzel gökdelendir. Genelde Empire State ile karıştırırlar fakat görünüş olarak Empire State binasından kat kat güzeldir, yüksekliğin her şey olmadığını gösterir. Grand Central’in yaklaşık 150 metre yakınındadır. Ofis binası olarak kullanılmaktadır.

Chrysler Building New York’un imza binalarından biridir. Spider-man’i bu binaya tırmanırken görebilirsiniz.

Chrysler Binasının Fotoğrafları

Wall Street
Lower Manhattanda bulunan, şehrin hatta dünyanın finans merkezidir. Abd’nin önde gelen finans kuruluşlarının merkezleri bu sokaktadır.

Wall St. Dünya kapitalizminin başkenti ve aklınıza gelebilecek bütün büyük firmaların bu bölgede ofisi hatta bazılarının kendi binaları vardır. New York Stock Exchange ve NASDAQ gibi dünya finans oluşumları burada yer alır. Bu bölgede çıkabilecek en küçük dedikodu yarın içeceğiniz kolanın fiyatını etkileyebilir.

Wall Street’den Fotoğraflar


J*




Little Italy
Lower Manhattanda bulunan, içinde pek çok italyan restoranı barındıran, fazla bir esprisi olmayan bölge. Fotoğraf eklemeyeceğim, bölgenin tamamı italyan bayrağı asılı binalardan oluşmakta.

Adından da anlaşılabileceği üzere küçük İtalyadır. Bu bölgede birçok restoran vardır.

Chinatown
Çinlilerden nefret eden biri olarak ne zaman buraya yolum düşse küfür ede ede giderdim. Açık marketler var leş gibi kokuyorlar, hele balık tezgahlarına 100 metreden fazla yaklaşmayın.Genelde tabelaların tamamı çincedir bu yüzden kendinizi çinde hissedebilirsiniz.Yoldan geçenlerin de çok büyük bir kısmı çinlidir, bir şey sormaya kalkmayın beyefendiler ingilizce öğrenme zahmetine bile girmiyorlar, size çince cevap verirler.

Chinatown doğru zamanda doğru yerde olursanız ihtiyaçlarınızı ucuz yoldan karşılayabileceğiniz bir bölge. Giysi, yiyecek, hatta elektronik ürünleri(dikkatli olmak gerekli) ucuza bulmak mümkün. Eğer New Yorka giderseniz çinlilere ve diğer milletlere katlanmayı öğrenmek zorundasınız.

Pier 17
3. katından Brooklyn köprüsü’nün görülebildiği ve içerisinde restoranlar barındıran, South Street Seaportta bulunan birkaç iskeleden biri.

Pier 17 New Yorkun en meşhur iskelelerinden birisi ve içindeki mağazalar, barlar ve restoranlarla tam bir alışveriş merkezi. İskele girişindeki seyyar satıcılarda Türklerle muhabbet edebilirsiniz. Pier 17 den Brooklyn köprüsü manzarası şahanedir.

Pier 17’den Fotoğraflar


J*




Coney Adası
İçinde Brighton Beach ve bir de eğlence parkı bulunduran, Brooklyn’de bulunan bir yarımada. Gitmenizi tavsiye ederim, ben Sandy kasırgasından sonra gittiğim için her yer kapalıydı malesef.

Ben zamanınımın çoğunu Manhattan ve Brighton Beach’de geçirdiğim için çok severim. Brighton Beach Rus yoğunluğu olan ve yiyecek içecek ihtiyaçlarınızı ucuza temin edebileceğiniz bir bölgedir. Beach yazları denize girmek için gelen insanların akınına uğruyormuş ve çok canlı oluyormuş. Ne yazık ki denk gelemedim.

Coney Adasından Fotoğraflar






J*


Roosevelt Adası
Manhattan’ın yanında bulunan ince uzun bir ada, gidilirse sadece Smallpox Hastanesinin kalıntılarını görmek için gidilir.

Roosevelt Adasından Fotoğraflar


J*

SoHo
Lower Manhattan’da bulunan, alışveriş için ideal bir bölge. Pahalı markaların ürünlerini indirim sezonunda çok düşük fiyatlara alabilirsiniz.

5. Cadde
New York’un en pahalı caddesi. Armani, Gucci, Rolex, Bvlgari ve bilumum diğer lüks markalar sıra sıra dizilmişler, cam girişli apple store’da 5. Cadde’de bulunuyor.

5. Cadde’den Fotoğraflar

J*

Metropolitan Müzesi
Müze meraklısıysanız kesinlikle gidip görmelisiniz, giriş ücretini siz belirliyorsunuz sakın benim gibi cimrilik yapıp 5 cent vermeyin, dik dik bakıyorlar.

Metropolitan müzesi Amerikan Medeniyetinin dünyayı nasıl parça parça Amerikaya taşıdığının kanıtı. Müzede Mısır uygarlığından, Okyanusya’ya kadar dünyanın her köşesinden eserler mevcut. Kesinlikle ama kesinlikle görülmesi gerek.

Metropolitan Müzesinden Fotoğraflar
J*






MoMa
MET kadar olmasa da gayet büyük bir müze, cuma günleri öğleden sonra 4 ile akşam 8 arası bedava (normalde 25 dolar) Şu sıralar Scream tablosuna ev sahipliği yapıyor.

Ellis Adası
Ellis Adası, 1 Ocak 1892 ile 12 Kasım 1954 tarihleri arasında, New York’a gelen yeni göçmenler için bir transit merkezi olarak hizmet vermiştir. Sandy kasırgası nedeniyle kapalı olduğu için burayı da göremedim ne yazık ki.

