Devrim Gibi Buluş


Zeytin, artık dalından toplandıktan 6 saat sonra tuzsuz olarak sofralara hazır hale gelebiliyor.Balıkesir’in Edremit ilçesindeki bir Ar-Ge firması, 1 buçuk yıldır sürdürdüğü, dünyaya örnek olacak projesini tamamladı. Yüksek tansiyon hastaları, artık tuzsuz zeytin ile zeytin özlemini giderebilecek. Taşı su haline getirerek dünya bilimini şaşırtan ve bu çalışmasıyla 2010 yılında bilim dalında Nobel ödülüne aday gösterilen Ar-Ge firması, gerçekleştirdiği bu yeni zeytin işleme metoduyla yine gündeme geldi.
12 milyon verimli zeytin ağacı bulunan Edremit Körfezi’nde ve dünyadaki diğer zeytin üretimi gerçekleşen yerlerde üretilen zeytinler, raf ömürlerinin uzun tutulabilmesi için fazla tuzlanıyor ve tuzdan kaynaklı rahatsızlıkları nedeniyle çok sayıda insan sofralarında zeytine yer veremiyordu. Tuzsuz ve raf ömrü uzun zeytin üretebilmek için uzunca süredir yeni işleme metotları arayan Ar-Ge firması, 1 yıl önce yeni bir yöntem geliştirdi ve istenilen niteliklere sahip zeytin üretimini başardı. Firma, yeni metot ile 6 saatte işlediği zeytinleri normal saklama koşullarında 1 yıl bekletti ve zeytinlerin bozulmadığını ispatlayarak dünya kamuoyuna açıkladı. Yeni metodun geliştirilmesi ise yaklaşık 6 ay zaman aldı.
Ülkedeki bir çok üniversite ile ortak bilimsel çalışmalar yürüterek her türlü bitki özü üretimi gerçekleşen, Türkiye’nin en büyük bitki özü reaktörünün bulunduğu ve İsviçre’ye dahi ilaç ham maddesi ihraç eden Kale Natürel isimli Ar-Ge firması tarafından üretilen zeytinler, Edremit Ziraat Odası’ndan da tam not aldı.

AĞAÇTAN TOPLANAN ZEYTİNLER 6 SAATTE ÜRETİLDİ, 1 YIL BEKLETİLDİ

Talep edilmesi durumunda seri üretime geçmesi için zeytin fabrikalarına da bu metodu gösterebileceğini ve kendilerinden de temin edilebileceğini söyleyen AR-GE firması sahibi, tanınmış Türk kaşif Faruk Durukan, “Bu yeni yöntem sayesinde zeytin 6 saat içerisinde yenebilecek hale geliyor. Tamamen doğal koşullarda yapılıyor bu. İçerisinde hiçbir kimyasal veya sentetik madde kullanılmamakta. Normal zeytin üretiminde, 3 yada genellikle 6 ay gibi bir bekleme süresi gerekli. Ama bu yöntemle bekleme sorunu ortadan kaldırıldı ve 6 saate indirildi. En önemlisi, bu zeytin sıfır tuzlu şekilde üretilebiliyor. 1 yıl da, tuzsuz olmasına rağmen korunabiliyor. Elimde gördüğünüz ürün 1 yıllık bir üründür. Hiçbir bozulma, küflenme olmuyor. Lezzeti de çok güzel ve ilk günkü gibi. Sıfır tuzlu ve 1 yıl bekleyebilen zeytin üretme yöntemimiz dünyada bir ilktir. Zeytin üretiminde dünyada en gelişmiş olan İtalya ve İspanya gibi ülkeler hala daha bunu başarmış değiller. Biz bunu da başarmış bulunuyoruz” dedi.

BU ZEYTİNİN İÇİNDE HİÇBİR KİMYASAL KATKI MADDESİ YOK

Geçtiğimiz aylarda da Türkiye’de ilk kez zeytinli ekmek ve zeytinli simit üretimi gerçekleştiren firma yetkilisi ve yeni zeytin işleme metodunun geliştiricisi Faruk Durukan, “Vücuduna tuz girmesi istenmeyen kişiler çok rahatlıkla artık bu zeytini tüketebilir. Gıda sektöründe, pizza, boğaca vs. gibi üretimlerde tuz oranı armasından dolayı zeytin konulmamaktaydı. Oysa ki, bu zeytin artık çok rahatlıkla ürünlerin içerisinde kullanılabilir. Bu metodun ekonomik değeri de büyüktür. Örneğin bir zeytin üreticisi zeytini topluyor, işliyor ve fermente olması için 6 ay bekletiyor, 6 ay sonra piyasaya sürüyor. Üretici bakımından zeytinin depolarda beklemesi demek, paranın beklemesi demek. Bu durum işletmelere maliyet getiriyordu. Bu durum artık ortadan kalkmış oluyor. Daha da önemlisi, bu zeytinin tamamen doğal olarak üretilmesi ve vücuda zeytinle birlikte hiçbir yabancı maddenin girmemesi” diye konuştu.