Ellis Island ilk dönemlerde gelen göçmenlerin sağlık kontrollerinin ve işlemlerini yapıldığı giriş noktası olarak kullanılmış ancak göçmen prosedürleri değiştikten sonra müzeye çevrilmiş ve atmosfer korunmuş. Oradayken Amerika’ya girmeye çalışan ve hayatlarının nasıl değişeceği hakkında hiçbir fikri olmayan insanların neler hissettiklerini anlıyorsunuz.

Ellis Adasından Fotoğraflar

J*



9/11 Anıtı
9/11 Memorial veya Ground Zero olarak geçer. Alanda 2 tane dev havuz vardır, bu havuzlar 11 Eylül saldırılarında yıkılan 2 kulenin bulunduğu yerlere yapılmışlardır.Ayrıca havuzların kenarlarında kurbanların isimleri de yazmaktadır.Giriş rezervasyonlu olmak üzere bedavadır.

9/11 Anıtından Fotoğraflar


Top Of the Rock
Rockefeller Center’ın gözlem katıdır, Central Park ve Empire State binası buradan çok güzel görünür. Gidecek olan arkadaşlara tavsiyem akşama kadar binada kalmalarıdır zira akşam vakti Manhattan çok daha güzel görünür.Giriş ücreti 25 dolardır.

Top Of the Rock’dan Fotoğraflar




Flatiron Binası
Kendisi NYC’nin en güzel 2 binasından biridir (1. Chrysler Binası) aynı zamanda NYC’nin ilk ve görüntüsü itibariyle en eşsiz gökdelenidir.

Flatiron gerçekten enteresan ve bir o kadarda güzel bir tasarıma sahip bir bina. Hemen önündeki parka oturup binayı izlemek çok güzel olacaktır. Ayrıca Spider-man serilerinde binayı Daily Bugle binası olarak görmek mümkün.

Flatiron Binasından Fotoğraflar


J*

New York Halk Kütüphanesi
Dışı güzel, içi sıkıcı ABD’nin en büyük 3. kütüphanesidir. İçinde fotoğraf çekmek pek çok kısım için yasaktır.

The High Line
High Line Chelsea bölgesinde bulunan yükseltilmiş demir yolu hattının parka dönüştürülmesiyle oluşturulmuş, bana göre New York’un en enteresan parkıdır. Parkın içinde 1930’lu yıllardan kalma demiryolu hattı bulunur.

The High Line’dan Fotoğraflar


5 Pointz
5 Pointz, Queens’de bulunan birkaç binanın oluşturduğu ufak bir bölgeye verilen isimdir. Bu bölgede graffiti’den başka pek bir şey göremezsiniz.Binaların şu sıralar yıkılması gündemde, eğer yıkarlarsa çok yazık ederler.

5 Pointz’den Fotoğraflar





Madison Square Garden
NY Knicks dahil pek çok takıma ve oyuna ev sahipliği yapan dev basketbol sahası.

Madison Square Garden’dan Fotoğraflar

J*


3.Kısım/Nerede Ne Yenir
Manhattan’da genelde her köşe başında Mc Donald’s, Subway ve Starbucks vardır. Ben daha ucuzuna bakmıştım derseniz 2 dolara sokak satıcılarından hot dog alabilirsiniz, falafel ve gyro da güzeldir. Satıcılar genelde müslüman oldukları için din kardeşi ayağına indirim isteyebilirsiniz, tutarsa paranızın bir kısmı cebinizde kalmış olur. İllaki Türk yemeği yemek isterseniz de Ali Baba ve ABA restoran var, ikisi de çok lezzetli Türk yemekleri yapıyorlar fakat fiyatlar ortalama 15 dolar ne yazık ki. Şehirdeki en güzel hamburgeri Friday’s yapıyor, en azından ben öyle düşünüyorum.20 dolar vermiştim hamburger ve patates kızartmasına fakat tadı hala damağımdadır. Hard Rock Cafe’nin hamburgeri sulu ve az pişmiş oluyor, ben sevmiyorum tavsiye de etmiyorum. Pizza yiyecekseniz de Brooklyn Köprüsünün altında ünlü bir pizzacı var kesinlikle oranın pizzasını deneyin, medium pizzalar ortalama 20 dolar.
Ben paramın büyük bir kısmını gezmeye ve elektroniğe harcadığım için size yemek konusunda verebileceğim tavsiyeler malesef bu kadar.

Manhattan’da ve Brooklyn’de her bütçeye uygun yiyecek içecek bulmak kolay en lüks restoranlardan tutun seyyar satıcılara kadar her türlü kültürün yiyeceği mevcut. Mc Donald’s, Subway, Burger King’den bahsetmek gerekirse kesinlikler BKlardan uzak durun kalite çok düşük. Mc Donald’s, Subway daha tercih edilebilir mekanlar ama fiyatlar tahmin edebileceğiniz gibi çokta ucuz değil. Bunların yerine sokak satıcılarında, kıyıda köşede kalmış burgercılarda hem daha uygun hem de daha lezzetli alternatifler bulabilirsiniz. Pizza konusuna gelirsek yine Türkiye’dekinin aksine Dominoslarda iş yok, yerine Papa John’s ve Pizza Hut tercih edilmeli. Abur cubur dünyası derya deniz burada anlatmaya gücüm yetmez en iyisi gidip herhangi bir süpermarkette mavi ekran vermeniz olacaktır. Hepsini almak isteyip alamamak çok acı.
Brighton Beachteki Taci’s Beyti en iyi Türk restoranlarından birisi giderseniz beyti ve ciğer yemenizi tavsiye ederim. Onun dışında uzak doğu kültürü çok baskın her yerde güzel çin, thai ve hint yemeği bulabilirsiniz. Dunkin Donuttan bir donut mutlaka yiyn ama Amerikanın obezite sorununun nedenlerinden biri de kalori bombası olan donut.

İçecek olarak Snapple ve Gatorade öneririm.

J*


4.Kısım/Yaptığım Geziler
ABD’de bulunduğum 6 ay boyunca 2 defa geziye gittim. İlki Washington D.C, Philadelphia, Baltimore turu, ikincisi ise Niagara Şelalesi turuydu, bu iki tur hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum.

Washington D.C, Philadelphia, Baltimore
1 gece, 2 günlük bir geziydi. Manhattan’dan sabah erken saatlerde yola çıktık ve ilk olarak Philadelphia’ya uğradık. ABD’nin kurulduğu binayı ve Özgürlük Çanı’nı gördük, küçük bir yerdi ve yarım saatimizi dahi almadı, ardından Washington D.C ye ulaştık, ilk önce Thomas Jefferson Anıtı, ardından Lincoln anıtı ve Kore Savaşı Anıtı’na gittik. Hava karardığında bizi Beyaz Saray’a götürdüler. Ne yazık ki Beyaz Saray’ı sadece uzaktan görebildik, tur firmasına halen daha lanet ederim bu sebepten dolayı.Ertesi gün ise US Capitol binasına gittik ve New York’a doğru yola çıktık.Yol üstünde Baltimore’da yaklaşık 1 saatlik bir mola verdik ve Baltimore’u da görmüş olduk.

Fotoğraflar
Philadelphia, Independence Hall

Thomas Jefferson Memorial

Lincoln Memorial

Korean War Memorial

Washington Monuement

U.S. Capitol


Baltimore

Niagara Şelalesi
1 gece, 2 günlük bir geziydi bu da. Manhattan’dan 9 gibi çıktık ve anca akşam 9 gibi şelaleye varabildik, yol çok yordu diyebilirim. Önce akşam gördük şelaleyi, ertesi gün tekrar geldik bu sefer daha ayrıntılı gezdim fakat kışın gittiğimiz için hem çok üşüdük zira hava -16 dereceydi hem de şelaleye yakın pek çok gözlem noktası kardan dolayı kapalıydı. Zorunda değilseniz kışın değil bahar aylarında gidin derim.

Fotoğraflar




Kanada tarafı

Gözlem katından şelaleler

5.Kısım/Etkinlikler
ABD’de bulunduğum 6 ay boyunca pek çok önemli etkinlikte bulundum. Bunları kronolojik sıraya göre saymak gerekirse;

-Sandy Kasırgası
-Macy’s Şükran Günü Geçit Töreni
-Yeni Yıl Kutlamaları
-Rockefeller Center Yılbaşı Ağacı
-NBA Maçı

Sandy Kasırgasıyla başlayayım, doğal olarak gördüğüm ilk kasırgaydı diyebilirim. Bulunduğumuz ilçede elektrik 10 gün süreyle kesildi yine aynı süre boyunca ilçenin suyu da yoktu. Binlerce ağaç devrildi fakat evlerde hasar yoktu. Asıl fatura New Jersey ve Manhattan’a kesilmişti, halen daha kasırganın verdiği zarardan dolayı kapalı olan binlerce işyeri var. Ben Kasırgadan sonra 4 defa gönüllü olarak afet bölgesine yardıma gittik, kapı kapı yiyecek ve temizlik malzemeleri dağıttık, belki de binlerce kişiden iyi dilek aldık, en güzeli de buydu. Kendimle gurur duydum diyebilirim.

Sandy Kasırgasından Fotoğraflar




Macy’s şükran günü geçit töreni (Macy’s Thanksgiving Day Parade) 1924’den beri geleneksel olarak her yıl 22 Kasımda yapılan, metrelerce yükseklikteki yüzlerce balonun, onlarca ünlünün ve Dünyanın her yerinden gelen dans grupları, öğrenci toplulukları ve gösteri gruplarının katıldığı bir geçit törenidir. Önden izlemek istiyorsanız sabah 5-6 arası yerinizi alsanız iyi olur.

Macy’s Şükran Günü Geçit Töreninden Fotoğraflar



Eğer ki yılbaşı zamanında New Yorktaysanız yılbaşı gecesi için tek adres Times Meydanıdır. Öğlen 11’de insanları almaya başlarlar, önce sıkı bir güvenlik taramasından geçersiniz sonra da alana girersiniz.Ne yazık ki alanda tuvalet yok, gece 12’ye kadar beklemek zorundasınız, ayrıca alana içki sokulması yasak ki zaten New Yorkta açık alanlarda içki içmek de yasak.Kutlamalar boyunca pek çok ünlü sanatçı şarkı söylüyor, bu sene Psy, Taylor Swift, Train ve adını bilmediğim birkaç grup daha vardı.Atmosfere gelecek olursak, kesinlikle 12 saat beklediğinize değiyor, ben böyle bir şey görmedim hayatım boyunca.Konfetiler uçuşuyor, fonda Sinatra çalıyor…Adamı New York’a bir defa daha aşık eder.

Her yıl christmas zamanında Rockefeller Center’da kurulan metrelerce yükseklikteki bu ağaç muhtemelen görüp görebileceğiniz en yüksek ve en parlak yılbaşı ağacı olacaktır.

Rockefeller Center Yılbaşı Ağacının Fotoğrafları

Her zaman gitmek istemiştim herhangi bir NBA maçına. Orlando Magic NY Knicks maçına gittim, bilete 75 dolar ödedim fakat kuruşu kuruşuna değdi.Maç kısır olmasına rağmen çok eğlendim, atmosfer muhteşemdi.Tek kötü yanı orada herkesin bira içiyor olmasıydı, kültür gibi birşey fakat ben yaşımdan dolayı bira alamadım.

Bende her zaman gitmek istemiştim ama Play-off dönemine denk geldiğimden dolayı en kötü yerdeki biletler bile 250 dolardan başladığı için yapılacaklar listesine girmeye hak kazandı.