‘YENİ METOT HEM ÜRETİCİ HEM DE TÜKETİCİ İÇİN ARTI DEĞER’

3 bin zeytin üreticisinin üye olduğu Edremit Ziraat Odası yetkilileri de yeni zeytin işleme metodunu inceleyerek, buluşun hem üretici, hem de tüketici açısından sevindirici bir haber olduğunu bildirdi. Yeni metot ile üretimi izleyen Edremit Ziraat Odası Başkan Vekili Ali Yılmaz Diker, “Yıllardan beri Faruk Durukan’ın zeytin ile ilgili bilimsel çalışmalarını görmekte ve mutlu olmaktayız. Bunlardan bir tanesi de işte tuzsuz zeytin üretimidir. Bu bizim için çok önemli bir konu. Normalde, özellikle kara zeytin hep tuzla fermente ediliyor. Bu da yüksek tansiyonu olan insanların siyah zeytinden uzaklaşmasına sebep oluyor. 6 saat gibi kısa sürede siyah zeytinin üretilebilmesi ve içinde hiç tuz olmaması tüketici için büyük önem taşıyor. Kısa sürede olması da, üreticinin tarlasından topladığı siyah zeytini çok kısa sürede piyasaya sürmesi, ekonomik değer kazandırması da ayrıca bir önem taşıyor. Bu yeni metot, hem üretici, hep de tüketici için artı değer taşıyor. Kendisini bu çalışmasından dolayı kutluyorum. İnşallah zeytin üreticilerine bir ışık tutar ve bu metot yaygınlaşır” dedi.

‘BU ZEYTİN KAHVALTILARDA İSTENİLDİĞİ KADAR TÜKETİLEBİLİR’

Şifalı bitkiler ve bitkisel ürünler ile ilgili katıldığı TV programlarından tanınan ünlü eczacı Filiz Özler de yeni sistem sayesinde hastalıklar nedeniyle zeytin tüketemeyenlere sevindirici bilgiler verdi. Özler, “Yeni üretilen siyah zeytin hiç tuz içermemekte ve dolayısıyla tuzun zararlarını da hepimiz bilmekteyiz. Zeytinin korunması için üretimde kullanılan tuza ihtiyaç kalmadan üretilen bu zeytinden hepimiz istifade edeceğiz. Sadece kalp, tansiyon, böbrek ve damar hastaları değil, hepimizin kullanması gereken bir ürün. Hiç tuz içermediği için gönül rahatlığıyla sabah kahvaltılarında bu zeytini herkes tüketebilir. Artık zeytin sınırlanmadan yenilebilecek hale geldi. Tuzsuz olması sağlık için çok büyük bir artıdır ve bunu tercih etmek gerekir” diye konuştu.
AR-GE firması yetkilisi Faruk Durukan, 1 yıl bekleterek test ettikleri tuzsuz zeytini saklamaya devam ederek raf ömrünün ne kadar olacağını belirlemeye çalıştıklarını bildirdi. Yeni metottan haberdar olan bölgedeki bazı zeytin fabrikası sahipleri, fabrikalarında bu sistemi uygulayarak tuzsuz zeytini bir an önce tüketiciyle tanıştıracaklarını belirtti.

Reklamlar

Yusuf Halaçoğlu “adamlık” dersi veren kısa fakat esaslı bir konuşma yaptı.


YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Alınganlıkla alakası yok. Şimdi, muhalefetten bahsediyorsunuz, hem muhalefete adam gibi muhalefet etmekten söz ediyorsunuz. Herhâlde muhalefet partisi olarak…
(AK PARTİ sıralarından “’Muhalefet’demedi, ’ana muhalefet’dedi.” sesi)
“Ana muhalefet partisi” desin öyleyse, öyle diyecekse.
Muhalefetten söz ediyorsanız, adam gibi muhalefetten söz ediyorsanız adam gibi iktidar olacaksınız, adam gibi devleti yöneteceksiniz. (MHP ve CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)
Şimdi, Gezi olaylarında ortalık yıkılırken, altüst olurken ülkeyi terk eden bir Başbakan olmayacaksınız, başka ülkelere giden bir Başbakan olmayacaksınız. (MHP sıralarından alkışlar) Meydanlara çıkıp hayalini gerçekmiş gibi anlatan, iki gün sonra da “Hayalimi dile getirdim.” diyen bir Başbakan olmayacaksınız. Efendim, bütün hapishanelerin boşalacağını, dağdan silahlı insanların ineceğini söyleyip sonra “Bu hayalimdir.” diye ortaya çıkmayacaksınız. Millî değerlere saygısı olan bir Başbakan olacaksınız. Yine, Türkiye’yi etnik gruplara ayıran, Türkiye’de “36 etnik grup vardır.” diyen bir Başbakan olmayacaksınız.
EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Atatürk de söylemişti Sayın Halaçoğlu.
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Herkesi kucaklayacak, etnik gruplara bölen bir Başbakan olmayacaksınız. Çünkü siz eğer bir ülkenin başbakanıysanız o ülkede herhangi bir etnik grubu ağzınıza bile almadan, hepsini “vatandaşım” diye kucaklayacaksınız.
VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) -Biz öyle yapıyoruz.
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Bir Başbakan hepsini birleştirici olacaktır.
İHSAN ŞENER (Ordu) – Aynen öyle…
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Aynen öyle olsaydı herhâlde bugünkü hâllere düşmezdik. Siz, bayrağı tahrik unsuru olarak gören bir Başbakan olmayacaktınız. “Türk’üm” demekten kaçınan, istinâd eden bir Başbakan olmayacaktınız.
(AK PARTİ sıralarından “Öyle bir şey yok.” sesi)
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Nasıl yok? Bir kere bile söyleyemeyen bir Başbakan görüyoruz karşımızda.
EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Her zaman söylüyor ya!
YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) –  “Her zaman”, ne zaman söylüyor? Bakın, bütün şeylere bakın, Google, nereye bakarsanız bakın, görmeyeceksiniz, sadece “milletim” diyeceksiniz, hangi millet olduğunu söylemeyen bir Başbakan olacaksınız. (MHP sıralarından alkışlar)
….
Yusuf  Halaçoğlu, Genel Kurulda ne zaman söz alsa AKP’nin parmak indir kaldırla görevli yaylacı milletvekilleri kafalarına bomba düşmüş gibi şoka uğruyor.
Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi AKP’yi dağıtmak için 2 dakikalık esaslı bir konuşma yetip de artıyor!..

Bir Sorun ve Cevap…


SORU: Ben 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Yaklaşık 1 yıldır bir birlikteliğim var. Erkek arkadaşımla çok iyi anlaşıyoruz Sevecen, ilgili ve çevresi tarafından çok sevilen biri. Güzel bir arkadaşlığım var, fakat bu uyum cinsel hayatımıza yansımıyor. Onunla aşk üzerine değil de anlaşma üzerine kurulu bir beraberliğimiz var. Sorun benden kaynaklanıyor. Sevgilimin cinsel arzularını cevaplayamıyorum ve bu durumdan çok şikayetçiyiz. Ben onu tutkuyla değil de çocuk sever gibi seviyorum. Ona hep sarılmak ve hep göğsünde uyumak istiyorum. Cinselliğimiz bir erkeği tatmin edemeyecek kadar az ve yüzeysel. Aramızda tensel bağ oluşmuyor. Benim cinsel soğukluğum mu var, yoksa erkek arkadaşımı sadece bir arkadaş olarak mı görüyorum? Bu sorular beynimi kemiriyor.

CEVAP: Değerli okurum, herhalde küçüklüğünde bebeklerle oynarken beynin oyuncaklara takılıp kalmış. Yani erkeği de, sevgilini de böyle çocuk ya da oyuncak gibi görmen bence bundan. Ama bir oyuncağın sadece yanakları yok ki. Daha birçok oynanacak yeri var. Elleri, ayakları, göğsü vb. Eğer o bebeklerle oynarken elini, parmağını bütün bedeninde, alt taraflarında dolaştırsaydın beynin “Yahu burada da hoş şeyler varmış” diyebilirdi. Sen de kadınlık yolunda merdivenlerin yarısı tırmanmış olurdun. Birdenbire bir geçiş yapman kolay değil. Oyuncaklarını çoğalt, ruhunu alıştır, sonra bedene geçiş sağlarsın.

E-Ticaret


Öncelikle, e-ticaret yapmayı düşünüyorsanız ama daha önceden ticaret yapmamış, doğru tedarikçi bağlantılarını sahip olmamışsanız ve bunun yanısıra çok da parlak bir fikriniz yoksa, yol yakınken vazgeçin.

Bundan 10 sene önce olsa, kurardınız e-ticaret altyapısını, Anadolu’da bulunması zor ürünleri listenize ekler ve beklerdiniz. Az ya da çok mutlaka bir satışınız olurdu. Ama şimdi durum değişti.

Şimdi olumlu olan yön, ihtiyacınız olan türden bir web sitesini başta büyük paralar harcamadan, işin yürüyüp yürümeyeceğine emin olana kadar kiralık sistemlerden (ideasoft gibi) birini kiralayarak ve çok daha az teknik bilgi ile bulabilirsiniz.