Orlando Magic NY Knicks Maçından Fotoğraflar


6.Kısım/Amerikan İnsanları, Hayat Koşulları
Amerikan yerlileri için kısaca saf, yardımsever ve saygılı diyebilirim, göçmenleri kesinlikle dahil etmiyorum. İyi bir hayat sürmeleri için çok çalışmaları gerekiyor, genelde emekli olduktan sonra da çalışmaya devam ediyorlar fakat gayet de lüks yaşıyorlar diyebilirim. Gördüğüm kadarıyla işini yapan birine kimse karışmıyor, koskoca profesör okula yarım aldığı sakalıyla gelebiliyor fakat kimse ona çıkıp bu kılığın ne demiyor veya trende biletinizi kontrol eden elemanın rasta saçları ve kulağındaki 4,5 tane küpesiyle çalıştığını görebiliyorsunuz. Kısacası dediğim gibi, işini yapıyorsan kimse kimseye karışmıyor. Son olarak eklemek istiyorum, hayat NY’da çok pahalı.

Öncelikle Amerikan halkı ile onlarla tam anlamıyla karışmayı başaramamış göçmen kısmını karıştırmamak gerek. Almanya’daki Türklerin yaptığı gibi bazı bölgelerde sadece Hintliler, bazı bölgelerde sadece Çinliler, bazı bölgelerde sadece Ruslar yaşıyor doğal olarak kültürlerini devam ettiriyorlar ve emin olun içlerinde İngilizce bilmeyen insanlar var. Texastaki, Minnesotadaki Amerikan Rüyasındaki insanlar hakkında yorumu şu anda yapamıyorum umarım ilerde yapabilecek gözlemlerim olur. Genel olarak insanlar rahat diyebilirim, gerçekten sınırları zorlamadığınız sürece her şeyi yapabilirsiniz ve kimse size karışmaz. Bunu gelişmişliğin bir parçası olarak görüyorum.

7.Kısım/Maliyet, Ortalama Giderler
Manhattan’da oturmak istiyorsanız aylık en azından 1500 doları gözden çıkartmanız gerekmektedir, o da en iyimser tahminle. Genellikle oda fiyatları 1000 dolardan başlıyor, ev fiyatlarını bilmiyorum fakat çok uçuk olduklarını duymuştum. Manhattan’a her gidişiniz ortalama 20 dolara mal olacaktır, her öğün yemek ortalama 6-7 dolardır.

Kendi maliyet tablomdan bahsetmek gerekirse;
*Okul 13.500 Dolar (6 aylık okul, 2 öğün yemek ve barınma dahil)
*Uçak bileti 700 Dolar
*Vize masrafları 350 Dolar
*Havaalanı transfer 150 Dolar
*Aylık ortalama gider 800 Dolar

New York’ta yaşamak ve turist olarak gitmek çok farklı şeyler. Ben kendi adıma ay orada yaşadım diyebilirim çünkü otelde kalmadım hatta çoğu zaman kendi yemeğimi yaptım. Manhattanda belli bir statüye ulaşmadan yaşamak gerçekten zor kiralar çok yüksek, onun yerine başlangıç olarak çevre bölgeler tercih edilebilir mesela Brooklynde 2 oda 0 salon bi evi 700 dolar civarlarına kiralayabilirsiniz. Nereden alışveriş yaptığınıza bağlı olarak yeme içme malzemeleri (özellikle et, sebze ve meyve) gayet ucuz diyebilirim. Benzin Türkiye’deki fiyatının yarısı araba fiyatları yarısından da az ama New Yorkta yaşayan birisi için ne kadar gerekli olur tartışılır. Metro sistemi çok gelişmiş 1 aylık sınırsız binim 150 dolar.
Türkiye fiyatlarını baz alırsak aynı paraya elektronik ihtiyaçlarınız karşıladıktan sonra üstüne buzdolabınızı ve gardolabınızı doldurabilirsiniz.

8.Kısım/Şehirde Nelere Dikkat Edilmeli, Nerelerden Uzak Durulmalı
Favori bölümüm bu bölüm zira ben gitmeden önce New York’a gidiyorum diye konu açtığımda atıp tutan, 2 cüzdan taşı önünü keserlerse boş olanı ver kaç, aman şu mahalleye tankla bile girme, şurada dolaşma bundan uzak dur diyen oldu. Kendimden çok emin bir şekilde söylüyorum ki gündüz vakti NYC’den daha güvenli bir şehir yoktur dünya üzerinde. Her yer polis kaynıyor, göremediklerimiz de cabası. Öğretmenlerimiz şehirde pek çok sivil FBI ve Gizli Servis ajanı olduğunu, sürekli izlendiğimizi ve her an güvende olduğumuzu söylemişlerdi ki haklılarmış.6 ay boyunca başıma hiçbir şey gelmedi.İşin püf noktası gece gezmemekte.Siz şimdi gece Brooklyn’i gezelim bakalım neler varmış derseniz muhtemelen ücra bir sokakta telefonu, cüzdanı kaptırırsınız.Aynı şey Central Park ve Harlem için de geçerli.Gece vakti hiçbir yer güvensiz demiyorum fakat mecbur kalmadıkça gece gezmeyin, gece gezecekseniz bilinen yerlere gidin (Times Sq, Brooklyn Br.) gibi.Metrolarda eliniz cebinizde olsun, o kalabalıkta her türlü şey olabilir, önlem almakta fayda var.Gece bir yere gitmeden önce Google’dan o yerin güvenlik haritasına bakın, gereksiz risk almayın.Son olarak, sokakta cd satmaya çalışan zencilerle asla konuşmayın, 70 dolara zorla cd almak zorunda kalan birini tanıyorum.

Güvenlik konusunda hiçbir sıkıntı çekmedim hava karardıktan sonra eve girdiğimde oldu akşam Brooklyn Heigtsten metroya 1 km yürüdüğümde. Genel olarak güvenli olduğunu söyleyebiliriz ama tabi ki aşırı kalabalık bir şehirde olduğunuzu her an her şey olabileceğini unutmamanızda fayda var.

9.Kısım/Neyle Gittim, Ne Amaçla Gittim
New York’a EF firmasıyla İngilizcemi geliştirme ve akademik İngilizce öğrenme amacıyla gittim, toplamda 6 ay kaldım. EF’i kesinlikle tavsiye etmiyorum.Eğer ki çöpe atacak paranız varsa EF ile gidersiniz, evet eğitimleri iyi fakat barınma ve yemek konusunda daha aşmaları gereken çok uzun yollar var.

Beni amacım kısa bir gezi yapmak ve ufkumu genişletmekti. Çocukluğumdan beri hep meraklıyımdır. IELTS ile hazırlığı geçtikten sonra boşa çıktım ve bu zamanı değerlendirip 10 yıldır orada yaşayan kuzenimi ziyarete gittim. Çokta güzel oldu ilerdeki bütün planlarım Amerikaya dayalı Phd programlarına başvurmayı düşünüyorum.

10.Kısım/Ulaşım
NYC’de belli başlı 3 ulaşım şekli vardır. Metro, otobüs ve taksi.Tek başına metro yeterli olacaktır zira şehirde yüzlerce metro istasyonu var.Tek kullanımlık metro cardlar 2.75 dolar, eğer doldurulabilir metro card alırsanız 2.50 dolara geliyor.Metro istasyonundan çıkmadığınız sürece şehrin bir ucundan diğer ucuna aktarma yapa yapa sadece tek fiyata gidebilirsiniz, metro bana fiyat olarak çok makul geldi.Bunların dışında otobüsler de metro card kabul ediyorlar, onların fiyatı da metro fiyatlarıyla aynı, 2.50 dolar.Son olarak, NY metrosuyla ilgili app’ler var, onları indirmeniz sizin yararınıza olacaktır.

Sadce metro yeterli maceraya gerek yok 150 dolara aylık sınırsız biniş alabilirsiniz.

11.Kısım/Gidecek Olanlara Tavsiyeler
New York’a gidecek olan arkadaşlar, eğer kısa bir zaman için gidiyorsanız City Pass almanızı öneririm, ayrıntılı bilgiyi Google’dan edinebilirsiniz. Şehirde geçireceğiniz her anın tadını çıkarın, bu fırsat herkesin eline geçmez.Paranıza sahip çıkın, bir sorun yaşarsanız polise gitmekten çekinmeyin, polisin görevi size yardım etmektir, çekinmenize gerek yok.Asla kavga etmeyin, asla ilk hamleyi yapan siz olmayın.Amerikalılar polisten korkarlar, baş edemeyecek olursanız polisi aramakla tehdit edin hatta arayın.Kesinlikle sigorta yaptırın, hastaneler çok pahalıdır.Son olarak, eğer yaşınız 21 değilse size hayatta içki satmazlar, yardırmayın.

Ben bu konuyu yazarken 6 ayı baştan sona tekrar yaşadım, umarım beğenmişsinizdir.Gitmeyi isteyen veya yakında gidecek olan arkadaşlara yardımcı olabildiğimi umuyorum, aklınızda herhangi bir soru varsa sormaktan çekinmeyin

Dünyanın başkenti, eğer bir gün elinize gitmek için fırsat geçerse kesinlikle kaçırmayın gidin. İyi bir planlama ile çok zevk alıp az para harcayacağınız geziler yapabilirsiniz
İlerde New Yorkdaki üniversitelerle ilgili bilgilerde vereceğim.

İngiltere’de kızlarla aynı evde yaşamak


Olaylar benim başımdan geçmedi ama 1. ağızdan anlatıyorum. Biraz uzun ama okuduğunuza değecek.

Geçen yıl aslında herkesin yaşamak istediği bir olay yaşadım. Ama göründüğü kadar da istenecek olmadığını yazdıklarımı okuduktan sonra anlayacaksınız.
Ab projeleri vardır. Bazı öğrencileri yurtdışı ücretsiz olarak götürürler. Dil gelişimi açısından. Ben ve bir arkadaş daha bu proje kapsamında uzun süreli bir gezi için yurt dışına gittik. Benim gittiğim evde Polonya , İspanya , İtalya, Fransız , Macaristan dan toplam 5 kız daha vardı.
Anlatayım,

Eve ilk gittiğimde bizim için yapılan karşılama, hazırladıkları yemekler ve welcome party hakikaten “ben neymişim” derecesinde muazzamdı. Zaten benim yüzüm ilk ay boyunca jokerden daha fazla sırıtır haldeydi, hatta ilk gün, yurtdışında yaşama hayalime attığım adıma mı, her erkeğin hayalindeki ortamıma mı, yoksa gösterilen ilgiye mi sevineyim derken sevinçten uyuyamadım.
Sabaha karşı artık yol yorgunluğundan ve eğlenceden olsa gerek sızmışım ve saat 8’de uyandım.
İlk şoku burada yaşadım :
Saat 10’da ofise gideceğimizi söylediklerinden “kızlarla uzun uzun kahvaltı yapar, fikir edinirim iş hakkında” düşüncesiyle odamdan çıktım ve ilk şok! bildiğin ssk kuyruğu gibi banyo kuyruğu var kapımın önümde (odam banyonun yanı). Ama kimse odasına gidip beklemiyor, numaratör olsa sıra alacaklar o derece. insan 8’de sıkışıp saat 9:30’da işer mi? evet, böyle bir evde işer, ilk ders ağırdı, hatta neredeyse hem ıslak hem ağır olacaktı! ilk ders sonucunda bir sene boyunca 7:30’da uyandım.
İkincisi ise şu :
Kızların çok içmelerine müsaade etme!
İtalyan arkadaşın sevgilisi sicilya’da olduğundan ve çok özlediğinden benimle konuşmak, içini dökmek istedi ki çocukla ilk aylarımda tanışmıştım. gerçekten de çok hassas bir kız olduğundan o ağladı, ben dinledim.
Daha sonra sen misin dinleyen? bir kadeh içen, canı sıkkın olan, sevgilisiyle bozuşan, periyodu gelen odama gecenin bir vakti gelip, “ı shouldn’t be here but can we have a little chat, i know you are sleepy but…” diye cümleye başlıyor ve bitmeyen gece başlıyordu.