Bunun dışında hiçbir olumlu yönü yok.

Olumsuz yönlerin bazıları ise;
Tedarikçi bulmak neredeyse imkansız. Çünkü şu anda binlerce web sitesi mal satmaya çalışıyor ve tedarikçilerin de web siteleri var. Tedarikçiler önceliği kendi web sitelerine ya da çok büyük firmalara veriyor ve kendilerinden hergün XML isteyen yüzlerce firmayla uğraşmıyorlar bile. Diyelim ki size XML gönderdiler. Kendilerinde ya da çok büyük stoklarla çalışan firmalardaki fiyatlarla sizin yarışabilmeniz çok zor. Ya sıfır karla satış yapacaksınız, ya da Seda Sayan gibi bir markayı yanınıza alacaksınız.

Bir diğer zorluk google tarafında. Büyüklü küçüklü birçok firma google’da ilk sayfada çıkabilmek için SEO yatırımları yapıyorlar. Bu yatırımların 6 aylık ortalama maliyeti ise 30 Bin TL civarında ve bu paranın altında “Abi ben SEO işinizi yaparım” diyenler ise sadece paranızı alıp uzayacak tiplerdir. Eğer SEO konusunda zayıf kalırsanız, tüm gelirinizi Adwords kanalı ile google’a vermek zorundasınız. Yani aslında kahveciye çalışırsınız.

Bir diğer zorluk, nakliye ayağıdır. Siz ürünü büyük bir siteye göre %5 ucuza satarsınız fakat o firma çok yüklü kargo gönderdiği için müşterilerine bedava kargo imkanı sunar. Bu durumda, doğal olarak sizin fiyatlarınızdan daha düşük fiyatlara ürün gönderir.

Bir diğer zorluk, stok tutma maliyeti. Büyük firma, kataloğunda yer alan her üründen birkaç taneyi elinde bulundurur ve aynı gün kargo ibaresi kullanabilirken, siz bunu yapacak maddi imkana sahip olmadığınız için, tüketicilerin gözünde “güvenilmez” olursunuz ve yine tüketiciler kaçar.

Diyelim ki müşteri sizin o anda stoğunuzda yer almayan bir ürünü sipariş etti. Bu durumda da asıl sürpriz tedarikçiden gelir; O ürün aylardır yoktur ya da fiyatı değişmiştir.

Kredi kartı için sanal pos ihtiyacınız olacak ve bankalar bunu bedava vermezler. Verdiklerinde ise, firmanızın işlem hacmine göre ya da sizin ikna yeteneğinize göre taksitlendirme faiz oranları belirlerler. Oysa ki büyük firmalarda peşin fiyatına taksit imkanı vardır.

Kapıda ödeme sistemine geçmeniz gerekir, çünkü birçok kullanıcı kredi kartı bilgisini vermek istemez. Bu sisteme geçtiğinizde ise, aracı olan kargo firmasına komisyon ödersiniz ve kardan geriye hiçbirşey kalmaz.

Son bir olumsuzluk daha belirtmek gerekirse; kullanıcı neden sizden alışveriş yapsın ki? Koskoca Doğan Grubu, Doğuş Grubu, Gold Bilgisayar, Bimeks, Sabancı Grubu, Distribütörler dururken, neden sizden alışveriş yapsın?

Herşeyden önemlisi, bu soruya cevap verebiliyorsanız ve cevabınız sizin için yeterliyse, işte o zaman bu işe girin. Şu anda piyasada gördüğünüz sitelerin büyük bir kısmı para kazanmıyor. Ayakta kalanlar, mağaza üzerine kurulu ve balık tutmak için atılmış yem gibi olan siteler ve büyük firmaların siteleridir. Diğerleri ise açılır ve ilk sene sonunu bile göremeden kapanır.

“Yapacam uleeeyynnn” diyorsanız, hayırlı işler size…


Bu odada 45 dakikadan fazla kimse kalamadı. Dünyanın en sessiz yeri Steven Orfield tarafından oluşturulan bu oda “SESSİZLİK ODASI”. Burada ses düzeyi -9 desibeldir. Bu odada kimse 45 dakikadan fazla kalamadı. Belli bir süre sonra kalp atışınızı damarlarınızdaki kanın akışını bağırsaklarınızın seslerini duyuyorsunuz. Esas işin kötü yanı 25. dakikadan sonra sessizlik nedeni ile iç kulaktaki denge merkezi devre dışı kalıyor ve ayakta duramıyorsunuz oturmak zorundasınız sessizliğin gücü bu, insan garip bir varlık.

http://www.teknokulis.com/Haberler/Guncel/2012/04/04/iste-yeryuzunun-en-sessiz-odasi