Arada bizimkilere skype’dan dert yanıyordum,”oğlum idare ediver, sahip çık arkadaşlarına” diyorlardı ama düz matematik bu: kızların ayda bir hafta psikolojisi bozuk, 1 ayda dört hafta var, bizde beş kız! daha bir hafta borçlu çıkıyorum, ben ne halt yiyeyim? (hepsi sırayla olmuyordu tabi, burada mübalağa var)

Türkiye’ye dönmeme üç ay kala yavaş yavaş agresif moda geçmiştim, malum kutsal topraklara geri dönecektim. Bu sebeple çok dertliydim. On numara işler buluyorum, maaşı muhteşem ama work permit alamıyorum, psikoloji resmen dağıldı. ama bizimkiler durur mu, hala canı sıkılan geliyor. En son polonyalı arkadaşa “is this room a church or am i a priest?” dedim, son üç ay kafam acayip rahat gezdim, ne bitmez çilesi varmış şu avrupalı’nın.

üçüncü ders : 3’ten fazla kızla dışarı çıktığında kralsin sanma.
Perşembe akşamları öğrenci gecesi olduğundan içkiler bedava denecek kadar ucuzdu. Her perşembe pub’a, cumartesileri de club tarzı yerlere giderdik ve hep beraber eğlenirdik. Aynı mekana, ikinci, üçüncü kez gittiğimizde tek erkek ben, yanımda beş kız olduğundan vip müşteri tadında ağırlanıyordum. Hatta club barmeniyle baya tanıştık hayatımda hiç içemiyeceğim içkileri içtim.
Yine bir cumartesi günü lava adlı bir club’a gitmiştik. saat gece 12’den sonra, ülke olarak, ayarlar kısmından ahlak mod off u seçtikleri için her şeye müsait bir ortam vardı.

Arkadaşlar pistte dans ederken ben barda “cool” takılıp içkimi içiyordum, biscolata erkeğine benzer, şık giyimli bir eleman geldi ve “hi” dedi, oturdu. Bana içki almak istediğini söyleyince benim iç ses “noluyoruz lan?” dedi. “no thanks” diyorum, “no really, ı insist” diyor. Sonra düşündüm, kaçtır geliyoruz, yanımda dünya kadar kız var, hiçbirine sarkmamışım, ev arkadaşı olduğumuzu, aile profilinde takıldığımızı da adam bilmez, kulakta da küpe, “oha, gay profiline uyuyorum” diye kendi kendime extraordinary bir sonuca vardım. bir ara türk kızına bağlayıp “ay buradaki erkekler de çok yapışkan, sokakta yürüyemiyoruz” tribi mi atayım diye kendi kendime dalga geçmişliğim de vardır, erkek asıldı lan! Dünyada 3 milyar kadın var içkimi bir erkek almak istedi, vay arkadaş, iyiki ingiltere’de çöl yok! Neyse adamı tersleyince olay kapandı gitti.

Dördüncü ders: aynı ortamda yaşadığın kız sayısı 2’den fazlaysa ya onların yaptığı yemekten ye, yada fast food tüket, sakın ve sakın yemek yapmaya kalkma!
Ben peynire bayılırım. o yüzden dolabımda envai çeşit peynir, şarap, bira ve buzlukta pizza – balık içeren bir döngüde yaşadım. gelgelelim mutfağa girmek ne mümkün. kızlar sabahtan mutfağa giriyor, sonra geceyarısına kadar ocakta birşeyler kaynıyor, sanarsın kızılay çadırlarının yemekleri bizden gidiyor. güç bela pizzamı italyanın yanından süzülerek mikrodalgada ısıttım, peynirimi macaristan ve ispanya ile omuz omuza mücadele ederek doğradım ve polonya bu işe çok bozuldu çünkü yanlışlıkla buzluktan onun pizzasını almışım. her neyse, bir yemek yiyeceğiz 3.dünya savaşı senaryosu yaşıyoruz.
bahsettiğim banyo kuyruğu ssk kuyruğu ise bu da bağkur kuyruğu, aynı bokun laciverti.

Beşinci ders: tek erkeksen, hem süperman hem spiderman hem de batman’sin, kaçışın yok.
odamda şarap, peynir kombinasyonumu kurmuşum maç izliyorum, banyodan bir çığlık yükseldi, sonra kapım açıldı, macar arkadaş çıplak odamda.(Korkudan napcağını şaşırmış) papağan gibi “spider, spider” deyip banyoyu gösteriyor. Gururum okşanmadı değil, kurtarıcı rolünü aldım, banyonun kapısını yavaşça açıp küvetin içine bir baktım, elimin yarısı büyüklüğünde tarantulavari bir örümcek var cidden. kız yemin ediyorum az tepki vermiş , o gün evdeki tek erkek olduğuma içerlediğim günlerden biri oldu. Çığlığı duyunca tabi tüm kızlar geldi. sıkıysa “ben de korkuyorum” de. mutfağa indim bulabildiğim en uzun sopayı aldım. örümceğin tam altına getirip altından pencereye doğru fırlattım ama çığlıkları duymanız lazım, herkes cem yılmaz’ın tabiriyle “içeri doğru sıçtı” o anda. neyseki pencereyi kapattık ve korku filmi o anda bitti.

diğer kahramanlık öyküm ise hırsızlık üzerine. evimiz üç katlıydı, en alt kat tv odası+mutfak, giriş katında 2 oda, üst katta da(benim kat) 3 oda ve banyo vardı. ben gitmeden önce de mutfak katından iki kez hırsız girmiş, hatta eve ait olan laptopu çalmış.
Bir gece alt kattaki arkadaşlar tıkırtı duymuş, odadan çıkamadıklarından telefon ettiler, “please come here, there’s someone in the kitchen” diyorlar. adam sanki bana geldi.
bir kat indim, kızlar yine toplanmış, birinde oyuncak tabanca vardı, “istersen bunu al korkutursun”dedi. “ya onda gerçeği varsa?” dedim, göz yuvarlakları büyüdü “oh fuck” dedi ama ben o gerilimde bile koptum. örümcekten sonra gerçekten daha rahattım ve aşağı indim, cidden geziniyor birileri. örümcek aşırı sürprizdi çünkü. bu en fazla beni görür, kaçar, bildiğimiz insan dedim içimden ama elimde beyzbol sopası var yine de, (çok adam dövdüm ya). mutfağa yanaştım, ışığı açtım “laan”diye bağırdım, iki kedi geldiği yer olan açık pencereden fırladı kaçtı, kaçarken de masanın üzerindeki iki tabağı alaşağı ettiler. bu sırada sesi duyan kızlardan yine yüksek desibelde çığlıklar aşağı kadar uzandı. tabak kırığını yerden alayım derken de elimi kestim, yukarıdan “are you ok?”diye seslendiler ve iyi olduğumu söyledim, elime bir bıçak alıp kestiğim yerdeki kan gözükecek şekilde yukarı çıktım, kızlar şok. ambulansı arayın, adam yaralı dedim, fransız arkadaş yemedi, gülmeye başladı, italyan arkadaş bir çığlık daha attı, sonra hepimiz bir anda kopunca o da anladı hırsız olmadığını. Çok korkutucu bir o kadarda eğlenceli bir geceydi.

Aklıma gelenler şimdilik bu kadar. Özetle 5 kızla aynı evde kalmak gerçekten kolay değil.
Bir kızı idare edip anlaşmak çok kolay değilken beşi bir yerde ile uğraşmak muazzam sabır istiyor ki çok şükür o bende fazlasıyla vardı. bunda arkadaşlarımın da tatlı ve herşeye rağmen anlayışlı olması kesinlikle çok yardımcı oldu. ama kızların arasındaki çekişmeler, entrikalar ve alınganlıkları anlatmaya kalksam ne sayfalar dayanır ne de yazmaya saatler.

Türk kızlarıyla karşılaştırma yapmadan olmaz, bu bahsettiğim 5 arkadaşın beşi de türk olsaydı eminim o evi 2 ay dolmadan terketmek zorunda kalırdım. birbirini gerçekten arkadaş olarak görüp, olduğu gibi tanıyan ve beğenen insanlar değiliz biz ülke olarak. herşeyde bir etiket arayışı, çekişme mevcut.
orada ise egosuz ve son derece samimi olmalarından dolayı benim de hayatımı kolaylaştırdılar ki önceki kız arkadaşlarımla dahi paylaşamadığım bir çok konuyu onlarla açıkça konuşup hayata geçirebildim.

şimdi biriyle tanışınca doğal olarak ne naza ne de triplere kesinlikle tahammül edemiyorum ve oldukça sahte geliyor davranışlar. Bana katmış olduğu güzelliklerin yanında bu tahammülsüzlüğü de aşılamadı değil…

Merak edenler olur. Gerçekten aile gibi bir ortam vardı. 5 kız dışında orada yaşadığım ilişkiler oldu. Zaten bizim evdekilerle denemeye kalksam birisi ters tepse okulum açsından büyük sıkıntı olurdu.

Sansür sonrası ceza fiyatları


Normal: 500 TL
Asyalı: 250 TL
Rus: 750 TL
Japon: 400TL
Arap: 1000 TL
Amatör : 200 TL
Mature : 800 TL
Hardcore : 2500 TL
Zenci : Eve Haciz + Müebbet

******************************
hepsi toplanıp ıslah ve tedip kamplarına alınacak 3 ay girdiği sitenin ahlak-ı seyyie’sinden mütevvellit nus ile uslandıralacak şayet ıslah olmaz ise kötekleme suretiyle işlediği cürmün karşılığı verilecektir.

*******************************
Mature + Hardcore birlikte izlesek kampanya indirimi olur mu?

*******************************

Lez olursa peki,sorun olmaması lazım aynı cinsler :))

İlginç Resimler


See Paul Nicklen’s photos of the Yukon’s wild beauty. View in web browser.

-

The American Nile

The American Nile
“Restoring freshwater habitats is no longer optional; it’s imperative,” says conservationist Osvel Hinojosa Huerta. See scenes and hear sounds of the Colorado River, one of the most tapped rivers in the world.
Can it be saved?

Snow Leopard Pictures

Snow Leopard Pictures
More than 40 years after National Geographic published the first pictures of snow leopards in the wild, capturing the elusive cats on camera isn’t much easier. Look at rare photos of the animals in northern Pakistan.
See camera trap photos.

Paul Salopek

“Stone Music” in Petra
During part of his Out of Eden Walk through Petra, Jordan, Paul Salopek listened to a sad song played on a Bedouin fiddle—perhaps the oldest stringed instrument in the world.
Hear the song Salopek encountered.

The Largest Space Telescope Ever

The Largest Space Telescope Ever
The James Webb Space Telescope will be even bigger and more powerful than its predecessor, the Hubble Space Telescope—and it will provide the opportunity to see the universe’s very first galaxies.
Learn about the telescope’s goals.

Canada's Wild West

Canada’s Wild West
As prospectors invade the Yukon and threaten the great wilderness, photographer Paul Nicklen captures stunning images that showcase the area’s wild beauty.
Explore Canada’s wildlife.

Enfes Yazı


Sneijder, Her Hafta Daha da Yükselen Performansı Hakkında Konuştu: ”Euro 3 lira oldu diyorum alo…”

Galatasaray’ın Hollandalı yıldızı Wesley Sneijder, son haftalarda hızla yükselen performansı hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Son olarak Bursaspor karşısında takımı adına 3 gol birden kaydeden başarılı oyuncu, son 1 ayda maaşının durduk yere nerdeyse %20 oranında arttığına dikkat çekerken “Euro olmuş 3 Lira, e haliyle insana bir şevk geliyor tabii. Şunu 5 yapın, size Şampiyonlar Ligi’ni getireyim. O kadar net söylüyorum…” sözleriyle de ileriye dönük umut dolu mesajlar verdi.

Takımının 6-0 kazandığı Bursaspor maçında hat trick yaparak bir kez daha dikkatleri üzerine çeken Sneijder, karşılaşma sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Sözlerine Türkiye’de futbol oynamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek başlayan Hollandalı yıldız oyuncu, “Her sabah uyandığımda, tüm mal varlığımı bir de Türk Lirası’na çevirip, öyle hesaplıyorum. İnanın o an hissettiğim mutluluğu size tarif edemem. Oynarken durduk yere maaşımın arttığı ilk kulüpteyim. Türkiye benim adeta 2. vatanım… Hatta ne 2.’si ya? Ana vatanım olsa bu kadar sevmem yemin ediyorum…” derken, mümkünse daha uzun yıllar Galatasaray’a ve Türk futboluna hizmet etmek istediğini ifade etti.

“Ben oynamayayım da kim oynasın?”

Sneijder, takımda özellikle yabancı futbolcular arasında üst düzey bir rekabet olduğunun altını çizerek, oyuncuların bir gün daha Türkiye’de kalıp kur farkından faydalanmak için kıran kırana bir forma savaşı verdiğini söyledi. “Tabii biraz stresli bir ortam. Açıkcası yarın öbür gün beni gönderirler de yerime başkası gelir diye korkmuyorum desem yalan olur. Bir daha nerde bulucam böyle nimeti? Özellikle şu son 1 ayda yatıyorum, kalkıyorum, hanımın 1 aylık masrafı çıkmış olarak uyanıyorum. Ben oynamayayım da kimler oynasın?” diyen tecrübeli futbolcu, Türkiye’deki ortamın Avrupa’da da yankı bulduğunu, bir çok futbolcu arkadaşının ülkemiz hakkında bilgi almaya çalıştığını dile getirdi.

2. golden sonra kulübeye koşup hocasına sarılmasıyla ilgili bir soru üzerine, gülerek yanıt veren Sneijder, “Golden önce kulübeye doğru baktım, hocam elindeki tabelayla Euro’nun 3.10’a ulaştığını işaret etti. O gazla vurdum, iyi de oturdu ayağıma.” derken Mancini’nin oyuna müdahale konusundaki başarısına dikkat çekti. Hollandalı yıldız, bu hareketin kesinlikle eski hocası Fatih Terim’e bir gönderme anlamı taşımadığını da vurgulayarak şöyle devam etti:

“Kur sevinci golle birleşince öyle bir duygu patlaması yaşandı, onu da hocamla paylaştım. Anlık gelişen bir durum, önceden planlanmış bir şey değildi… ‘Fatih Terim döneminde oynamıyordu, Mancini daha farklı rol verdi’ gibi laflar benim de kulağıma geliyor ama açıkçası gülüp geçiyorum. Bakın bakalım Fatih Hoca zamanındaki kura. O tamamiyle hocanın şanssızlığı. Mancini tabii ki değerli bir teknik direktör ama açıkcası biraz da kısmetli bir insan kendisi. Şu an başımızda Yılmaz Vural olsa ben inanıyorum ki yine aynı performansı gösteririm. Futbol biraz da şans oyunu neticede…”

Finans direktöründen övgü dolu sözler

Basın toplantısında hazır bulunan isimlerden Galatasaray Kulübü Finans Direktörü Ali Olguncak ise Hollandalı yıldızdan özgü dolu sözlerle bahsetti. “Ya benim bu kadar param var, Euro 3 kuruş artmış banane demeden her sabah 8’de kalkıp benle beraber ekonomi çalışıyor. Merkez Bankası’nın döviz rezervi, borsadaki yabancıların durumu, türev piyasalardaki fırsatlar… Sorun hepsini takır takır anlatsın” diyen Olguncak, Sneijder’in profesyonelliğiyle tüm kulübe örnek olduğunu ifade etti.

Kur artışındaki yavaşlamanın ilerleyen dönemlerde performansa olumsuz yansıyıp yansımayacağıyla ilgili bir soru üzerine Olguncak’tan izin alarak araya giren Sneijder ise, Türkiye’nin yakın zamanda ödemesi gereken kısa vadeli dış borçların miktarına dikkat çekti. Başarılı oyuncu, merkez bankasının faiz artırma hamlesinin dövizin yükselişini belki bir süre yavaşlatabileceğine ama Fed’in tahvil alımını kısma kararıyla birlikte ekonomideki kırılganlık devam ettiği sürece yabancı sermaye çıkışının süreceğine dikkat çekerken, Sneijder’i gurur dolu gözlerle izleyen Olguncak “ben daha bir şey söylemiycem” demekle yetindi.